
Her büyük başarı bir fikirle başlar. Ama o fikri ayakta kalabilen, büyüyen bir işe dönüştürmenin yakıtı sermayedir. İşte tam bu kritik eşikte girişimcilik devlet destekleri devreye giriyor ve projenizin ihtiyaç duyduğu o ilk finansal gücü sağlıyor. Bu destekleri sadece bir nakit yardımı olarak düşünmeyin; aslında iş modelinizin potansiyelini kanıtlayan bir nevi onay mührüdür.
Devlet desteklerini, bir girişimcinin uzun ve engebeli yolculuğunda stratejik noktalara yerleştirilmiş ikmal istasyonlarına benzetebiliriz. Bu istasyonlar, daha yolun başında sermaye eksikliği yüzünden duraklamanızı engeller, hedeflerinize doğru ilerlerken size ciddi bir ivme kazandırır.

Bu desteklerin anlamı, finansal yardımın çok daha ötesine geçiyor. Bir devlet kurumundan destek almaya hak kazanmak demek, iş fikrinizin ve planınızın potansiyel taşıdığının, titiz bir değerlendirmeden geçtiğinin ve güvenilir bulunduğunun somut bir kanıtıdır. Bu durum, projenizin prestijini artırarak gelecekte özel yatırımcıların ve melek yatırımcıların da kapısını çalmanızı kolaylaştırır.
Devletin sunduğu bu imkanlar, rekabette bir adım öne geçmeniz için kilit bir rol oynar. Rakipleriniz kendi ceplerinden harcayarak Ar-Ge yapmaya veya yeni pazarlara açılmaya çalışırken, siz aldığınız hibeler sayesinde bu süreçleri çok daha az finansal riskle ve daha hızlı yönetebilirsiniz. Bu da pazara daha erken girip pay kapmanız anlamına gelir.
Pek çok girişimci için en büyük kabuslardan biri, işin ilk aylarındaki nakit akışını yönetmektir. Personel maaşları, ofis kirası, pazarlama giderleri gibi sabit maliyetler, henüz düzenli geliri olmayan bir işletme için gerçekten ağır bir yük olabilir.
Girişimcilik devlet destekleri, bu kritik ilk dönemde size adeta bir can simidi olur. İşletmenizin operasyonel giderlerini karşılayarak, tüm enerjinizi ve odağınızı ürününüzü geliştirmeye ve müşteri bulmaya yöneltmenize olanak tanır.
Bu destekler, farklı iş modelleri ve ihtiyaçlara göre de çeşitlilik gösterir. Gelin birkaç örnek üzerinden gidelim:
Sonuç olarak, parlak bir fikri olan ancak finansal engellere takılan her girişimci için devlet destekleri adeta bir kaldıraç görevi görür. Doğru desteği doğru zamanda kullanarak hayallerinizdeki işi kurabilir ve onu sürdürülebilir bir başarı hikayesine dönüştürebilirsiniz.

Girişimcilikte devlet desteklerini araştırmaya başladığınızda karşınıza sürekli iki kavram çıkacak: hibe ve kredi. Bu ikisi arasındaki farkı bilmek, yol haritanızı çizerken vereceğiniz en kritik kararlardan biri. Doğru seçim işinizi kanatlandırırken, yanlış bir tercih en başta nakit akışınızı zora sokabilir.
İsterseniz şöyle basit bir benzetme yapalım: Hibeyi, ailenizin size “Al bu parayla kendine bir bilgisayar al, geri istemiyoruz” demesi gibi düşünebilirsiniz. Bir hediye. Kredi ise daha çok, “Bu parayla bilgisayarını al ama önümüzdeki altı ay harçlıklarından keserek geri ödeyeceksin” demelerine benzer. Sonuçta ikisi de o anki ihtiyacınızı çözer ama geri ödeme sorumlulukları geceyle gündüz kadar farklıdır.
