
Dijital nomadlık dediğimiz şey aslında bir iş modelinden çok daha fazlası; temelinde özgürlük yatan bir yaşam tarzı. Belki de bir zamandır bilgisayarı kapatıp Boğaz’da suya girmeyi ya da Kapadokya’da dolaşmayı istiyorsunuz. İşte bu Dijital Nomad Türkiye Rehberi, bu hayali gerçeğe çevirmek için size bir yol gösterecek. Türkiye, değişik kültürü, hem Asya hem Avrupa’da bulunması ve uygun yaşam giderleriyle özgürlük arayanlar için iyi bir seçenek.
Dijital göçebe, tek bir yerde kalmadan çalışır. Bu yaşam şekli sadece bir iş seçimi değil, aynı zamanda dünyada dolaşırken çalışmaya devam etme isteğini de gösteriyor. Türkiye, tam da bu noktada devreye giriyor. Doğu’nun havası ve Batı’nın canlılığı bir araya geliyor. Burada uzaktan çalışanlar için iyi bir ortam var. Ortam motive ediyor.
Bu rehberin amacı size sadece vize ya da bütçe gibi kuru bilgiler vermek değil. Türkiye’de dijital göçebe olarak iyi bir deneyim yaşamak için neleri bilmeniz gerektiğini net bir şekilde paylaşmak istiyoruz.
Uzaktan çalışma artık sadece bazen olan bir şey değil, birçok yerde sıradan hale geldi. Bu yüzden dijital göçebe topluluğu da hızla artıyor. Şimdi insanlar her yerde daha fazla seyahat ediyor. Türkiye, sağladığı kolaylıklarla dikkat çekiyor. Ülkenin eski binaları, canlı sosyal hayatı ve güçlü teknolojisi, farklı şeyler arayan gezginler için ülkeyi çok cazip yapıyor.
Dünya genelinde dijital göçebe sayısı 2023’te 35 milyondu. 2025’te bu sayı 50 milyonu geçecek gibi görünüyor. Bu grupta en çok serbest çalışanlar var. Oranları %41. Uzaktan çalışanlar %34 ile ikinci sırada.%25 ile girişimciler onları izliyor. Bu sayı Türkiye’nin artan dünya nüfusu için iyi bir fırsat sunduğunu ortaya koyuyor. (Bu konudaki dijital göçebe istatistikleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz)
Türkiye’nin sunduğu en büyük kozlardan biri, maliyet ve yaşam kalitesi arasındaki o tatlı denge. Avrupa’daki pek çok popüler rotaya kıyasla çok daha uygun bütçelerle yüksek bir yaşam standardı yakalamak burada gayet mümkün.
Türkiye dijital göçebeler için birkaç önemli sebepten dolayı çok uygun bir yer. Bu nedenler, işte ne kadar iyi çalıştığınızı ve hayattan ne kadar zevk aldığınızı direkt olarak etkiler.
Bu karar ağacı, dijital gezginlerin Türkiye’yi neden seçtiğini gösteriyor. Macera arayışı ve iş-yaşam dengesi gibi ana nedenleri ortaya koyuyor.

Görsel, Türkiye’nin kültürü sevenler ve uygun fiyatlı bir hayat arayanlar için güzel bir buluşma yeri olduğunu anlatıyor.
Türkiye’de dijital göçebe olarak kalmayı düşünüyorsanız, önce yasal durumunuzu araştırın ve gerekli işlemleri tamamlayın. Vize ve oturma izni işleri ilk başta biraz karışık gelebilir. Fakat doğru bilgileri bulduktan sonra bu işleri rahatça yapabilirsiniz. Bizim amacımız, bu resmi işleri kolayca halletmek ve Türkiye’ye rahatça gelmenize yardımcı olmak.
Türkiye’ye giriş yaparken hangi ülkenin vatandaşı olduğunuz vize koşullarını değiştirir. Çoğu Avrupa ülkesi, Latin Amerika ve bazı Asya ülkelerinin vatandaşları için güzel bir haber var: Turistik amaçlarla Türkiye’ye vizesiz girebilir ve genelde 180 gün içinde 90 güne kadar kalabilirsiniz. Bu zaman, ülkeyi dolaşmak ve dijital göçebe yaşamını beğenip beğenmediğini görmek için iyi bir şans.
