
E-ticaret türleri ve iş modelleri, dijital dünyada iş yapmanın temelini oluşturur. En basit haliyle ticaretin kimler arasında döndüğünü anlatır. En popüler olanları, bir markanın doğrudan son kullanıcıya satış yaptığı işletmeden tüketiciye (B2C) ve firmaların birbirlerine ürün ya da hizmet sattığı işletmeden işletmeye (B2B) modelleridir. Sizin için doğru modeli seçmek, dijital pazardaki başarınızın adeta temelini atar.
E-ticareti tek bir kalıba sıkıştırmak imkansız. Burası, farklı oyuncuların farklı kurallarla sahne aldığı dinamik bir ekosistem aslında. Gözünüzde daha iyi canlandırmak için bildiğimiz, klasik bir pazar yeri düşünün.
Pazar yerinde bir çiftçi, tarlasından topladığı domatesi doğrudan tezgâhına gelen vatandaşa satar. Bu, bugünün dünyasında Doğrudan Tüketiciye (D2C) modelinin bir yansımasıdır. Öte yandan, aynı pazarın arkasında bir toptancı, kamyonlar dolusu ürünü bölgedeki bakkallara ve restoranlara dağıtır ki bu da B2B modelinin ta kendisidir.
İşte bu basit benzetme, e-ticaret türleri arasındaki temel farkı anlamanın en kolay yolu. Her bir modelin hedef kitlesi, satış süreci ve pazarlama taktikleri tamamen kendine özgüdür.
Online satış yapmaya karar verdiğinizde kendinize sormanız gereken ilk ve en kritik soru şudur: “Benim müşterim kim olacak?” Bu sorunun yanıtı, işinizin rotasını belirleyecek.
En sık karşılaştığımız modeller şunlar:
Bu temel modeller, dijital ticaretin farklı katmanlarını ve nasıl işlediğini gösterir.

Yukarıdaki görsel, farklı e-ticaret türlerinin birbiriyle nasıl iç içe geçtiğini ve pazarın ne kadar katmanlı bir yapıya sahip olduğunu çok net özetliyor. Türkiye’deki pazarın dinamikleri de bu çeşitliliği sonuna kadar destekliyor.
Türkiye’de e-ticaretin lokomotifi, perakende satışlar. Bu alan, 2024’te toplam 3 trilyon TL’lik devasa bir işlem hacmine ulaştı. T.C. Ticaret Bakanlığı’nın raporuna göre, e-ticaret sektörü 2024 yılında %61,7 gibi baş döndürücü bir büyüme gösterdi. Bu rakamlar, bireysel tüketiciye odaklanan B2C modelinin Türkiye’deki ekosistemin ne kadar canlı ve dinamik olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’deki e-ticaret raporu hakkında daha fazla bilgi edinin.
Tüm bu modelleri bir arada görmek, aralarındaki farkı daha iyi anlamanıza yardımcı olacaktır. Aşağıdaki tablo, en yaygın dört e-ticaret modelini kimler arasında gerçekleştiği, örnekleri ve odak noktalarıyla özetliyor.
| Model (Tür) | Taraflar | Örnek İşlem | Odak Noktası |
|---|---|---|---|
| B2C | İşletme → Tüketici | Online mağazadan kıyafet satın almak | Marka bilinirliği, müşteri deneyimi, geniş kitleye ulaşım |
| B2B | İşletme → İşletme | Ofis mobilyaları satan bir firmadan toplu alım yapmak | Uzun vadeli ilişkiler, verimlilik, özel çözümler |
| C2C | Tüketici → Tüketici | İkinci el bir ürünü pazar yeri sitesinde satmak | Güven, kullanıcı tabanı, düşük işlem maliyeti |
| C2B | Tüketici → İşletme | Bir tasarımcının, bir şirket için logo tasarlaması | Yetenek ve hizmet satışı, proje bazlı çalışma, değer yaratma |
Bu tablo, hangi modelin sizin iş hedeflerinize daha uygun olabileceğini değerlendirirken kullanabileceğiniz pratik bir başlangıç noktası sunar. Doğru modeli seçmek, doğru müşteriye doğru şekilde ulaşmanın ilk adımıdır.