Hibe, en basit haliyle, projeniz onaylandığında size verilen ve geri ödemesi olmayan bir finansal destektir. Özellikle yolun başındaki bir girişimci için bu, borçlanmadan sermaye elde etmek anlamına geldiği için paha biçilmez bir fırsattır. Devlet bu kaynağı genellikle yenilikçi, teknoloji üreten ya da ülkeye yüksek katma değer sağlayacak projelere ayırır.
Hibeler genellikle şu tür harcamalar için biçilmiş kaftandır:
Unutmayın, hibeler “karşılıksız para” demek değildir. Destek, belirli hedeflere ulaşmanız, harcamaları faturalandırmanız ve projeyi söz verdiğiniz gibi tamamlamanız şartıyla verilir. Kurumlar bu süreci oldukça sıkı takip eder.
Peki, devlet desteklerinin dağılımı nasıl? Aşağıdaki infografik, hangi destek türünün ne kadar yaygın olduğu konusunda güzel bir özet sunuyor.

Görselden de anlaşıldığı gibi, hibeler aslan payını alsa da faizsiz krediler ve dolaylı destekler de girişimciler için önemli bir yer tutuyor.
Krediler ise, genellikle piyasa koşullarından çok daha avantajlı, yani düşük faizli hatta bazen tamamen faizsiz olarak sunulan borçlardır. Belirlenen vade sonunda ana paranın geri ödenmesi gerekir. Banka kredilerinden en temel farkı da işte bu sunduğu inanılmaz avantajlı geri ödeme koşullarıdır. Krediler, genellikle getirisi daha net ve öngörülebilir yatırımlar için mantıklıdır.
Örneğin, üretim kapasitenizi %20 artıracak yeni bir makine alacaksanız, düşük faizli bir devlet kredisi kullanmak akıllıca bir hamle olur. Çünkü o makinenin size kazandıracağı ek gelir, kredi taksitlerini zaten kendi kendine ödeyecektir.
Nakit akışınıza doğrudan olumlu etki eden dolaylı destekleri de es geçmemek gerek. Bunlar size nakit para vermez ama ödemeniz gereken bazı büyük masrafları ortadan kaldırarak size adeta nefes aldırır. Özellikle 29 yaş altı girişimciler için sunulan vergi ve sigorta primi teşvikleri bu kategorinin en güzel örneklerindendir.
Mesela, Genç Girişimci Desteği sayesinde tam bir yıl boyunca Bağ-Kur primi ödemezsiniz. 2025 yılı rakamlarıyla bu, yıllık 92.000 TL’den fazla bir paranın cebinizde kalması demektir. Bu parayla pekala pazarlama yapabilir veya ürününüzü geliştirebilirsiniz. Genç girişimcilere özel bu gibi fırsatlar hakkında daha detaylı bilgiye gençler için şirket kurma uygulamaları hakkındaki yazımızdan ulaşabilirsiniz.
İşin sırrı, işletmenizin ihtiyacına göre hibe, kredi ve dolaylı destekleri akıllıca birleştirmekte. Ar-Ge projeniz için TÜBİTAK’tan hibe alırken, operasyonel giderleriniz için KOSGEB’in düşük faizli kredisinden yararlanabilir ve tüm bunları yaparken vergi muafiyetlerinden de faydalanabilirsiniz. Önemli olan, her bir destek türünün ruhunu ve şartlarını doğru anlamak.

Türkiye’de girişimcilik ve devlet destekleri denince akla ilk gelen isim şüphesiz KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı). Tıpkı bir kutup yıldızı gibi, her yıl binlerce girişimciye ve KOBİ’ye yol gösteren, fikirlerine can suyu olan bu kurum, hayallerin gerçeğe dönüşmesinde başrolü oynuyor.
Özellikle ayakta duran, belli bir müşteri kitlesi edinmiş ama bir sonraki adıma geçmekte zorlanan işletmeler için hazırlanan programları paha biçilmez.