Ama planlarınız 90 günden uzunsa, bu süreyi geçmeden oturma iznine başvurmanız gerekir. Turist vizesiyle kalış süresini aşmak başınızı ağrıtabilir; yasal sorunlar ve para cezalarıyla karşılaşabilirsiniz. Bu yüzden uzun dönem planlarınızı en baştan sağlam yapmak en iyisi.
Türkiye’de 90 günden uzun süre kalmak isteyen dijital göçebeler genellikle kısa süreli ikamet izni, yani oturma izni alır. Türkiye’de vize ya da vize muafiyet süresi bitmeden başvuru yapmanız gerekir.
Süreç genellikle online olarak Göç İdaresi Başkanlığı’nın e-ikamet sistemi üzerinden başlıyor. Başvurunuzu yaptıktan sonra, sistemin sizden istediği belgeleri toplayıp belirtilen tarihte ve saatte ilinizdeki Göç İdaresi ofisindeki randevunuza gitmeniz istenecek.
Çoğu zaman bu belgeler isteniyor:
Türkiye, teknoloji sektöründe iş kurmak isteyen ve uzaktan çalışan insanları ülkeye çekmek için yeni yollar bulmaya çalışıyor. Bu adımların en heyecan vericisi de “Dijital Göçebe Vizesi” olarak bilinen ve resmi adı Tech Visa olan yeni program. Bu program, bazı yabancıların Türkiye’de daha uzun kalmasına ve çalışmasına yardımcı olmayı hedefliyor.
Türkiye, yeni Tech Visa programı sayesinde farklı ülkelerden yetenekli insanları ülkeye çekmek istiyor. Bu vize, teknoloji, yenilik ve yazılımda çalışan dijital göçebelerin işlerini daha kolay yapmak için hazırlandı.
Bu özel vizeye başvurmak için gerekenler genellikle şunlar:
Başvuru süreci GoTürkiye web sitesi üzerinden online olarak başlatılıyor. Başvurunuz onaylandığında size özel bir “Digital Nomad Identification Certificate” veriliyor. Bu sertifika ile Türkiye’deki vize merkezlerine veya konsolosluklara başvurarak süreci tamamlayabiliyorsunuz. Kısacası bu yeni vize, dijital nomad’ların Türkiye’de yasal olarak kalmasının en modern ve pratik yolu.
Türkiye, dijital gezginler için her şehirde yeni bir yer sunar. Her şehir kendi havasını ve deneyimini getirir. Vize ve diğer resmi işleri hallettikten sonra en güzel an, yaşayacağınız yeri seçmek. Bu seçim sizin nasıl yaşadığınıza, ne beklediğinize ve elbette ne kadar para ayırdığınıza bağlı. Hadi uzaktan çalışanlar için Türkiye’de en çok tercih edilen ve mantıklı şehirleri birlikte inceleyelim.

İstanbul iki kıtayı birleştiren, asla uyumayan, dinamik ve kozmopolit yapısıyla dijital nomadların her zaman ilk göz ağrısı. Hareketli bir şehirde yaşamak istiyorsanız, burada her köşede yeni bir şey bulabilirsiniz. Sosyal hayat da her zaman yoğundur. Burası tam size göre.
Elbette bu hareketliliğin bir bedeli var; yaşam maliyetleri diğer şehirlere göre hissedilir derecede yüksek. Kiralar, seçtiğiniz semte göre çok değişiyor.
İstanbul’da yaşamak, çalışmak ve kendini anlamak arasında iyi bir denge kurar. Bugün tarihi yarımadada bir kafede çalışırsın, yarın modern bir plazanın toplantı odasında oturursun.

İzmir, Ege Denizi kıyısında yer alır. İstanbul çok kalabalık olduğu için İzmir, şehir hayatından kopmak istemeyen ama daha sakin bir yer arayanlar için güzel bir yerdir. Burada hayat daha yavaş, daha kolay ve daha insana uygun geçiyor. Özellikle yaz aylarında Çeşme ve Alaçatı gibi tatil cennetlerine olan yakınlığı da cabası.
İzmir’de yaşamak, İstanbul’a göre cebe daha az yük oluyor. Burada dijital göçebeler için en önemli şeylerden biri internet altyapısı. İnternet bağlantısı burada gayet iyi çalışıyor.
