
2025 yılına adım atarken, Türkiye’deki vergi oranları hem bireylerin hem de şirketlerin finansal yol haritasını çizen en önemli unsurlardan biri. Türkiye vergi oranları 2025 düzenlemeleri, bir çalışanın cebine giren net maaştan tutun da bir şirketin yapacağı devasa bir yatırıma kadar her şeyi doğrudan etkiliyor.
Bu rehber, o karmaşık vergi kanunlarının arasında kaybolmanıza engel olmak için hazırlandı. Amacımız, güncel oranları ve bu oranların hayatınıza ne gibi etkileri olacağını sade ve anlaşılır bir dille anlatmak. Kısacası, size pratik bir başlangıç noktası sunmak istiyoruz.
Vergi dediğimiz şey, aslında devletin bize sunduğu kamu hizmetlerinin (eğitim, sağlık, altyapı, güvenlik gibi) finansal motorudur. Bu sistemi sağlam bir binanın temeli gibi düşünebilirsiniz; temel ne kadar güçlüyse, bina da o kadar ayakta kalır. İşte 2025 yılı vergi düzenlemeleri de bu temeli oluşturan en taze harç niteliğinde.
Her yıl ekonomik gidişat, enflasyon beklentileri ve hükümetin politikalarına göre vergi oranlarında ve matrahlarda oynamalar yapılır. Bu güncellemelerle vergi adaletini sağlamak ve ekonomik dengeyi korumak hedeflenir. Bu yüzden hem kişisel bütçenizi yönetirken hem de ticari bir iş yapıyorsanız bu oranları bilmek, sizi tatsız sürprizlerden korur.

Vergi sistemini daha net anlamak için en temel ayrımları bilmekte fayda var. Vergiler, en genel haliyle iki ana gruba ayrılır:
Bu temel ayrım, vergi yükünün nereden geldiğini anlamamızı sağlar. Bir yanda kazancımızdan kesilenler, diğer yanda harcama yaparken ödediklerimiz var.
2025 yılı için açıklanan vergi oranları, sadece uymak zorunda olduğumuz yasal rakamlar değil. Bunlar aynı zamanda ekonomik geleceğimizi şekillendiren kritik finansal göstergeler. Bu oranları doğru okumak, bütçenizi çok daha akıllıca yönetmenin ilk adımıdır.
Bu rehberin devamında, Türkiye vergi oranları 2025 başlığı altında tüm bu vergi türlerini tek tek masaya yatıracağız. Gelir vergisi dilimlerinin maaşınızı nasıl etkilediğinden, KDV oranlarının alışveriş sepetinize nasıl yansıdığına kadar her konuyu somut örneklerle açıklayacağız. Çünkü amacımız size sadece bilgi yığınları sunmak değil, bu bilgiyi günlük hayatınızda kullanabileceğiniz pratik bir yol arkadaşına dönüştürmek.
Aşağıdaki tablo, en sık karşılaşılan vergi türlerine ve 2025 yılı için beklenen başlangıç oranlarına hızlı bir bakış atmanızı sağlayacak.
| Vergi Türü | Kapsamı ve Açıklaması | Temel Oran veya Başlangıç Dilimi |
|---|---|---|
| Gelir Vergisi | Bireylerin bir takvim yılı içinde elde ettikleri kazanç ve gelirler üzerinden alınır. Maaşlar, kiralar, serbest meslek kazançları bu kapsama girer. | %15 (İlk vergi dilimi) |
| Kurumlar Vergisi | Şirketlerin, kooperatiflerin ve diğer tüzel kişiliklerin bir hesap dönemi içinde elde ettikleri safi kazanç üzerinden hesaplanır. | %25 (Standart oran) |
| Katma Değer Vergisi (KDV) | Mal ve hizmetlerin teslimi sırasında, her aşamada yaratılan katma değer üzerinden alınır. Tüketiciye yansıtılan bir harcama vergisidir. | %1, %10, %20 (Ürün ve hizmet türüne göre değişir) |
| Özel Tüketim Vergisi (ÖTV) | Lüks tüketim malları, motorlu taşıtlar, tütün mamulleri, alkollü içecekler gibi belirli ürünlerden maktu veya oransal olarak alınır. | Ürün grubuna göre değişken oranlar |
| Damga Vergisi | Kişiler ve kurumlar arasındaki hukuki işlemleri belgeleyen kağıtlar (sözleşmeler, beyannameler vb.) üzerinden alınır. | Belgenin türüne ve değerine göre değişken oranlar |
Bu tablo, vergi dünyasına hızlı bir giriş yapmak için harika bir başlangıç noktası. İlerleyen bölümlerde her birini daha derinlemesine inceleyeceğiz.
