
“E-ihracat nasıl yapılır?” sorusuna basit bir cevap var: yani ürün ya da hizmetinizi internetten yurt dışındaki insanlara göndermek. Ama bu sadece bir “satış yap” tuşuna basmak demek değil. Önünde doğru pazar araştırması, yasal şirket kurmak, güvenilir lojistik ve doğru dijital pazarlama gibi adımlar var. Geleneksel ihracattan farklı olarak e-ihracat daha az maliyetle dünyaya açılmayı mümkün kılıyor.
E‑ihracat, yani internetten dışarı satış, artık sadece büyük şirketlerin işi değil. KOBİ’ler, yeni fikirli girişimciler ve hatta yeteneklerini dünyaya taşımak isteyen freelance çalışanlar da bu kapıyı açıyor. Şimdi, ürünlerinizi sadece mahallenizdeki bir dükkan ya da ülke içindeki bir e‑ticaret sitesinde satmak zorunda değilsiniz; dünyanın başka bir köşesindeki bir müşteriye gönderebileceğinizi hayal edin. e‑ihracat, işte bu hayali gerçeğe çeviriyor.
Bu yolculuk, başlarken sizi yoracak büyük mağaza kirası ya da yurt dışı ofis masrafları gerektirmiyor. Yani, büyük yatırımlar yok. Doğru bir planla, Türkiye’de ürettiğiniz el yapımı takıyı, New York’ta bir müşteriye satabilirsiniz. Türkiye’de ürettiğiniz el yapımı takıyı satmak, New York’ta bir müşteriye ulaşmak demek. Aynı zamanda, tasarladığınız yazılımı Berlin’de bir start‑up’a saniyeler içinde satabilirsiniz. Tasarladığınız yazılım, Berlin’deki start‑up’a hızlıca ulaşır. Böylece müşteri ağınızı okyanus ötesine taşırsınız, ayrıca döviz geliriyle kârlılığınızı ciddi şekilde artırırsınız.

Peki e-ihracat, geleneksel ihracattan tam olarak nerede ve nasıl ayrışıyor? Gelin, temel farklara bir göz atalım.
| Özellik | E-ihracat | Geleneksel ihracat |
|---|---|---|
| Pazara Giriş Maliyeti | Düşük (Platform ücretleri, dijital reklam) | Yüksek (Distribütör anlaşmaları, fuarlar) |
| Müşteriye Ulaşım | Doğrudan ve aracısız (B2C) | Aracılarla ve toptancılarla (B2B) |
| Operasyonel Hız | Hızlı ve esnek | Yavaş ve bürokratik |
| Gerekli Sermaye | Düşük sermaye ile başlamak mümkün | Genellikle yüksek sermaye gerektirir |
| Pazar Erişimi | Küresel pazarlara anında erişim | Belirli pazarlara odaklı |
| Risk Yönetimi | Risk daha dağıtılmış ve yönetilebilir | Yüksek hacimli siparişler nedeniyle risk daha yüksek |
Bu tablo, elektronik ihracatın Küçük ve Orta Büyüklükteki İşletmeler ve girişimciler için neden bu kadar cazip olduğunu net gösteriyor. Esneklik, hız ve düşük maliyet, oyunu tamamen değiştiriyor.
Ben de gördüm ki e-ihracatın sunduğu fırsatlar, kağıt üzerindeki teorik avantajların çok ötesinde. E-ihracat, işletmenize elle tutulur, ölçülebilir ve doğrudan cironuzu artıracak faydalar sağlıyor. E-ihracatla bu yola çıktığınızda elde edeceğiniz somut kazanımlar şunlar:
Türkiye’de e-ihracat, dijitalleşmenin rüzgarını arkaya alarak, geleneksel yolların yanında hızla büyüyen bir güç oldu. Son yıllarda e-ihracat hacmi 6,4 milyar dolar seviyesine ulaştı ve toplam ihracatın yaklaşık yüzde 2,7’sini oluşturdu. Analistler, bu oranın yakın gelecekte yüzde 3,2’ye çıkıp 8 milyar dolar seviyesine yaklaşacağını düşünüyor. Bu sayılar, pazarın ne kadar canlı ve fırsat dolu olduğunu gösteriyor. E-ihracat trendleri ve pazar analizleri hakkında daha fazla bilgiye Paraanaliz’in ilgili raporundan ulaşabilirsiniz.