Bu programlar içinde en çok dikkat çekenlerden biri de İş Geliştirme Desteği. Adından da anlaşılacağı gibi bu destek, sıfırdan bir iş kurmaktan ziyade, mevcut işi “geliştirmek” üzerine kurgulanmış. Pazara tutunmuş ancak büyüme potansiyelini tam olarak kullanamayan, operasyonel olarak daha verimli hale gelmek isteyen işletmeler için adeta bir kaldıraç görevi görüyor.
KOSGEB’in resmi web sitesi, bu yolculukta en güncel ve doğru bilgilere ulaşacağınız ilk durak olmalı.

Ana sayfa üzerinden güncel duyurulara, başvuru tarihlerine ve tüm destek programlarının detaylarına kolayca erişebilirsiniz. Bu site, girişimciler için adeta bir bilgi merkezi.
Bu program, en az bir yıldır faaliyet gösteren KOBİ’leri hedefliyor. Yani, eğer işletmeniz o ilk zorlu “bebeklik” dönemini atlatıp artık emeklemeye veya yürümeye başladıysa, bu destek tam size göre olabilir.
Programın asıl amacı, işletmenizin rekabet gücünü artırmak, kurumsal bir yapıya kavuşmasını sağlamak ve dijitalleşme gibi günümüzün olmazsa olmazlarına adapte olmasına yardımcı olmak.
Desteklenen harcama kalemleri de oldukça geniş ve tamamen işletmenizin gerçek ihtiyaçlarına odaklanıyor. İşte operasyonlarınızı güçlendirecek o alanlardan bazıları:
KOSGEB desteklerinin belki de en güzel yanı, sizi stratejik düşünmeye ve planlı olmaya itmesidir. Başvuru süreci boyunca iş modelinizi, hedeflerinizi ve bu hedeflere ulaşmak için nelere ihtiyacınız olduğunu net bir şekilde kağıda dökmeniz gerekir. Bu da aslında farkında olmadan, kendi işiniz için paha biçilmez bir yol haritası çizmenizi sağlar.
İş Geliştirme Desteği, proje bazlı bir modelle çalışıyor. Yani, “paraya ihtiyacım var” gibi genel bir talep yerine, “işletmemi şu hedeflere ulaştırmak için bu makineye, şu personele ve bu tanıtım faaliyetine ihtiyacım var” gibi somut bir proje sunmanız gerekiyor. Hazırladığınız projeler, belirli başvuru dönemlerinde KOSGEB’e online olarak sunuluyor ve bir kurul tarafından titizlikle değerlendiriliyor.
KOSGEB’in girişimcilik ekosistemine yaptığı en değerli katkılardan biri de pozitif ayrımcılık politikaları. Destek programlarında genç, kadın, engelli, gazi veya birinci derecede şehit yakını olan girişimcilere her zaman özel avantajlar tanınıyor. Bu durum, İş Geliştirme Desteği programında da açıkça görülüyor.
Rakamlar da Türkiye’deki devlet desteklerinin ne kadar etkili olduğunu kanıtlar nitelikte. Örneğin, 2025 yılının ilk döneminde sadece KOSGEB İş Geliştirme Desteği programı ile 559 projeye toplamda 820 milyon TL destek sağlandı. Program, girişimcilere %80 destek oranı ile 1,5 milyon TL’ye kadar geri ödemeli destek imkânı sunuyor. Eğer girişimci genç, kadın, engelli, gazi veya birinci derecede şehit yakını ise bu üst limite ek olarak 150 bin TL daha ekleniyor ve destek miktarı artırılıyor. KOSGEB’in güncel duyurularına ve başvuru detaylarına bu linkten ulaşabilirsiniz.