Türkiye’deki vergi sisteminin bel kemiği olan gelir vergisi, özellikle biz ücretli çalışanlar ve serbest meslek sahipleri için mali planlamanın tam merkezinde yer alır. Sistem, kazancımız arttıkça ödediğimiz vergi oranının da kademeli olarak yükseldiği, artan oranlı bir yapıya dayanıyor. Bu sistemi, dolmak üzere olan farklı büyüklükteki bardaklara benzetebiliriz; ilk ve en küçük bardak dolduğunda su bir sonrakine taşar ve her yeni bardak daha yüksek bir vergi oranını simgeler.
Bu sistem, kazancınızın tamamının tek ve yüksek bir orandan vergilendirildiği anlamına gelmiyor. Aksine, gelirinizin sadece belirli bir dilimi aşan kısmı daha yüksek bir orana tabi tutuluyor. Bu yaklaşım, vergi adaletini sağlamayı amaçlar; yani daha fazla kazananın, gelirinin artan kısmıyla orantılı olarak sisteme daha fazla katkıda bulunması hedeflenir. Türkiye vergi oranları 2025 düzenlemeleri de bu mantıkla şekillenmiştir.

Her yıl olduğu gibi, 2025 yılı için de gelir vergisi dilimleri ve oranları yeniden düzenlendi. Bu oranlar, bir takvim yılı içinde elde ettiğiniz toplam brüt gelirinize (yani kümülatif vergi matrahınıza) göre belirlenir. Yılın başında daha düşük bir dilimde vergi öderken, aylar ilerledikçe ve toplam kazancınız arttıkça bir üst dilime geçersiniz.
Bu yapı, özellikle yılın ikinci yarısında net maaşınızda neden bir düşüş yaşandığını da çok net bir şekilde açıklıyor. 2025 yılı için belirlenen dilimler, mali planlamanızı yaparken size yol gösterecektir. Vergi dilimlerinin yapısını ve oranlarını daha net anlamanız için hazırladığımız aşağıdaki infografik, konuyu harika bir şekilde özetliyor.

Yukarıdaki görselde de görebileceğiniz gibi, geliriniz arttıkça vergi oranınız da adım adım yükseliyor. İşte bu durum, vergi yükünüzün yıl içinde değişmesine neden olan temel dinamik.
Resmi düzenlemeye göre Türkiye’de 2025 yılı gelir vergisi dilimleri, 30 Aralık 2024 tarihli Resmî Gazete’de yayımlanan 32768 Sayılı 2. Mükerrer Gelir Vergisi Genel Tebliği ile kesinleşti. Bu tebliğe göre yıllık gelir üzerinden alınan vergi oranları şu şekilde kademelendirildi: İlk dilim 158.000 TL’ye kadar %15, ikinci dilim 158.000 TL ile 330.000 TL arası için %20, üçüncü dilim 330.000 TL ile 1.200.000 TL arası için %27, dördüncü dilim 1.200.000 TL ile 4.300.000 TL arası için %35 ve son olarak %40‘lık oran ise 4.300.000 TL’den fazla gelirler için geçerli olacak.
Vergi dilimi geçişi aslında bir ceza değil, artan oranlı ve adil vergilendirme sisteminin doğal bir sonucudur. Geliriniz arttıkça, sadece artan kısım için daha yüksek bir oran ödersiniz; bu durum, önceki kazancınızın vergi oranını kesinlikle etkilemez.
Peki bu dilimler net maaşınızı somut olarak nasıl etkiliyor? Gelin, basit bir örnekle durumu netleştirelim:
Bu basit hesaplama bile, gelir vergisinin dinamik yapısını ve maaşınız üzerindeki doğrudan etkisini açıkça ortaya koyuyor. Eğer bu konuda daha fazla detaya inmek isterseniz, hazırladığımız yıllık gelir vergisi rehberimizi de mutlaka inceleyin.