Araştırmalar, dijital göçebelerin bir yer seçerken düşük maliyet, sakin bir ortam, ılıman hava ve iyi internet bağlantısını önde tuttuğunu gösteriyor. Bu yüzden İzmir’in Türkiye’de en hızlı internete sahip şehirlerden biri olması şaşırtmaz. Dijital göçebeler ayda ortalama 905 dolar kazanıyor. Türkiye’de yaşam maliyeti düşük olduğu için Türkiye onlar için daha çekici hale geliyor. (Türkiye’deki dijital göçebe tercihleri üzerine yapılan araştırmayı buradan okuyabilirsiniz).
Hayalinizdeki iş ortamı palmiye ağaçları ve Akdeniz’in mavisi ile çalışmaksa, Antalya bunun için en iyi yer. Antalya, çoğu zaman güneşli havası, güzel doğası ve gezilecek yerleriyle hem çalışmak hem de tatil yapmak isteyen dijital göçebeler için çok iyi bir yer.
Konyaaltı ve Lara gibi yeni mahallelerde deniz hemen yanı başınızda olur. Şehirdeki konforu da yaşarsınız. Kaş ve Kalkan gibi daha küçük ve sessiz yerler, doğanın içinde sessiz bir çalışma ortamı veriyor.
Ankara, deniz tatili isteyenlerin aklına hemen gelmez. Ama Ankara’nın şehir düzeni, sakinliği ve ortada olması insanlara birçok kolaylık sağlar. Ulaşım ağı son derece planlı ve Türkiye’nin dört bir yanına seyahat etmek için mükemmel bir başlangıç noktası.
Özellikle Tunalı Hilmi, Bahçelievler ve Çayyolu gibi semtler; kaliteli kafelerin, restoranların, sosyal mekanların ve coworking alanlarının kümelendiği bölgeler. İstanbul’da çok insan var. Sahil şehirleri biraz daha yavaş. Daha düzenli ve sessiz bir yerde çalışmak istersen, Ankara’yı seçebilirsin.
Doğru şehri seçme kararınıza yardımcı olmak için, dört büyük şehirdeki tek kişi için ortalama aylık yaşam maliyetlerini karşılaştıran bir tablo hazırladık. Bu sayılar, size sadece bir fikir sunar. Yaşam tarzınıza ve harcama şeklinize göre değişebilir.
| Gider Kalemi | İstanbul (€) | İzmir (€) | Antalya (€) | Ankara (€) |
|---|---|---|---|---|
| Kira (1+1 Daire, Merkezde) | 550 – 800 | 400 – 600 | 450 – 650 | 350 – 550 |
| Yeme-İçme | 250 – 400 | 200 – 300 | 200 – 350 | 200 – 300 |
| Ulaşım | 50 – 80 | 40 – 60 | 40 – 70 | 40 – 60 |
| Diğer Giderler (Fatura, Eğlence vb.) | 150 – 250 | 120 – 200 | 120 – 220 | 120 – 200 |
| Tahmini Toplam Aylık Bütçe | 1000 – 1530 | 760 – 1160 | 810 – 1290 | 710 – 1110 |
Bu tablo, şehirlerin hangisinin maddi olarak size daha uygun olduğunu görmenize yardımcı olur. Bütçenizi yaparken bu tabloyu rahatça kullanabilirsiniz. Kısacası, “en iyi şehir” yok; sadece “sana en uygun şehir” var.
Dijital göçebe, internet yoksa çalışamaz. Dalgıç oksijen tüpü olmadan suya giremez ya, dijital göçebe de internetsiz iş yapamaz. O olmadan çalışamazsınız ve bu hayatı devam ettiremezsiniz. Neyse ki Türkiye, bu önemli ihtiyacı karşılayan iyi bir altyapı sunuyor. Özellikle büyük şehirlerde hem evden hem de dışarıdan çalışırken sizi yarı yolda bırakmayacak bolca seçenek bulacaksınız.