Gündelik hayatımızdaki online alışverişlerin neredeyse tamamı, aslında İşletmeden Tüketiciye (B2C) dediğimiz modelin bir parçası. Sabah kahvenizi yudumlarken bir mobil uygulamadan market alışverişi yapmak ya da akşam sosyal medyada karşınıza çıkan o ayakkabıyı tek tıkla sepetinize atmak… İşte bunların hepsi, B2C ekosisteminin en canlı, en somut örnekleri. Zaten e-ticaret türleri arasında en yaygın ve en aşina olduğumuz model de bu.
B2C’yi dijital dünyanın en işlek caddesindeki bir mağazaya benzetebiliriz. Bu caddede her gün milyonlarca potansiyel müşteri dolaşıyor ve markalar da onların dikkatini çekmek için vitrinlerini en göz alıcı şekilde düzenlemeye çalışıyor. Buradaki temel amaç, son kullanıcıya, yani doğrudan bize ulaşmak ve bireysel ihtiyaçlarımızı karşılamak.

Bu modelde satış süreci, B2B’ye kıyasla çok daha hızlı ve dinamik işler. Kararlar genellikle mantıktan çok duygusal ve anlık olabilir. Bir müşteri, bir elbiseyi sadece çok beğendiği için saniyeler içinde sepetine ekleyebilirken, B2B’de bir ofis mobilyası alımı haftalar süren onay süreçlerinden geçmek zorunda kalabilir. Bu durum bile tek başına B2C pazarlamasının ne kadar çok psikoloji ve müşteri deneyimi üzerine odaklanması gerektiğini gösteriyor.
B2C e-ticaretinde başarılı olmak, sadece iyi bir ürüne sahip olmaktan çok daha fazlasını istiyor. Müşterinin web sitenize girdiği andan ürünü teslim aldığı ana kadar geçen her adım, kusursuz bir deneyim sunmalı. Bu yolculuk, rekabette öne çıkmanın ve akılda kalmanın anahtarıdır.
Başarılı B2C markaları genellikle şu alanlara odaklanır:
Bu modelde, geniş kitlelere ulaşma potansiyeli gerçekten çok yüksek. Doğru pazarlama stratejileriyle, markanız kısa sürede binlerce, hatta milyonlarca insana dokunabilir. Ancak bu durum, madalyonun diğer yüzünü de beraberinde getiriyor: yoğun bir rekabet.
B2C modeli, girişimcilere harika fırsatlar sunarken, kendine has zorlukları da barındırıyor. Bu dinamiği iyi anlamak, işinizi kurarken doğru adımları atmanıza yardımcı olacaktır. Bu süreçte resmi bir iş yapısı kurmak da ilk ve en önemli adımlardan biridir. Bu konuda daha fazla bilgi edinmek isterseniz, Türkiye’deki farklı şirket türleri ve özellikleri nelerdir başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
B2C’nin en büyük gücü, doğrudan geri bildirim alabilme ve pazar trendlerine anında adapte olabilme yeteneğidir. Müşterilerinizle kurduğunuz o samimi ilişki, zamanla markanızın en değerli varlığı haline gelir.
Avantajlar:
Zorluklar:
Sonuç olarak B2C, e-ticaret dünyasının en dinamik ve rekabetçi alanlarından biri. Başarı, müşteri deneyimini işinin merkezine koyan, pazarlama kanallarını etkin kullanan ve operasyonel süreçleri pürüzsüz yürüten işletmeler için neredeyse kaçınılmazdır.
E-ticaret dendiğinde çoğumuzun aklına hemen son kullanıcıya, yani bizlere yapılan satışlar geliyor. Ama bu, buzdağının sadece görünen yüzü. Asıl büyük ve kritik kısım suyun altında: İşletmeden İşletmeye (B2B) e-ticaret.