Vergi sisteminin arka planında sessiz sedasız çalışan ama etkisi devasa olan bir mekanizma var: yeniden değerleme oranı. Her yılın son çeyreğinde Türkiye İstatistik Kurumu (TÜİK) tarafından açıklanan Yurt İçi Üretici Fiyat Endeksi’ne (Yİ-ÜFE) göre belirlenen bu oran, aslında vergi sisteminin enflasyona karşı kendini koruma kalkanıdır. Tıpkı bir binanın temelinin, zemindeki oynamalara göre esneyip ayarlanması gibi, yeniden değerleme oranı da ekonomideki dalgalanmalara karşı vergi kalemlerini, harçları ve cezaları yeniden kalibre eder.
Bu oranın en temel işlevi, paranın değer kaybetmesinin vergi adaletini sarsmasını önlemektir. Düşünsenize, vergiler, harçlar ve cezalar yıllarca sabit kalsaydı, enflasyon karşısında eriyip adeta sembolik rakamlara dönüşürdü. İşte yeniden değerleme oranı tam da bu erimeyi engelleyerek sistemin güncel ve işler kalmasını sağlar. Bu yüzden Türkiye vergi oranları 2025 rakamlarını tam olarak anlamak için bu oranın oyun kurucu rolünü bilmek şarttır.

Yeniden değerleme oranı açıklandığı an, ertesi yılın başından itibaren pek çok kalemde otomatik bir artışın fitili ateşlenmiş olur. Bu durum, vergi sisteminin ne kadar dinamik bir yapıya sahip olduğunun en net kanıtıdır.
Bu orandan doğrudan nasibini alan başlıca kalemler şunlar:
Bu otomatik güncelleme mekanizması, bir yandan devletin gelirlerinin enflasyon karşısında erimesini önlerken, diğer yandan da biz mükellefler için öngörülebilir bir artış çerçevesi sunar.
Yeniden değerleme oranıyla gelen bu genel artışlar, ilk bakışta vergi yükünü ağırlaştıran bir unsur gibi durabilir. Ancak sistem, bu artışları dengeleyecek mekanizmalara da sahip. Bu mekanizmaların en başında ise asgari ücret vergi istisnası geliyor. Asgari ücretin gelir vergisi ve damga vergisinden muaf tutulması, özellikle düşük ve orta gelirli çalışanların omuzlarındaki vergi yükünü hafifleten kritik bir rol oynuyor.
Yeniden değerleme oranı, vergi sisteminin enflasyona karşı bir sigortasıdır. Gelir vergisi dilimlerinden harçlara kadar pek çok kalemi güncelleyerek, vergi adaletinin ekonomik koşullara uyum sağlamasına yardımcı olur.
Türkiye’de 2025 yılı için gelir vergisi oranlarının yanı sıra damga vergisi ve beyanname oranlarında da yeni düzenlemeler mevcut. Asgari ücrete uygulanan vergi muafiyetleri, bu yıl da çalışanların vergi yükünü hafifletme görevini sürdürüyor. 2025 vergi dilimleri belirlenirken yeniden değerleme oranları dikkate alındı. Bu sayede, enflasyon ve ekonomik koşullar göz önünde bulundurularak mükelleflerin vergi yükü dengelenmeye çalışıldı. Türkiye’deki vergi oranları hakkında daha fazla bilgiye ozbekcpa.com adresinden ulaşabilirsiniz.
Kısacası, yeniden değerleme oranı sadece teknik bir gösterge değil; aynı zamanda vergi sisteminin makroekonomik verilerle nasıl konuştuğunu, onlara nasıl adapte olduğunu gösteren hayatın içinden bir araçtır. Bu oranı anlamak, vergi dilimlerindeki ve diğer mali yükümlülüklerdeki değişimlerin arkasındaki mantığı kavramamızı sağlar.
Vergi yükümüzü düşündüğümüzde çoğumuzun aklına ilk olarak maaşımızdan kesilen gelir vergisi gelir. Oysa bütçemizi asıl şekillendiren, günlük hayatımızın her anına dokunan görünmez bir güç daha var: dolaylı vergiler. Bu vergiler, doğrudan kazancımızdan alınmak yerine, satın aldığımız ürün ve hizmetlerin fiyat etiketlerine ustaca gizlenir. Bu sistemin iki başrol oyuncusu ise Katma Değer Vergisi (KDV) ve Özel Tüketim Vergisi (ÖTV)’dir.
Bu vergileri, bir nehrin akışını yönlendiren küçük ama etkili kanallar gibi düşünebilirsiniz. Tek başlarına belki gözünüze çarpmazlar ama bir araya geldiklerinde harcamalarımızın yönünü ve miktarını kökünden değiştirirler. Market alışverişinden yeni bir araba hayaline kadar attığımız her finansal adım, bu vergilerin gölgesi altındadır. Hal böyle olunca, Türkiye vergi oranları 2025 çerçevesinde bu dolaylı vergileri çözmek, bilinçli bir tüketici olmanın ilk ve en önemli adımı haline geliyor.