Bu ek limitler, dezavantajlı grupların girişimcilik dünyasına daha sağlam bir adım atmasını sağlayan çok önemli bir teşvik. Eğer bu profillerden birine uyuyorsanız, başvurunuzda bu durumu mutlaka belirtin ve bu avantajı projenizi daha da güçlendirmek için kullanın.
Unutmayın, doğru planlanmış bir proje ve arkanızdaki KOSGEB gibi güçlü bir destekçi ile işinizi büyütmemeniz için hiçbir sebep yok.
Girişimcilik serüveninin ilk adımları, tıpkı toprağa yeni ekilmiş bir fidan gibidir. En kırılgan, en hassas ama aynı zamanda en çok desteğe ihtiyaç duyulan dönem. Neyse ki devlet, bu kritik başlangıç aşamasında gençlerin finansal yükünü hafifletmek için özel olarak tasarlanmış sağlam bir teşvik paketi sunuyor. Genç Girişimci Desteği olarak bildiğimiz bu program, 29 yaş altı girişimcilerin sırtındaki en ağır iki yükü, yani gelir vergisi ve Bağ-Kur primlerini hedef alıyor.

Bu destekleri, işinizi kurduğunuz ilk yıl boyunca yanınızdan ayrılmayan tecrübeli bir finans danışmanı gibi düşünebilirsiniz. Sizi gereksiz maliyetlerden koruyarak sermayenizi işinizi büyütmek, pazarlamaya harcamak veya ürününüzü geliştirmek gibi çok daha stratejik alanlara yönlendirmenize imkân tanır.
Bu paket, özellikle şahıs şirketi kurarak yola çıkan genç girişimciler için adeta bir can suyu niteliğinde. Bu destekler sayesinde nakit akışınız rahatlar ve işinizin geleceği için sağlam bir temel atmış olursunuz. Peki, bu avantajlar pratikte tam olarak ne anlama geliyor ve cebinizde ne kadar para kalmasını sağlıyor?
Genç Girişimci Desteği’nin en cezbedici yanlarından biri, sizi belirli bir kazanç eşiğine kadar gelir vergisinden tamamen muaf tutması. Bu, işinizin ilk yıllarında dişinizle tırnağınızla kazandığınız kârın önemli bir kısmının doğrudan size kalması demek.
Bu muafiyet, kazancınız belli bir sınıra ulaşana dek geçerli ve bu limit her yıl yeniden değerleme oranına göre güncelleniyor. Bu sayede, işinizi büyütürken bir de vergi yükünü düşünmek zorunda kalmadan çok daha özgür hareket ediyorsunuz. Buradan elde ettiğiniz avantajı doğrudan işinize geri yatırarak büyüme hızınızı katlayabilirsiniz.
Genç Girişimci Desteği, aslında sadece finansal bir yardım değil. Devletin size, “Fikrine ve potansiyeline inanıyorum, ilk adımlarında yanındayım” deme şekli. Bu manevi destek bile çoğu zaman bir girişimcinin motivasyonunu ve cesaretini katbekat artırıyor.
Bir girişimcinin en büyük sabit giderlerinden biri, her ay düzenli olarak ödemek zorunda olduğu sosyal güvenlik primleridir. Şirketinizi kurduğunuz anda Bağ-Kur yükümlülüğünüz de başlar ve bu, her ay kasadan düzenli bir para çıkışı demektir.
İşte Genç Girişimci Desteği’nin ikinci temel direği tam da burada devreye giriyor. Bu destek sayesinde, şirketinizin kurulduğu tarihten itibaren tam 1 yıl boyunca Bağ-Kur primleriniz Hazine tarafından karşılanıyor. Yani bir yıl boyunca sigorta maliyeti olmadan sosyal güvenceniz tıkır tıkır işlemeye devam ediyor.