Bu model, adından da anlaşılacağı gibi, bireysel tüketicilere değil, doğrudan diğer şirketlere ürün veya hizmet satmaya odaklanıyor. Aslında B2B, dijital ticaretin bel kemiği; küresel ekonominin çarklarını döndüren o sessiz dev gücün ta kendisi.

Şöyle bir örnekle zihninizde canlandıralım: Büyük bir inşaat firmasının, yüzlerce torba çimentoyu online bir tedarikçinin portalından tek tıkla sipariş etmesi, B2B’nin en saf halidir. Ya da bir reklam ajansının, işlerini daha verimli yönetmek için bir teknoloji şirketinden yıllık yazılım lisansı satın alması… Bu da B2B’dir. Gördüğünüz gibi, buradaki alışverişlerin motivasyonu kişisel zevkler değil, tamamen operasyonel verimlilik ve ticari ihtiyaçlar.

Bu modelin dinamikleri, B2C’den geceyle gündüz kadar farklı. B2C’de karar çoğu zaman anlık ve duygusalken, B2B dünyasında bir satın alma kararı mantık süzgecinden, bütçe onaylarından ve uzun analiz süreçlerinden geçer. İşte bu yüzden e ticaret türleri arasında B2B, her şeyden önce sağlam ilişki yönetimi ve sarsılmaz bir güven üzerine inşa edilir.
B2B ve B2C dünyaları arasındaki bu keskin ayrımı anlamak, kendi işiniz için hangi yolda yürümeniz gerektiğini belirlemenin ilk adımı. İkisi de “online satış” şemsiyesi altında olsa da oyunun kuralları tamamen farklı.
Bu temel farklar, B2B e-ticaretin kendine has bir strateji ve derin bir uzmanlık gerektirdiğini net bir şekilde ortaya koyuyor.
Her e-ticaret modelinde olduğu gibi B2B de işletmelere müthiş fırsatlar sunarken, bir yandan da aşılması gereken kendine özgü zorlukları barındırır. Bu dengeyi doğru anlamak, stratejinizi en başından sağlam kurgulamanıza yardımcı olur.
B2B e-ticaretin gerçek gücü, sadık bir müşteri tabanı yaratarak sürdürülebilir ve öngörülebilir bir gelir akışı sağlama potansiyelidir. Bir müşteri kazandığınızda, aslında yıllarca sürebilecek bir iş ortaklığının temelini atmış olursunuz.
Avantajları Nelerdir?
Karşılaşılan Zorluklar
Sonuç olarak B2B modeli, yüksek değerli ve uzun soluklu ticari ortaklıklar kurmayı hedefleyen işletmeler için biçilmiş kaftandır. Bu alanda başarı, doğru nişi bulmaya, müşterinin ihtiyaçlarını derinden anlamaya ve her şeyden önemlisi güvene dayalı bir hizmet sunmaya bağlıdır.
E-ticaret dediğimizde aklımıza ilk gelen B2B ve B2C gibi klasik modeller olsa da, bu evren aslında çok daha dinamik ve sürekli kendini yenileyen bir yapıya sahip. Teknolojinin bireyleri güçlendirmesi ve üreticiyle tüketici arasındaki o keskin sınırları eritmesiyle birlikte, ezber bozan, oldukça yaratıcı e ticaret türleri hayatımıza girdi. Bu yeni modeller, girişimcilere daha önce akıllarına bile getiremedikleri kapılar açarken, piyasadaki oyunun kurallarını da baştan yazıyor.
Şimdi, dijital ticaretin bu heyecan verici ve yenilikçi yüzüne daha yakından bakalım. Artık ticaret sadece şirketlerin oyun alanı değil. Bireylerin de hem alıcı hem de satıcı olarak sahneye çıktığı, esnek ve düşük başlangıç maliyetli modellere odaklanacağız.