Unutmayın, e-ihracat sadece bir satış kanalı değil. Aynı zamanda işinizi geleceğe taşıyan bir adım, yani akıllı bir adım. Şöyle düşünün, doğru bilgi ve doğru adımlarla, küçük bir işletme bile küresel bir oyuncu olabilir.
Bu kılavuz, e‑ihracat nasıl yapılır sorusunun tüm adımlarını adım adım açıklıyor. e‑ihracat için yasal süreçlerden lojistik yönetimine, pazar seçiminden dijital pazarlamaya kadar her aşamada e‑ihracat yol haritasını sunuyoruz.
E-ihracatın heyecanlı dünyasına atlamadan önce, bir an durup yasal uyumluluğu temele koymak lazım. Yani, sağlam bir binanın gizli ama en önemli kısmı gibi düşün. Doğru yasal adımlar işinizi ilerideki baş ağrılarından korur ve büyümeyi açar. Unutmayın, küresel pazarlara girerken attığınız her adım yasal zemine oturmalı.
Şöyle ki, bu yolda alacağınız ilk ve en önemli karar, ticari faaliyetlerinizi hangi yapı altında yürüteceğiniz. E‑ihracat zaten bir ticari faaliyet, yani vergi mükellefi olursunuz. Fatura kesmek, giderlerinizi resmi olarak kaydetmek ve özellikle KDV iadesi gibi mali avantajları tam anlamıyla kullanmak için bir şirketinizin olması gerekir. Kısacası, bir şirketiniz olmalı.

Türkiye’de e-ihracat sularına yelken açmak isteyen bir girişimciyseniz, karşınıza temelde üç ana şirket türü çıkacaktır. Her bir şirket türünün, kendine has faydaları ve görevleri var. İş modelinize, sermayenize ve gelecek planlarınıza göre en uygun şirket türünü seçmek, başlangıçta en önemli kararlardan biri olur.
Pratik bir tavsiye: E-ihracata yeni başlıyorsanız, genellikle şahıs şirketi kurarak süreci deneyimlemek ve maliyetleri düşük tutmak en mantıklı ilk adım. İş hacminiz büyüdükçe ve operasyonlarınız karmaşıklaştıkça limited şirkete geçiş yapmayı her zaman düşünebilirsiniz. Bu oldukça yaygın bir yoldur.
Şirketinizi kurdunuz, peki Şirketinizi ne yapacaksınız? “E-ihracat nasıl yapılır” sorusunun yasal kısmı burada başlıyor. Sadece bir vergi levhası almak yeterli değil; uluslararası ticarete uygun olmak için birkaç kritik kayıt ve birkaç kritik işlem daha tamamlamalısınız. Kayıt ve işlem olmazsa e-ihracat mümkün olmaz.
Vergi ve faturalandırma süreçleri E-ihracatın en güzel yanlarından biri. Yani, yurt dışına satarken Katma Değer Vergisi istisnası var. Mikro ihracat içinde yaptığınız satışlar için Katma Değer Vergisi’siz fatura kesersiniz. Bu, ürünlerinizi yurt dışındaki müşterilere çok daha uygun fiyatlarla sunmanızı sağlar.
Ayrıca, bu satışlar için hammadde ya da hizmet alırken ödediğiniz Katma Değer Vergisi’ni devletten geri talep edebilirsiniz. Bu Katma Değer Vergisi iadesi süreci, nakit akışınızı düzenlemenize yardımcı olur. Bu süreçte düzenli ve hatasız faturalandırma çok önemli. Yurt dışı satışları için hazırlanan elektronik faturaları doğru bilgilerle kesersiniz. Elektronik fatura sistemine geçiş ve başvuru süreci hakkında bilgiye e-fatura nasıl açılır rehberimizden ulaşarak bu adımı kolayca atlayabilirsiniz.
Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi kaydı zorunludur. Şöyle ki, satışlarınızı kendi e-ticaret sitenizden yapıyorsanız, ETBS kaydı yasal bir zorunluluk, yani kaçınılmaz bir gerekliliktir. Gerçekten, Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi kaydı tüketicilerin gözündeki güveninizi artırır ve işletmenizin şeffaflığını kanıtlar. Yani, Elektronik Ticaret Bilgi Sistemi kaydı olmadan işinizi yürütmek zor olur.
İhracatçı birliğine üyelik İhracatçı birliklerine üye olmak, genellikle belirli bir cironun üzerindeki ihracatçılar için zorunludur. Ancak zorunlu olmasa bile üyelik, sektördeki gelişmelerden haberdar olmanızı, değerli bağlantılar kurmanızı ve devlet teşviklerinden yararlanmanızı kolaylaştırır.

Gördüğünüz gibi, yani, şirket kurmak ve vergi süreçleri gibi pek çok yasal detay var. Karmaşık adımlar girişimcilerin değerli zamanını ve enerjisini, yani işlerini büyütmekten alabilir.
Neyse ki Workon gibi çözümler süreci sizin için dijitalleştirip basitleştiriyor, yani. Sanal ofis hizmetiyle şirket kuruluşunuzu iyi bir adreste çabuk yapabilirsiniz, muhasebe ve mali müşavirlik entegrasyonları sayesinde vergi süreçlerinizi tek bir yerden kolayca yönetebilirsiniz. Böylece yasal karmaşada kaybolmak yerine, enerjinizi doğru pazarı bulmaya ve ürünlerinizi dünyaya tanıtmaya harcayabilirsiniz.
E-ihracat serüveninde başarının sırrı, sadece harika bir ürüne sahip olmak değil; o ürünü tutkuyla isteyecek doğru kitleyi bulmak ve onlara en rahat ulaşabilecekleri yerde sunmaktır. Burası, varsayımları bir kenara bırakıp tamamen verilere dayalı stratejik kararlar almanız gereken kritik bir dönemeç. Yoksa dünyanın en iyi ürününü yanlış pazarda satmaya çalışarak hem zamanınızı hem de paranızı boşa harcarsınız.
İşe pazarları inceleyerek başlayın. Kendinize şu soruları sorun: Ürünüm hangi ülkedeki insanın ihtiyacını ya da arzusunu karşılıyor? O ülkedeki pazar ne kadar büyük? Rakipler kim ve ne kadar güçlü? Bu aşamada Google Trends, pazar yeri platformlarının analiz araçları ve sektör raporları size yardımcı olur. Mesela, Türkiye’de ürettiğiniz organik bebek giysileri için Almanya’daki doğum oranlarını, ortalama hane gelirini ve sürdürülebilir ürünlere ilgiyi araştırmak size somut bir başlangıç verir.
Bu akış şeması, e-ihracat iş modelinizi seçerken izlemeniz gereken temel adımları görselleştirir: Önce pazarınızı analiz eder, sonra pazar yeri veya kendi siteniz arasında stratejik bir karar verirsiniz.

Görseldeki adımlar, başarının tesadüfi olmadığını, sağlam bir analiz ve doğru kanal seçimiyle başladığını net bir şekilde ortaya koyuyor.
Hedef pazarınızı belirledikten sonraki en önemli karar, ürünlerinizi nerede satacağınızdır. Bu noktada önünüzde iki ana yol beliriyor: Amazon, Etsy, eBay gibi global pazar yerleri veya Shopify, WooCommerce gibi altyapılarla kuracağınız kendi e-ticaret siteniz. İkisinin de kendine has avantajları ve zorlukları var.