Somut rakamlarla konuşacak olursak, 2025 verileriyle bir genç girişimci ilk yıl Bağ-Kur primi ödeme derdinden tamamen kurtuluyor. Bu da aylık yaklaşık 7.671,38 TL, yıllık ise toplamda 92.056,56 TL’lik devasa bir destek demek. Gelir vergisi muafiyetiyle birlikte, genç girişimcilerin yıllık kazançları 330.000 TL’nin altında kaldığı sürece vergi de ödemiyorlar.
Bu değerli desteklerden faydalanabilmek için elbette belirli şartları karşılamanız gerekiyor. Bu koşullar, desteğin gerçekten ihtiyacı olan, ticarete yeni atılan gençlere ulaşmasını sağlamak için özenle belirlenmiş.
İşte temel başvuru kriterleri:
Bu desteklerin tüm detaylarını, başvuru sürecinde nelere dikkat etmeniz gerektiğini ve aklınıza takılabilecek diğer tüm soruların cevaplarını sizin için hazırladığımız kapsamlı Genç Girişimci Desteği Rehberi 2025 yazımızda bulabilirsiniz. Başvuru sürecini hatasız tamamlamak, bu avantajlardan en kısa sürede yararlanmaya başlamanız için kritik öneme sahip.
İş fikriniz bir mobil uygulamadan, yapay zekâ tabanlı bir çözümden ya da çığır açacak bilimsel bir araştırmadan mı besleniyor? Eğer cevabınız evet ise, rotanızı geleneksel desteklerin ötesine, doğrudan teknolojinin ve inovasyonun kalbine çevirmeniz gerekiyor. İşte bu noktada sahneye Türkiye Bilimsel ve Teknolojik Araştırma Kurumu, yani hepimizin bildiği adıyla TÜBİTAK, giriyor.
TÜBİTAK ve bölgesel Kalkınma Ajansları, projenizin ihtiyaç duyduğu o özel finansman ve mentorluk ağını sunan en doğru adresler. Bu kurumlar, standart bir dükkan veya kafeden ziyade, potansiyeli yüksek ama aynı oranda riski de yüksek teknoloji girişimlerini fonlamak için varlar. Onlar için en önemli kriter, projenizin ne kadar yenilikçi olduğu ve ticarileşme potansiyelidir.
TÜBİTAK’ın girişimcilik ekosistemindeki en bilinen ve en prestijli programlarından biri şüphesiz Bireysel Genç Girişim (BİGG) programı. Adından da anlaşılacağı gibi BİGG, henüz şirketleşmemiş, aklında parlak bir teknoloji fikri olan girişimcileri hedefliyor. Programın amacı çok net: Bir fikri, doğrulanmış bir iş modeline ve satılabilir bir prototipe dönüştürme yolculuğunda girişimciye geri ödemesiz sermaye sağlamak.
Peki, bu süreç nasıl işliyor? BİGG genellikle iki temel aşamadan oluşur:
BİGG programını, bir nevi teknoloji girişimciliği kuluçka merkezi gibi düşünebilirsiniz. Sadece para vermekle kalmıyor, aynı zamanda fikrinizi sağlam bir iş planına dönüştürmeniz için gereken tüm araçları ve çevreyi size sunuyor.
Unutmayın, BİGG ve diğer tüm Ar-Ge destekleri için en güncel ve güvenilir bilgi kaynağınız her zaman TÜBİTAK’ın kendi web sitesidir.
Görselde de görebileceğiniz gibi, ana sayfadaki “Destekler” başlığı altından tüm güncel programlara kolayca ulaşabilirsiniz. Başvuru kılavuzlarını ve takvimleri buradan takip etmek hayati önem taşıyor.
Eğer halihazırda bir KOBİ’niz var ve “Biz de artık Ar-Ge yapmalıyız!” diyorsanız, 1507 KOBİ Ar-Ge Başlangıç Destek Programı tam size göre olabilir. Bu program, adından da anlaşılacağı üzere, KOBİ’lerin ilk Ar-Ge projelerini hayata geçirmeleri için tasarlanmış. Personel maaşlarından alet-teçhizat alımlarına, danışmanlık hizmetlerinden test-analiz giderlerine kadar birçok kalemde hibe sunarak şirketlerin inovasyon kaslarını güçlendirmeyi amaçlıyor.