Tüketiciden Tüketiciye (C2C) modeli, en basit haliyle, bireylerin kendi aralarında alım satım yaptığı bir iş modeli. Bunu, herkesin kendi küçük tezgâhını açabildiği devasa bir dijital pazar yeri gibi düşünebilirsiniz. Bu işin merkezindeki platform, alıcı ile satıcıyı güvenli bir ortamda buluşturur ve genellikle her başarılı işlemden ufak bir komisyon alır.
En popüler C2C örneklerini hemen hemen her gün kullanıyoruz:
C2C modelinin en çekici yanı, stok tutma veya üretim gibi dertlerin olmaması. Satıcı, zaten elinde olan bir ürünü nakde çeviriyor. Alıcı ise genelde sıfır ürünlere kıyasla çok daha uygun fiyatlı seçeneklere ulaşıyor. Bu modelin başarısı ise tamamen platformun güvenilirliğine ve ne kadar geniş bir kitleye ulaştığına bağlı.
Alışık olduğumuz ticaretin yönünü 180 derece değiştiren bir model var sırada: Tüketiciden İşletmeye (C2B). Bu yapıda, bireyler kendi ürünlerini, hizmetlerini veya yeteneklerini doğrudan şirketlere satıyor. Yani burada direksiyonda olan, sunduğu değerle öne çıkan bireyin kendisi. Şirketler, ihtiyaç duydukları hizmeti almak için bu yetenekli insanlara ulaşıyor.
C2B modeli, yetenek ekonomisinin dijitaldeki en somut hali. Bireyler artık yalnızca tüketen değil, aynı zamanda işletmelerin ihtiyacı olan değeri üreten aktif oyunculardır.
Bu modele en iyi örnekler:
C2B, özellikle yaratıcı ve teknik becerileri olan profesyoneller için muazzam bir gelir kapısı. Bireyler, coğrafi sınırları aşarak küresel bir pazarda yeteneklerini paraya çevirebilir ve dev şirketlerle bile çalışma fırsatı yakalayabilir.
Doğrudan Tüketiciye (D2C) modeli, son yılların belki de en çok konuşulan e-ticaret trendi. Bu modelde üreticiler; toptancı, distribütör veya perakendeci gibi geleneksel aracıları tamamen devreden çıkarıyor. Ürünlerini, kendi web siteleri veya sosyal medya kanalları üzerinden doğrudan nihai tüketiciye satıyorlar.
Bu yaklaşım, markaya tüm süreci kontrol etme imkânı tanır: üretimden pazarlamaya, satıştan müşteri hizmetlerine kadar her adım markanın kendi ellerindedir. Örneğin, butik bir kahve üreticisinin, kendi kavurduğu çekirdekleri aracısız bir şekilde kendi sitesinden kahve tutkunlarına ulaştırması D2C’nin kusursuz bir örneğidir.
D2C modelinin en büyük avantajları şunlar:
D2C, özellikle belli bir nişe odaklanan ve güçlü bir marka hikayesi olan işletmeler için inanılmaz etkili. Bu modelin yükselişi, Türkiye’deki tüketici alışkanlıklarının ne kadar çeşitlendiğini de gözler önüne seriyor. Rakamlara bakacak olursak, 2024 yılında Türkiye’de e-ticarette giyim, ayakkabı ve aksesuar kategorisi 301 milyar TL’lik devasa bir satış hacmiyle lider konumda. Onu 176,9 milyar TL ile elektronik sektörü takip ediyor. Pazara dağılımda ise giyim %15,6, elektronik %12,2 ve ev-bahçe-mobilya %11,1 paya sahip. Bu veriler, D2C modelinin en çok parladığı moda ve teknoloji gibi alanlardaki potansiyelin ne kadar büyük olduğunu kanıtlıyor. Türkiye’de internette en çok satılan ürünler hakkında daha fazla istatistik keşfedin.