Global pazar yerleri
Amazon ve Etsy gibi dev platformlar, e-ihracata yeni başlayanlar için adeta hazır bir başlangıç paketi sunar. Bu platformların en büyük kozları şunlar:
El yapımı takılar satan bir girişimci, Etsy’yi tercih eder çünkü Etsy, bu küçük kitleye doğrudan ulaşma şansı verir. Normal bir elektronik aksesuar satıyorsan, Amazon’un büyük müşteri tabanı daha mantıklı olur. Özetle, kanal seçimi tamamen ürün doğasına bağlıdır.
Kendi e-ticaret siteniz
Kendi sitenizi kurmak ise daha uzun vadeli düşünen ve marka kimliğini A’dan Z’ye kontrol etmek isteyenler için idealdir. Bu yolun sunduğu başlıca faydalar:
Hangi yolun sizin için doğru olduğuna karar vermek, iş modelinize, bütçenize ve hedeflerinize bağlı. Aşağıdaki tablo, karar vermenizi biraz daha kolaylaştırabilir:
| Kriter | Global Pazar Yeri (Amazon, Etsy) | Kendi E-Ticaret Siteniz (Shopify) |
|---|---|---|
| Başlangıç Hızı | Hızlı, birkaç günde satışa hazır | Daha yavaş, site kurulumu ve pazarlama zaman alır |
| Başlangıç Maliyeti | Düşük (Sadece ürün listeleme ve komisyon) | Orta (Platform aboneliği, tema, pazarlama) |
| Pazarlama Yükü | Düşük (Platform içi trafikten faydalanılır) | Yüksek (Tüm trafiği sizin çekmeniz gerekir) |
| Komisyon Oranları | Yüksek (Genellikle %10-%20 arası değişir) | Düşük (Sadece ödeme altyapısı komisyonu) |
| Marka Kontrolü | Sınırlı | Tam kontrol |
| Müşteri Verisi | Platforma ait | Tamamen size ait |
Bu iki model aslında rakip olmak zorunda değil. Birçok başarılı e-ihracatçı, her iki kanalı iyi bir stratejiyle bir arada kullanır. Örneğin, Amazon’da satış yaparak ilk müşteri kitlesi oluşturursunuz ve marka bilinirliği kazanırsınız. Aynı zamanda, müşterileri yavaş yavaş siteye yönlendirerek uzun vadeli ve sadık bir kitle inşa edersiniz.
Unutmayın, bazı pazar yerleri veya toptan satış platformları, iş yapabilmeniz için uluslararası bir kimlik numarası talep edebilir. Bu gibi durumlarda, DUNS numarası nedir ve nasıl alınır rehberimizden faydalanarak bu sürece hazırlıklı olabilirsiniz. Doğru pazar ve kanal seçimi, e-ihracat maceranızın rotasını belirleyecek en temel adımdır.
Harika bir pazar ve doğru satış kanalını bulduysanız, tebrikler! Ama e-ihracat macerasının belki de en kritik virajına şimdi geldiniz: Lojistik ve gümrük süreçleri.
Ürününüz ne kadar harika olursa olsun, müşteriye zamanında, sağlam ve sorunsuz ulaşmazsa tüm emekler boşa gider. Başarılı bir e-ihracat operasyonunun bel kemiğini, tıkır tıkır işleyen bir lojistik ve gümrük süreci oluşturur. Bu işin görünmez kahramanıdır.
İlk bakışta bu süreç gözünüzü korkutabilir; gümrük beyannameleri, uluslararası kargo firmaları, vergi kodları, hedef ülke kuralları… Liste uzayıp gidiyor. Neyse ki, özellikle bizim gibi KOBİ’ler ve girişimciler için bu süreci inanılmaz basitleştiren bir yol var. Adı: mikro ihracat.
Mikro ihracat, e-ihracata yeni başlayanların en iyi dostudur. Bu model sayesinde, belirli limitler içindeki gönderilerinizi karmaşık gümrük prosedürlerine takılmadan, jet hızıyla yurt dışına yollayabilirsiniz. İşin sırrı, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB) ile işlem yapılması. Bu sayede gümrük müşavirine ihtiyaç duymadan, yetkili kargo firmaları aracılığıyla tüm operasyonu çözebilirsiniz.