Katma Değer Vergisi, yani hepimizin bildiği adıyla KDV, tüketim üzerinden alınan en yaygın vergi türüdür. Sistem aslında oldukça zekice kurgulanmıştır: bir ürünün tarladan rafa gelene kadarki her aşamada kazandığı yeni değeri vergilendirir. Ancak zincirin sonunda tüm bu yük, her zaman nihai tüketicinin, yani bizim omuzlarımızdadır. Türkiye’de 2025 yılı itibarıyla üç temel KDV oranı bulunuyor ve her bir oran, farklı ürün ve hizmet gruplarını kapsıyor.
Bu oranları bilmek, yaptığınız harcamalarda ödediğiniz paranın ne kadarının aslında vergi olduğunu anlamanızı sağlar.
Bu oranların bir ürünün fiyatına nasıl yansıdığını ve aslında ne kadar vergi ödediğinizi daha net görmek isterseniz, KDV hesaplama yöntemleri üzerine hazırladığımız detaylı rehberimizi inceleyebilirsiniz. Bu bilgi, bütçenizi yönetirken size bambaşka bir bakış açısı kazandıracak.
Özel Tüketim Vergisi, yani ÖTV, KDV’den farklı bir mantıkla çalışır ve sadece belirli ürün gruplarından alınır. Devlet bu vergiyle aslında birden fazla hedefi vurur: genellikle lüks tüketim mallarını, çevreye veya sağlığa zararlı ürünleri ve bazı ithal ürünleri hedefler. Yani ÖTV’nin amacı sadece Hazine’ye gelir sağlamak değil, aynı zamanda bazı tüketim alışkanlıklarımızı da şekillendirmektir.
İşin can alıcı noktası ise şu: ÖTV, ürünün fabrika çıkış fiyatına eklendikten sonra ortaya çıkan yeni toplam tutar üzerinden bir de KDV hesaplanır. Bu durum, fiyatlar üzerinde adeta katlamalı bir etki yaratır.
ÖTV, bir ürünün maliyetine eklenen ilk ve en ağır yüklerden biridir. Bu vergi, özellikle motorlu taşıtlar ve akaryakıt gibi yüksek maliyetli ürünlerde nihai tüketici fiyatını dramatik bir şekilde artırır. Bu durum, ÖTV’yi bütçe planlamasında göz ardı edilemeyecek bir faktör haline getirir.
2025 yılında ÖTV’nin cebimizi en çok etkilediği başlıca ürün grupları şöyle sıralanıyor:
Sonuç olarak, KDV ve ÖTV gibi dolaylı vergiler, biz farkında olmasak da harcama kararlarımızın tam merkezinde yer alıyor. Bu vergilerin oranlarını ve hangi ürünleri nasıl etkilediğini bilmek, finansal okuryazarlığın temel bir parçasıdır ve hepimizin daha akıllıca harcama kararları almasına olanak tanır.
Bireylerin vergi dünyasından çıkıp şirketlerin ve girişimcilerin mali sorumluluklarına adım attığımızda, karşımıza ilk çıkan ve en temel kavram kurumlar vergisidir. En basit anlatımıyla bu vergi, bir şirketin ticari faaliyetleri sonucunda elde ettiği net kâr üzerinden devlete ödediği paydır. Tıpkı bir çalışanın maaşından gelir vergisi kesilmesi gibi, şirketler de yıl sonunda kasalarında kalan kârın bir kısmını kurumlar vergisi olarak ödemekle yükümlüdür.
Türkiye vergi oranları 2025 düzenlemelerine göre, kurumlar vergisi oranı genel olarak %25 seviyesinde sabitlenmiş durumda. Elbette bankacılık ve finans gibi bazı özel sektörlerde bu oran farklılaşabiliyor, ancak ticari işletmelerin büyük çoğunluğu için geçerli olan temel oran bu. Bu vergi, aslında şirketin bir yıllık finansal performansının en net özetidir ve doğrudan kârlılıkla bağlantılıdır.