Gördüğünüz gibi, bu yeni nesil e-ticaret türleri, dijital pazarda her ölçekten girişimci için yepyeni ve heyecan dolu yollar açıyor. Başarının sırrı ise iş fikrinizin ruhuna ve hedef kitlenizin beklentilerine en uygun modeli bulup yola çıkmakta yatıyor.
Buraya kadar farklı e-ticaret türlerini ve her birinin kendine has dinamiklerini mercek altına aldık. Şimdi sıra, bu bilgileri kendi iş fikriniz için bir yol haritasına dönüştürmekte. Doğru modeli seçmek, sağlam bir temel atmak gibidir. Temel ne kadar güçlüyse, üzerine inşa edeceğiniz iş de o kadar ayakta kalır ve büyür.
Bu karar, “Ne satacağım?” sorusundan çok daha derine iner. Asıl mesele; müşteriniz kim, onlara hangi kanallardan ulaşacaksınız, marka kimliğinizi nasıl oluşturacaksınız ve operasyonel olarak ne kadar güçlüsünüz? Bu soruların cevapları, size en doğru modeli gösterecek pusuladır. Gelin, bu süreci adım adım basitleştirelim.
Her şeyden önce, kime satış yapacağınızı netleştirmelisiniz. Müşteriniz son kullanıcı mı, yoksa başka bir işletme mi? Bu basit soru bile sizi B2C ve B2B yolları arasında net bir ayrıma götürür. Örneğin, el yapımı seramik takılar tasarlayan bir sanatçıysanız, hedefiniz estetik zevkleri olan bireyler olacaktır. Bu durumda B2C ya da D2C, sizin için en doğal akış.
Ancak endüstriyel makineler için yedek parça üretiyorsanız, kapısını çalmanız gereken yer bir fabrika veya üretim tesisi. İşte bu senaryoda, doğru alıcılara ulaşmak için B2B platformları üzerinden ilerlemek neredeyse bir zorunluluktur. Kısacası ürününüzün doğası ve müşterinizin kimliği, yol haritanızın ilk çizgisini belirler.
Şunu unutmayın: “En iyi e-ticaret modeli” diye bir şey yoktur. Sadece sizin ürününüze, kitlenize ve vizyonunuza “en uygun” model vardır. Başkasının başarısını kopyalamak yerine kendi işinizin DNA’sını anlamak, atılacak en kritik adımdır.
Seçeceğiniz iş modeli, bütçenizi, lojistik kapasitenizi ve marka konusundaki hedeflerinizi doğrudan etkiler. Her modelin kendine göre bir maliyeti ve operasyonel yükü vardır. Bu yüzden hayal kurarken ayaklarınızın yere basması önemli.
Kendinize şu kritik soruları sorun:
Bu sorulara verdiğiniz samimi cevaplar, hangi modelin sizin için daha gerçekçi ve sürdürülebilir olduğunu gösterecektir. Elbette e-ticarete atılırken işin resmi boyutunu da düşünmek gerek. İşletmeniz için e-ticaret için hangi şirket türü seçilmeli sorusunun yanıtını detaylıca ele aldığımız yazımız, bu süreçte size rehberlik edecektir.
Türkiye’deki pazarın büyüme hızı, doğru model seçiminin ne kadar hayati olduğunu bir kez daha gösteriyor. Düşünün ki 2023 yılında e-ticaretin genel ticaret içindeki payı %20,3‘e fırladı. Bu oran, 2019‘da sadece %10,1 idi. Pazarın bu kadar hızlı büyümesinde, özellikle sosyal medya üzerinden satış yapan D2C markalarının ve niş kitlelere odaklanan girişimlerin payı büyük.