Mikro ihracatın güncel limitleri ise şöyle:
Bu limitlerin içinde kalırsanız, yurt dışı satışlarınız için KDV içermeyen fatura kesebilir ve KDV iadesi avantajından yararlanabilirsiniz. Bu hem maliyetinizi düşürür, hem de iş yükünüzü çok hafifletir.
Mikro ihracat sürecini bir lojistik partnerine bırakmak, pazar seçmek kadar önemli bir karar. Bu kararın ağırlığını hissetmek normal. DHL, UPS ve FedEx gibi büyük firmalar, Elektronik Ticaret Gümrük Birimi düzenleme yetkisine sahiptir ve lojistik partneri olarak DHL, UPS ve FedEx size tam hizmet verebilir. Peki, hangi lojistik partneri seçeceksiniz?
Sakın sadece fiyata odaklanma hatasına düşmeyin. Teslimat hızı, müşteri hizmetlerinin kalitesi, gönderi takip sistemlerinin ne kadar güvenilir olduğu ve hedef pazardaki yerel gücü gibi faktörleri de masaya yatırmalısınız. Mesela, ABD pazarı için FedEx çok güçlüyken, Avrupa içindeki hızlı gönderimlerde DHL bir adım öne çıkabilir.
Farklı firmalardan teklif alırken, yani teklif detaylarını mutlaka karşılaştırın.
Gümrük, e-ihracatın “sürpriz” maliyetler ve can sıkıcı gecikmelerle dolu olabilen karanlık yüzüdür. Ama doğru hazırlıkla bu riskleri kolayca bertaraf edebilirsiniz.
GTİP kodunu doğru belirlemek
Her ürünün, bir Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu yani Harmonize Sistem Kodu vardır. 12 haneli Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu yani Harmonize Sistem Kodu, ürününüzün gümrükte doğru sınıflandırılmasını ve vergilendirilmesini sağlar. Yanlış bir Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu yani Harmonize Sistem Kodu beyan ederseniz, ürününüz gümrükte takılabilir ya da beklemediğiniz vergilerle karşılaşabilirsiniz. Gümrük Tarife İstatistik Pozisyonu yani Harmonize Sistem Kodu’nu, Ticaret Bakanlığı’nın sitesinden ya da doğrudan lojistik partnerinizden yardım alarak doğru şekilde belirlediğinizden emin olun.
Sorun yaratabilecek ürünler
Her ülkenin bir ithalat yasakları ve kısıtlamaları listesi var. Gıda takviyeleri, kozmetik ürünler, bataryalı elektronik cihazlar ve kimyasal içeren ürünler ek belge ya da özel izin ister. Ürününüzü yola çıkarmadan önce, hedef ülkenin gümrük kurallarını mutlaka kontrol edin.
Şöyle ki, Türkiye’deki e‑ihracat firmaları, Ticaret Bakanlığı’nın Kolay İhracat Platformu sayesinde işlemlerini çok daha hızlı yapabiliyor. Ticaret Bakanlığı’nın Kolay İhracat Platformu üzerinden ihracat beyannamesi hazırlanıyor, ürünün gümrük geçişi aynı platformda izleniyor. Konsinye ihracat gibi yeni düzenlemeler, ürünün yurt dışına satılmadan önce deneme şansı veriyor, yani bu da riski azaltıyor. Başarı, bu süreçlerde dijital altyapıya yatırım yapmaya bağlı. Türkiye’deki e‑ticaretin güncel görünümünü öğrenmek isteyenler, Ticaret Bakanlığı’nın duyurular sayfasından raporu inceleyerek sektördeki son gelişmelere göz atabilir.

E-ihracatın, en heyecan verici iki yönü, dünya çapındaki müşterilerden sorunsuz ödeme almak ve müşterilere doğru pazarlama mesajı göndermek. Bir Alman müşteri, ürünü sepete koyar ve ödeme sayfasında tanıdık ve güvenilir bir seçenek bulamazsa, satış anında kaybolur. Benzer şekilde, Japonya’daki potansiyel alıcıya kültürel hassasiyetleri görmezden gelen bir reklam gösterirsen, sadece bütçe boşa gider, marka imajı da zarar görür.