Ancak bir işletmenin vergi yolculuğu, sadece yıl sonunda ödenen bu tek vergiyle bitmiyor. Yıl boyunca devam eden ve şirketin nakit akışını doğrudan etkileyen başka önemli sorumluluklar da var. Bunları, vergi sisteminin daha düzenli işlemesini sağlayan ve ödemeleri yıla yayan ara mekanizmalar olarak düşünebiliriz.
Bu mekanizmaların en bilinenleri şunlar:
Bu iki uygulama, işletmelerin vergi ödemelerini tüm yıla yayarak daha sağlıklı bir finansal planlama yapmalarına olanak tanır. Özellikle geçici vergi hesaplama süreçlerini titizlikle yönetmek, yıl sonunda beklenmedik sürprizlerle karşılaşmamak için hayati önem taşır. Bu konuda daha detaylı bilgiye geçici vergi hesaplama rehberimizden ulaşabilirsiniz.
Özellikle KOBİ’ler ve yola yeni çıkmış girişimler için vergi planlaması, yasal bir zorunluluk olmanın ötesinde, adeta bir hayatta kalma stratejisidir. Akıllıca yapılmış bir vergi planlaması, şirketin nakit akışını düzenler, gereksiz maliyetlerin önüne geçer ve nihayetinde kârlılığı artırır.
Vergi planlaması, sadece ne kadar vergi ödeyeceğinizi bilmek değildir; aynı zamanda yasal teşviklerden ve muafiyetlerden sonuna kadar faydalanarak şirketin kaynaklarını en verimli şekilde kullanma sanatıdır. Bu, özellikle büyüme yolculuğundaki bir işletme için en güçlü rekabet avantajlarından birine dönüşebilir.
Doğru bir strateji, yatırım kararlarından gider yönetimine kadar şirketin her adımına yön verir. Örneğin, yatırım teşviklerinden yararlanarak vergi yükünü hafifletmek ya da Ar-Ge indirimleriyle maliyetleri aşağı çekmek mümkündür. İşte bu yüzden, her işletme sahibinin 2025’teki mali sorumluluklarını net bir şekilde kavraması ve proaktif bir vergi stratejisi geliştirmesi, uzun vadeli başarının olmazsa olmazıdır.
Her çalışanın yıl ortasına doğru bordrosuna bakıp sorduğu o meşhur soru: “Ocak ayında maaşım daha yüksekti, şimdi neden daha az alıyorum?” Bu durum ilk bakışta bir hesaplama hatası ya da beklenmedik bir kesinti gibi gelse de, aslında Türkiye’deki artan oranlı vergi sisteminin tamamen doğal bir sonucu. Sebebi ise çok basit: kümülatif gelir vergisi matrahınızın artarak sizi bir üst vergi dilimine taşıması.
Bu süreci, her biri farklı bir vergi oranını temsil eden ve sırayla dolmayı bekleyen su bardakları gibi düşünebiliriz. Yılın başında, geliriniz en küçük ve en düşük oranlı bardağı (%15) doldurmaya başlar. Her ay maaşınız bu bardağa aktıkça, bardak yavaş yavaş dolar. Birkaç ay sonra bu ilk bardak tamamen dolduğunda, gelirinizin bundan sonraki kısmı bir sonraki, daha yüksek oranlı bardağa (%20) akmaya başlar. İşte maaşınızdaki net düşüşün başladığı an, tam olarak bu “taşma” anıdır.
Konuyu daha net anlamak için brüt maaşı 40.000 TL olan bir çalışanın basit senaryosuna bakalım. Bu örnekte SGK, işsizlik sigortası gibi diğer kesintileri bir kenara bırakıp sadece gelir vergisi matrahına odaklanacağız.
Bu geçişle birlikte, çalışanın ödediği toplam vergi miktarı artar ve eline geçen net ücrette gözle görülür bir düşüş yaşanır.
Maaşınızdaki bu düşüş bir “kayıp” değil, kazancınızın artan kısmının, adil vergilendirme ilkesi gereği daha yüksek bir orandan vergilendirilmesinin bir yansımasıdır. Önceki aylarda düşük dilimden vergilendirilen kazancınız bu durumdan etkilenmez.
Türkiye’de gelir vergisi dilimlerinin yıl içindeki bu işleyişi, çalışanların ve işletmelerin finansal planlamalarını doğrudan etkiler. 2025 yılı oranlarına göre, yıllık geliri 110.000 TL‘yi aşan bir kişi %20’lik ikinci vergi dilimine girer. Yani, kazancın ilk 110.000 TL’lik kısmı için %15 vergi ödenirken, bu tutarı aşan her bir kuruş için %20 vergi uygulanır. Bu kademeli sistem, serbest meslek sahipleri ve ticari kazanç elde edenler için de aynı şekilde işler. Vergi dilimlerinin nasıl hesaplandığına dair daha fazla detaya Garanti BBVA’nın ilgili blog yazısından ulaşabilirsiniz.