Farklı iş hedeflerine göre hangi e-ticaret modelinin daha uygun olduğunu özetleyen bu tablo, karar verme sürecinizde size hızlı bir rehber olabilir.
| Faktör | B2C | B2B | D2C | C2C |
|---|---|---|---|---|
| Ana Hedef | Geniş kitlelere hızlı ulaşım | Uzun vadeli iş ortaklıkları kurmak | Marka sadakati ve topluluk yaratma | Hızlı ve kolay satış yapmak |
| Satış Süreci | Hızlı, genellikle duygusal kararlar | Uzun, mantık ve ilişki odaklı | Hikaye ve ilişki temelli | Basit ve anlık |
| Pazarlama | Geniş kitleye yönelik, marka bilinirliği | Niş, içerik ve uzmanlık pazarlaması | Hikaye anlatımı, topluluk yönetimi | Platform içi görünürlük ve ilanlar |
| Başlangıç Maliyeti | Orta-Yüksek | Yüksek | Orta-Yüksek | Düşük |
| Örnek İşletme | Online giyim mağazası | Ofis malzemeleri tedarikçisi | Butik kahve markası | İkinci el ürün satıcısı |
Sonuç olarak, doğru e-ticaret modelini seçmek, bir gecede verilecek bir karar değil; dikkatli bir analiz ve stratejik bir planlama işi. Ürününüzü, müşterinizi ve elinizdeki kaynakları dürüstçe değerlendirerek işiniz için en sağlam temeli atabilir, dijital pazarda başarıya giden kapıyı güvenle aralayabilirsiniz.
Bu rehber boyunca e-ticaretin farklı yüzlerini birlikte keşfettik. Geniş kitlelere seslenen B2C’den stratejik ortaklıklar kuran B2B’ye, marka ruhunu doğrudan tüketiciye taşıyan D2C’den topluluk bağlarıyla güçlenen C2C’ye kadar her modelin kendi oyun alanı olduğunu gördük. Şunu net olarak anlamalıyız: E-ticaret, kuralları belli, statik bir alan değil. Aksine, yeni teknolojilerle ve değişen tüketici alışkanlıklarıyla sürekli evrilen, yaşayan bir organizma gibi.
Başarıya giden yol, bu dinamik dünyada kendi iş fikrinizin ruhuna en uygun modeli bulmaktan geçiyor. Unutmayın, en popüler ya da en çok kazandıran model, sizin için en doğrusu olmayabilir. Asıl sihir, ürününüzün, hedef kitlenizin beklentilerinin ve kendi vizyonunuzun kesiştiği o tatlı noktayı yakalamakta gizli.
E-ticaretin yarını, bugünden çok daha kişisel, çok daha sürükleyici ve akıllı olacak. Bu dönüşüme şimdiden adapte olmak, sizi rakiplerinizden bir adım öne taşıyacak anahtar. İşte yakın gelecekte kapımızı çalacak o önemli trendlerden bazıları:
E-ticaret yolculuğunuzda “mükemmel” modeli kovalamak yerine, işinize en uygun olanı seçin ve onu yolda geliştirin. Çünkü en iyi model diye bir şey yoktur; sadece sizin işiniz, hedefleriniz ve müşterileriniz için en doğru olan model vardır.
Artık bu rehberdeki bilgilerle donanmış durumdasınız. Kendi e-ticaret maceranıza güvenle adım atabilir veya mevcut stratejinizi bir sonraki seviyeye taşıyabilirsiniz. Düşünme zamanı bitti, şimdi harekete geçme zamanı.
Teorik bilgileri bir kenara bırakıp işin mutfağına inme zamanı. E-ticaret dünyasına adım atmayı düşünen veya mevcut işini büyütmek isteyen girişimcilerin kafasını en çok kurcalayan soruları masaya yatırıyoruz. Amacımız, bu teorik modellerin gerçek hayatta nasıl işlediğini net ve pratik cevaplarla açıklayarak yolunuzu aydınlatmak.
Unutmayın, her işin kendine has bir ritmi vardır. Başarının sırrı ise bu ritme en uygun e-ticaret modelini seçmekten geçiyor. Gelin, en sık sorulan sorulara ve uygulanabilir çözümlerine birlikte bakalım.