2025 yılı itibarıyla hem TÜBİTAK hem de Kalkınma Ajansları, teknoloji ve inovasyon odaklı girişimcilere önemli kapılar açıyor. BİGG gibi programlar genç girişimcilere geri ödemesiz sermaye sunarken, Kalkınma Ajansları da bulundukları illere özel çağrılarla yerel ekonomiyi canlandırmayı hedefliyor. KOBİ ve girişimciler için güncel destekler hakkında daha fazla bilgiye bu kaynaktan ulaşabilirsiniz.
Son olarak, teknoloji projenize kaynak ararken bulunduğunuz şehrin Kalkınma Ajansı’nı asla es geçmeyin. İstanbul Kalkınma Ajansı (İSTKA), Ankara Kalkınma Ajansı (AKA) veya İzmir Kalkınma Ajansı (İZKA) gibi kurumlar, kendi bölgelerinin ekonomik önceliklerine göre proje çağrıları açar.
Bu çağrılar genellikle belirli temalara odaklanır. Mesela bir dönem “Yenilenebilir Enerji Teknolojileri” gündemdeyken, başka bir dönem “Sağlık Teknolojileri” öncelikli olabilir. Bu yüzden ajansların web sitelerini düzenli olarak takip etmek ve projenizi bu çağrıların hedeflerine uyacak şekilde sunmak, destek alma şansınızı ciddi anlamda artıracaktır. Unutmayın, bu ajanslar projenizin sadece teknolojik olarak değil, aynı zamanda bölge kalkınmasına nasıl katkı sağlayacağını da görmek isterler.
Girişimcilik dünyasına adım atarken devlet desteklerinin karmaşık yapısı ve bol seçeneği arasında kaybolmak çok doğal. Bu bölümde, sizin gibi yola yeni çıkanların aklına en çok takılan o kritik soruları bir araya getirdik. Amacımız, her bir soruyu net, anlaşılır ve tamamen pratik cevaplarla aydınlatarak bu yolculukta daha emin adımlar atmanızı sağlamak.
Çünkü doğru destek programını seçmek, sadece para bulmak anlamına gelmiyor. Aynı zamanda işinizin geleceğini en doğru şekilde kurgulamak demek. Gelin, en çok merak edilen konuları masaya yatıralım ve size özel bir yol haritası çizelim.
Sizin için “en doğru” desteği bulmak, sanki usta bir terzinin size özel bir takım elbise dikmesi gibi bir şey. Hazır bir reçete yok; her şey tamamen sizin ihtiyaçlarınıza, hedeflerinize ve iş modelinize bağlı. Bu seçimi yaparken ilk iş, iş planınızı önünüze koyup kendinize karşı dürüst olmaktan geçiyor. “Benim projemin kalbinde ne var? Teknoloji mi, üretim mi, yoksa bir hizmet mi?” sorusunu sormalısınız.
Bu sorunun cevabı, size gideceğiniz yolu gösterecektir. Mesela:
Unutmayın: En doğru destek, en yüksek tutarlı olan değildir. Sizin için en doğru destek, iş planınızdaki harcama kalemleriyle birebir uyuşan, geri ödeme koşulları nakit akışınızı zora sokmayan ve başvuru şartlarını eksiksiz karşılayabildiğiniz destektir.
Son bir tüyo: Bölgesel fırsatları sakın es geçmeyin. Faaliyet gösterdiğiniz ildeki Kalkınma Ajansı’nın web sitesini düzenli olarak kontrol edin. Bazen sadece sizin bölgenizdeki bir soruna odaklanan özel proje çağrıları, en büyük şansınız olabilir.