Yıl içinde maaşınıza yapılan bir zam, aldığınız bir prim veya herhangi bir ek ödeme, kümülatif vergi matrahınızın çok daha hızlı birikmesine neden olur. Bu da sizi normalde olacağından daha erken bir tarihte bir üst vergi dilimine sokar.
Örneğin, normal şartlarda eylül ayında %20’lik dilime girecek bir çalışan, eğer haziran ayında bir prim alırsa, bu ek gelir matrahını anında şişireceği için belki de daha temmuz ayında bir üst dilime geçmiş olur. Bu yüzden finansal planlama yaparken yıl içinde almayı beklediğiniz tüm ek gelirleri hesaba katmak, vergi dilimi geçişinin ne zaman olacağını öngörmek açısından kritik öneme sahiptir. Bu durumu anlamak, bütçenizi daha isabetli yönetmenize ve yılın ikinci yarısında karşılaşabileceğiniz nakit akışı sürprizlerine karşı hazırlıklı olmanıza yardımcı olur.
Türkiye’nin 2025 yılı vergi düzenlemelerine dair bu detaylı yolculuğumuzun sonuna yaklaşırken, kafanızda belirebilecek bazı kritik sorulara net ve pratik cevaplar vermek istedik. Bu bölüm, en çok merak edilen konulara hızlıca göz atarak vergi dünyasındaki işlerinizi biraz daha kolaylaştırmayı hedefliyor.
Gelir vergisi iadesi, aslında oldukça basit bir mantığa dayanıyor: Yıl içinde devletin sizden alması gerekenden daha fazla vergi kesildiyse, o fazlalığı geri alırsınız. Bu durum en çok maaşlı çalışanların başına gelir. Belki yıl içinde aldığınız bir prim veya ek ödeme yüzünden bir anda üst vergi dilimine atladınız ve maaşınızdan daha yüksek bir kesinti yapıldı.
Fakat yıl sonu geldiğinde, beyannamenizde belirttiğiniz eğitim veya sağlık harcamaları gibi indirimler sayesinde ödemeniz gereken toplam vergi, aslında kesilenden daha düşük çıkabilir. İşte bu aradaki fark, vergi iadesi olarak size geri ödenir. Özellikle serbest çalışanlar ve kira geliri olanlar için beyannameyi doğru doldurmak, bu tür iade haklarını kaçırmamak adına hayati önem taşır.
Eğer mülkünüzden kira geliri elde ediyorsanız, verginizi beyan ederken önünüzde iki yol var. Hangisinin sizin için daha avantajlı olduğuna karar vermeniz gerekiyor.
Ama dikkat! Hangi yöntemi seçerseniz seçin, bu kararınızdan iki yıl boyunca dönemezsiniz. Bu yüzden karar vermeden önce mülkünüzün olası masraflarını iyi düşünmek, en akıllıca strateji olacaktır.
Kesinlikle evet! 29 yaşını doldurmamış ve hayatında ilk defa kendi şirketini kuran genç girişimcilere sunulan vergi ve sigorta prim teşvikleri, 2025 yılında da tüm hızıyla devam ediyor. Bu harika destek sayesinde genç girişimciler, tam üç vergilendirme dönemi boyunca kazançlarının belirli bir üst limite kadar olan kısmından gelir vergisi ödemiyorlar.
Bununla da kalmıyor, bir yıl boyunca Bağ-Kur primlerini de Hazine karşılıyor. Gençlerin iş kurarken omuzlarındaki mali yükü hafifleten bu teşvik, Türkiye vergi oranları 2025 düzenlemeleri içinde girişimcilik ekosistemini ayakta tutan en önemli desteklerden biri olmaya devam ediyor.
İş dünyasında maliyetlerinizi düşürürken prestijinizi artırmak mı istiyorsunuz? Workon, sanal ofisten hazır ofise kadar sunduğu esnek çözümlerle işletmenizin tüm ofis ihtiyaçlarını karşılıyor. Profesyonel bir iş adresine sahip olmak ve operasyonel yüklerinizi hafifletmek için https://www.workon.com.tr adresini ziyaret ederek modern çalışma alanlarımızı keşfedin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!