Sıfırdan yola çıkan bir girişimci için en az riskli ve en kolay başlangıç genellikle C2C (Tüketiciden Tüketiciye) pazar yerleri veya dropshipping (stoksuz satış) modelidir. Bu iki yöntemin en büyük avantajı, sizi ürün stoklama veya depo yönetme gibi ağır maliyetlerden ve operasyonel yüklerden kurtarmasıdır.
Mesela, artık kullanmadığınız eşyaları popüler C2C platformlarında satarak bu dünyanın nasıl işlediğini, komisyonların nasıl hesaplandığını ve müşteriyle nasıl iletişim kuracağınızı öğrenebilirsiniz. Dropshipping ise bir adım ötesi; bir tedarikçinin ürünlerini kendi sanal dükkanınızda listelersiniz, sipariş geldiğinde ise ürünü sizin adınıza doğrudan tedarikçi müşteriye gönderir. Lojistikle hiç uğraşmazsınız.
Elbette şunu unutmamak gerek: en kolay yol, her zaman en çok kazandıran yol olmayabilir. Yine de bu modeller, e-ticaretin nabzını tutmak, pazarın dinamiklerini anlamak ve müşteri alışkanlıklarını ilk elden gözlemlemek için harika birer antrenman sahasıdır.
Kesinlikle evet! Hatta bu yaklaşım, yani “hibrit model”, son yıllarda giderek daha fazla tercih ediliyor. Üreticiler artık sadece toptan satış yaptıkları B2B müşterileriyle sınırlı kalmak istemiyor; aynı zamanda kendi markalarıyla doğrudan son tüketiciye ulaştıkları D2C kanallarını da aktif olarak kullanıyorlar.
Gözünüzde canlandırmak için özel üretim kahve çekirdekleri satan bir işletme düşünelim:
Bu çift kanallı strateji, hem gelir kaynaklarınızı çeşitlendirmenizi sağlar hem de markanızın farklı kitlelere ulaşmasına olanak tanır. Ancak dikkat: Her iki kanalın pazarlama dili, fiyatlandırma stratejisi ve operasyonel ihtiyaçları birbirinden tamamen farklıdır. İkisini de ayrı birer iş gibi yönetmek gerekir.
Eğer halihazırda bir fiziksel mağazanız varsa, dijital dünyaya en doğal ve mantıklı geçiş B2C (İşletmeden Tüketiciye) veya D2C (Doğrudan Tüketiciye) modeli üzerinden olur. Zaten bir marka bilinirliğiniz ve oturmuş bir müşteri kitleniz var. Bu temeli online platformlara taşımak, sıfırdan başlamaktan çok daha kolaydır. Bu noktada, yasal süreçleri doğru yönetmek ve müşteri güvenini sağlamak için resmi bir şirket adresinizin olması hayati önem taşır. Bu konuyla ilgili aklınızda soru işaretleri varsa yasal adres olmadan e-ticaret yapılabilir mi başlıklı rehberimiz size yol gösterecektir.
İlk adım olarak, markanızın adını taşıyan bir e-ticaret sitesi kurarak D2C modelini benimseyebilirsiniz. Bu size marka kimliğiniz üzerinde tam kontrol ve müşteriyle birebir ilişki kurma fırsatı verir. Eş zamanlı olarak, Trendyol, Hepsiburada gibi büyük pazar yerlerinde bir mağaza açarak B2C modelini de devreye sokabilir, bu platformların milyonlarca kullanıcılık trafiğinden faydalanabilirsiniz. Genellikle en verimli strateji, bu iki yaklaşımı bir arada, birbirini destekleyecek şekilde kullanmaktır.
İşinizi kurarken profesyonel bir başlangıç yapmak ve maliyetlerinizi düşürmek için Workon‘un sunduğu sanal ofis ve hazır ofis çözümlerini keşfedin. Prestijli bir iş adresi ve esnek çalışma alanları ile e-ticaret yolculuğunuza güvenle başlayın. Daha fazla bilgi için https://www.workon.com.tr adresini ziyaret edin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!