Devlet desteklerine yapılan başvuruların reddedilmesinin arkasında genelde çok benzer, tekrar eden hatalar yatıyor. Bu hataları bilmek, sizi pek çok rakibinizin önüne geçirir ve başarı şansınızı katlar. En kritik hata, kuşkusuz zayıf ve gerçeklikten kopuk bir iş planı sunmaktır.
Finansal tablolar birbiriyle tutarsızsa, pazar analizi internetten yapılmış birkaç üstünkörü aramadan ibaretse ya da “benzersiz” diye anlattığınız projenin piyasada zaten onlarca örneği varsa, değerlendirme kurulunun projenize olan inancını en baştan kaybedersiniz.
Bir diğer yaygın hata ise başvuru kılavuzunu kutsal bir metin gibi okumadan, aceleyle ve eksik evrakla başvuru yapmak. Her programın kendine has bir formatı, istediği belgeler ve doldurulmasını beklediği tablolar vardır. Bu detaylara harfiyen uymak, projenizin ciddiye alınmasının ilk şartıdır.
Ayrıca, istediğiniz destek kalemleri ile projenizin hedefleri arasındaki mantık bağını kuramamak da sıkça görülen bir sorun. Örneğin, bir yazılım projesi için neden üç tane yüksek performanslı bilgisayara ihtiyacınız olduğunu net bir şekilde gerekçelendiremezseniz, bu talebiniz büyük ihtimalle reddedilir.
Son olarak, başvuruyu son güne bırakmak yapılabilecek en büyük stratejik hatalardan biri. Sürece erken başlayın, iş planınızı defalarca okuyun ve imkanınız varsa daha önce bu yollardan geçmiş bir mentorun veya danışmanın gözünden geçirmesini sağlayın.
Kısa cevap: Evet, alabilirsiniz. Ancak bunun çok net ve belirli kuralları var. Kamu kaynaklarının verimli kullanılmasına dayanan temel bir ilke söz konusu: Aynı harcama kalemi için farklı kamu kurumlarından tekrar eden bir destek alamazsınız.
Bunu basit bir örnekle açıklayalım. Şirketinize almayı düşündüğünüz bir CNC makinesi için hem KOSGEB’den hem de Kalkınma Ajansı’ndan aynı anda hibe isteyemezsiniz. Bu, kamu kaynağının aynı amaç için iki kez kullanılması anlamına gelir ve kesinlikle yasaktır.
Fakat işinizin farklı ihtiyaçları için farklı kurumlardan destek almanızın önünde hiçbir engel yok. Hatta bu, akıllıca bir finansman stratejisi bile olabilir.
Şöyle bir senaryo düşünelim:
Gördüğünüz gibi, üç farklı destek, işinizin üç farklı ihtiyacını karşılamak için birbiriyle uyum içinde çalışabiliyor. Buradaki en kritik nokta şeffaflık. Herhangi bir kuruma başvururken, formların ilgili kısımlarında diğer kurumlardan aldığınız veya başvuruda bulunduğunuz destekleri eksiksiz ve dürüstçe beyan etmelisiniz. Bu şeffaflık, kurumların size olan güvenini artırır ve sürecin sağlıklı ilerlemesini sağlar.
İşinizi kurarken veya büyütürken profesyonel bir imaja ve prestijli bir iş adresine mi ihtiyacınız var? Workon, sanal ofis, hazır ofis ve paylaşımlı ofis çözümleriyle girişimcilerin tüm ofis ihtiyaçlarını karşılıyor. Yasal adres, posta karşılama ve sekreterlik gibi hizmetlerle operasyonel yükünüzü hafifletirken, esnek ve ekonomik çözümlerle maliyetlerinizi düşürmenize yardımcı olur. İş dünyasına güçlü bir başlangıç yapmak için https://www.workon.com.tr adresini ziyaret edin ve size en uygun ofis çözümünü bugün keşfedin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!