Türkiye’de internet altyapısı, dijital göçebelerin yeni iş düzenine ayak uydurmasında büyük rol oynuyor. Ülke, bu yaşam tarzını seçen çalışanlara her gün daha fazla ilgi gösteriyor. 2025 başı itibarıyla Türkiye’de 77,3 milyon internet kullanıcısı var ve bu da toplam nüfusun %88,3’üne denk geliyor. Bu rakamlar bile ülkenin ne kadar “bağlantıda” olduğunun bir kanıtı. (Türkiye’nin 2025 dijital raporunu daha detaylı inceleyebilirsiniz).

Türkiye’ye geldiğinizde ilk olarak yerel bir SIM kart almak iyi olur. Bu adım ile hemen internete bağlanırsınız ve yurt dışı dolaşımında daha az ücret ödersiniz. Böylece bütçeniz rahatlar. Ülkede üç büyük mobil operatör var: Turkcell, Vodafone ve Türk Telekom.
Bu operatörlerin hepsi, özellikle turistler ve kısa süreli ziyaretçiler düşünülerek hazırlanmış, bol internetli özel paketler sunuyor. Havalimanlarındaki veya şehir merkezlerindeki resmi bayilerine pasaportunuzla uğrayıp dakikalar içinde SIM kartınızı alabilirsiniz.
Tavsiye: Operatörler kampanyaları genelde sıkça değiştirir. Bayiye gitmeden önce web sitesine girin ya da uygulamayı açın. En son hoş geldin ya da turist paketlerine bakın. Hangi paket size uygun, bunu hızlıca görürsünüz.
Türkiye genelinde 4.5G teknolojisi oldukça yaygın ve büyük şehirlerin neredeyse her köşesinde sizi yüksek hızda internete bağlar. Bu yüzden bir kafede çalışınca ya da yolda bile bağlantı gider mi diye aklınıza gelmez. Mobil hızları daha iyi öğrenmek için 4.5G nedir ve 4G ile arasındaki farklar nelerdir başlıklı yazımıza göz atabilirsiniz.
Eğer Türkiye maceranız biraz daha uzun soluklu olacaksa, kaldığınız yere sabit bir internet bağlatmak en akıllıcası olur. TurkNet, Superonline ve Türk Telekom, İstanbul, Ankara ve İzmir gibi büyük şehirlerde geniş bir fiber optik ağa sahip.
Fiber internet, hızlı indirme ve yükleme ile video buluşmaları, büyük dosya taşımaları ve internetten yaptığınız işler için iyi bir ortam sağlar. Kiralık dairenin bulunduğu binada hangi internet sağlayıcıların altyapısı olduğunu önceden kontrol etmek, başvuruyu daha hızlı tamamlamanızı sağlar.
Evde çalışmak bazen sıkıcı olabilir. Arada bir daha resmi bir yer isteyebilirsin. İşte tam bu noktada Türkiye’deki coworking alanları ve laptop dostu kafeler imdadınıza yetişiyor. İstanbul bu alanda tam bir cennet.
Kısaca, Türkiye’nin mobil ve ev internet ağı bir dijital göçebenin bütün ihtiyaçlarını karşılar. Profesyonel bir ortak çalışma alanında da olabilirsin, Boğaz’a bakan bir kafede de oturabilirsin, işler için gereken teknoloji her zaman yanında olur.
Türkiye’de dijital göçebe olarak kalacağınız zamanı rahat ve sorunsuz geçirmek için finans ve sağlık işlerini baştan düzgün ayarlamak iyi olur. Vize işini ve interneti hallettikten sonra, para konusunda ne yapacağınızı ve sağlığınızı nasıl koruyacağınızı da planlayın.
Bu adımları uygularsan, bir sorun olursa buna hazırlıklı olursun. Sonra yolculuğa daha güvenli devam edersin.

Türkiye’de uzun süre kalacaksanız, bir banka hesabı açmak işleri çok kolay yapar. Kira ödemek, fatura yatırmak ya da marketten bir şeyler almak için çok kolay bir yol. Yabancılar için banka hesabı açmak artık çok zor değil ama yanında birkaç temel belge bulundurmak gerekiyor.
Her banka farklı belgeler isteyebilir ama genelde gereken belgeler şunlardır:
İş Bankası, Garanti BBVA ve Yapı Kredi gibi büyük ve yaygın bankalar, genellikle yabancılara hizmet verme konusunda daha tecrübelidir. Çoğu büyük şubelerinde İngilizce konuşan personele de rahatlıkla ulaşabilirsiniz.
Dijital göçebeler genelde başka ülkelere para göndermekte hız ve düşük maliyet sorunu yaşar. Banka havalesi ile para göndermek, yani SWIFT transferi yapmak, genelde komisyon yüksek olduğu ve döviz kuru düşük olduğu için çok avantajlı olmaz.
Neyse ki, Wise (eski adıyla TransferWise) ve Revolut gibi yeni finans uygulamaları bu sorunu neredeyse çözüyor. Bu servisler, gerçek döviz kuru kullanır ve işlemler için açık bir ücret alır. Bu yüzden yurt dışına para göndermek daha az para tutar ve para hızlıca karşı tarafa gider. Türkiye’deki banka hesabınıza ya da doğrudan bir başkasının hesabına kolayca para gönderebilirsiniz.
Wise gibi platformlar, farklı ülkelerden gelir elde eden dijital göçebeler için işleri kolaylaştırır. Paranızı yönetmek kur farkı ve gizli masraflardan gelen kayıpları azaltır. Bütçeniz korunur.
Türkiye’de oturma iznine başvururken yabancılar için geçerli bir özel sağlık sigortası yaptırmak yasal bir zorunluluk. Bu sigorta, ülkede kaldığınız zaman size ana sağlık bakımı sunar. Allianz, AXA Sigorta ve Anadolu Sigorta gibi pek çok büyük şirket, yabancılar için kapsamlı sağlık sigortası poliçeleri veriyor.
Poliçenizi seçerken bu detaylara bakmak iyi olur:
Acil bir durumda ise Türkiye genelindeki özel ve devlet hastanelerinin acil servislerine her zaman başvurabilirsiniz. 112 Acil Çağrı Merkezi‘ni arayarak anında ambulans talep edebilirsiniz.
Vergi, dijital göçebelerin en çok kafasının karıştığı konu. Türkiye’de bir takvim yılında 183 günden fazla kalırsanız, vergi mükellefi olabilirsiniz. Bu durum, Türkiye’de kazandığınız paradan vergi ödemeniz gerekebilir demek.
Ancak bu konu göründüğünden biraz daha karmaşık. Ülkeler arası çifte vergilendirmeyi önleme anlaşmaları ve sizin kişisel durumunuza bağlı olarak kurallar ciddi anlamda değişebilir. Türkiye’de daha uzun kalacaksanız, bir vergi danışmanı ya da mali müşavir ile konuşmak iyi olur. Böylece konu netleşir ve yanlış bir şey yapmazsınız. Ayrıca, genel bir fikir edinmek için Türkiye vergi oranları hakkındaki rehberimize göz atmanız, büyük resmi görmenize yardımcı olabilir.
Türkiye’de dijital nomad olarak geçirdiğiniz zamanı özel yapan şey sadece iş için hazırlıklar değil. Burada asıl olan, ülkenin kültürünü öğrenmek, insanlarla iyi anlaşmak ve günlük düzene ayak uydurmak. İşte bu deneyimi çok daha derin ve anlamlı hale getirecek olan da bu. Teknik konuları geçtik. Şimdi burada yaşayan biri gibi hissetmenizi sağlayacak basit önerilere bakalım.

Türkler misafirlerini ağırlamaya çok önem verir. Birinin evine gittiğinizde ya da bir dükkânda hemen çay getirirlerse bu normal. Çünkü çay vermek, samimi olmak için kolay bir yol. Böyle bir ikramı geri çevirmektense, kibarca almak ilişki için daha iyi olur.
İnsanlar arasında saygı olmadan, ilişkiler zorlaşır. Yaşça büyük olanlara saygı gösterilir, önce onlar düşünülür. Bir yere girince selam vermek ya da tanımadığınız birine gülümsemek her zaman iyi bir izlenim bırakır.
Kapalıçarşı’da ya da küçük mahalle dükkânlarında pazarlık yapmak alışverişin normal bir parçası. Bunu zorunlu bir şey olarak görmeyin. Bunu keyifli bir arkadaş buluşması olarak düşünün.
Pazarlık sırasında her zaman gülümseyin ve kibar olun. Süreci bir çekişme yerine tatlı bir anlaşma oyunu gibi düşünün. Ama unutmayın, büyük markaların mağazalarında, süpermarketlerde ya da fiyatın açıkça yazdığı yerlerde pazarlık olmaz.
Türkiye’deki günlük yaşamınıza hızla adapte olmanızı sağlayacak birkaç küçük ama hayat kurtaran bilgi var.
Büyük şehirlerde pek çok kişi İngilizce bilse de birkaç temel Türkçe ifade öğrenmek, yerel halkla aranızdaki buzları anında eritecektir. Bu sihirli kelimelerle insanların yüzüne gerçek bir gülümseme koyun.
Merhaba – Günün her saati kullanabileceğiniz en temel selam. Birine teşekkür etmek için en iyi yol, teşekkür ederim demek. Lütfen – Bir ricada bulunurken cümlenize eklediğinizde harikalar yaratır. Kolay gelsin – Çalışan birine söylenen, iyi niyet dolu harika bir ifadedir. Esnaftan garsona, herkese söyleyebilirsiniz. Afiyet olsun, genelde yemek yerken ya da yemek bittikten sonra insanlara söylenen bir ifade. Sofraya bereket getirmesi için de söylerler. Hesap alabilir miyim lütfen? Restoranda hesabı istemek için en sade ve nazik yol bu.
Bu kısa ifadeler konuşmayı kolaylaştırır. Bunları kullanmak, bulunduğunuz yere ve insanlara değer verdiğinizi gösterir. Ortama uyum sağlamak istediğinizi anlatır. Emin olun, bu ufak bir çaba size yeni fırsatlar getirecek ve Türkiye’de geçirdiğiniz zamanı daha iyi hale getirecek.
Türkiye’ye dijital göçebe olarak gelme fikri aklınızda dönüp duruyorsa, yalnız değilsiniz. “Vize işini nasıl hallederim?”, “Aylık ne kadar giderim olur?”, “İngilizce yetiyor mu?”gibi soruların zihninizde belirmesi çok normal.
Hadi, bu en temel sorulara beraber açık ve kolay cevaplar verelim. Türkiye maceranıza sağlam bir adımla başlamanız için en çok merak edilen konuları masaya yatırdık.
Türkiye, teknoloji alanında çalışanlar ve uzaktan çalışanlar için süreci basitleştiren bir Dijital Göçebe Vizesi veriyor. Başvurunun ilk adımı genellikle online atılıyor.
Bunun için GoTürkiye’nin resmi portalını kullanmanız gerekiyor.
Başvuru yaparken genelde bu belgeleri isterler:
Online başvurunuz onaylandığında size bir sertifika veriliyor. Bu sertifikayla birlikte ülkenizdeki Türk konsolosluğuna giderek vize işlemlerinizi tamamlıyorsunuz. Tabii ki en güncel ve kesin bilgiyi her zaman resmi kanallardan teyit etmekte fayda var.
Bu sorunun yanıtı yaşadığınız şehre ve nasıl bir hayat seçtiğinize göre değişir. Bazı kişiler sessiz bir yaşamı ister. Bazı kişiler büyük şehrin hareketini seçer. Yine de genel bir fikir vermesi açısından şöyle bir bütçe aralığı düşünebilirsiniz:
Bu rakamlar genellikle kira, fatura, yemek ve eğlenceye harcanan ortalama parayı gösterir.
Kesinlikle evet. İstanbul, İzmir ve Antalya’da, merkezi yerlerde ya da turistik noktalarda İngilizce ile kolayca iletişim kurabilirsiniz. Gençlerin gittiği popüler mekanlarda da İngilizce anlaşılır.
Kafelerde, restoranlarda ve ortak çalışma alanlarında dil sorunu yaşama şansı pek yok. Ama resmi dairelerde işiniz olduğunda ya da küçük bir yere gittiğinizde birkaç Türkçe kelime bilmek ya da çeviri uygulaması kullanmak hayatı çok kolaylaştırır.
Türkiye’de dijital göçebe olarak çalışırken işiniz için profesyonel bir imaj, yasal bir iş adresi ve posta veya kargo yönetimi gibi pratik çözümler mi arıyorsunuz?Workon, sanal ofis ve hazır ofis gibi farklı ihtiyaçlar için esnek ve modern çalışma alanları sağlar. Bizi ziyaret edin, çalışma şeklinizi birlikte tasarlayalım: workon.com.tr
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!