Bu yüzden “e-ihracat nasıl yapılır?” sorusunun en önemli cevabı, sorunsuz e-ihracat ödeme altyapısıdır. Ayrıca hedefe odaklı, iyi yerelleştirilmiş e-ihracat pazarlama stratejileri de gerekir.
Dünya çapında, müşterilerinize verdiğiniz ödeme seçenekleri sitenizin ya da pazar yeri mağazanızın bir güvenlik kartı gibi olur. Müşteriler, kredi kartı bilgilerini girerken güven içinde olmak ister. Bu güveni sağlamak için en kolay yol Stripe ve Iyzico gibi dünya çapında bilinen ve dolandırıcılığa karşı güçlü koruma sunan ödeme geçitlerini kullanmaktır. Bence bu, müşterilerin güvenini kazanmanın en etkili yolu.
Bu sistemler sadece güvenliği sağlamakla kalmaz, aynı zamanda size müthiş bir operasyonel esneklik kazandırır. Farklı para birimlerinde (USD, EUR, GBP vb.) ödeme kabul etmenize olanak tanıyarak müşterinin kendi para birimiyle, sanki yerel bir siteden alışveriş yapıyormuş gibi rahat hissetmesini sağlarlar.
İşletmeniz için doğru ödeme sağlaycısını seçerken düşünmeniz gereken birkaç temel konu var. İlk olarak, doğru ödeme sağlaycısını seçerken komisyon oranlarını kontrol edin, yani komisyon oranları ne kadar düşükse o kadar iyi. İkinci olarak, doğru ödeme sağlaycısını seçerken entegrasyonun ne kadar kolay olduğunu test edin, çünkü entegrasyon ne kadar sorunsuz olursa işiniz o kadar rahat çalışır. Üçüncü olarak, doğru ödeme sağlaycısını seçerken hedeflediğiniz pazarda doğru ödeme sağlaycısının bilinirliğini göz önünde bulundurun, yani bilinirliği yüksek bir sağlayıcı seçmek avantaj sağlar.
| Özellik | Stripe | Iyzico (Bir PayU Şirketi) |
|---|---|---|
| Global Kapsam | Çok geniş (135’ten fazla para birimi) | Geniş (Global ve yerel çözümler sunar) |
| Entegrasyon | Geliştirici dostu API’lar, kolay entegrasyon | Kolay ve hızlı entegrasyon seçenekleri |
| Komisyon Oranı | İşlem başına sabit ücret + yüzde | Rekabetçi ve pazara göre değişen oranlar |
| Güvenlik | Gelişmiş sahtekarlık tespiti (Radar) | PCI-DSS Seviye 1 uyumlu, 3D Secure |
| Avantajı | Küresel pazarlarda çok yaygın ve güvenilir | Türkiye merkezli operasyonlar için güçlü destek |
Tecrübeyle sabit bir ipucu: Komisyon oranlarını incelerken sadece yüzdeye takılıp kalmayın. Sabit işlem ücretleri, para birimi dönüştürme maliyetleri ve başınıza gelebilecek ters ibraz (chargeback) ücretleri gibi gizli maliyetleri de mutlaka hesaba katın. Bu küçük detaylar, uzun vadede kârlılığınızı doğrudan etkiler.
Ürününüzü dünyaya tanıtmak, sadece reklam bütçesi ayırmak demek değil. Şöyle ki, mesajlarınız hedef kitlenizin diline, kültürüne ve beklentilerine tam uymalı. Yani, mesajlarınız hedef kitlenizin anlayacağı gibi olmalı. Yoksa mesajlarınız ya dijital gürültü içinde kaybolur ya da, daha kötüsü, tamamen yanlış anlaşılır.
İşe hedef ülkenin dijital alışkanlıklarını, inceleyerek başlayın. Hedef ülkenin dijital alışkanlıklarını incelemek çok önemli. Mesela, Almanya’da, müşterilere ulaşmak için Google Ads ve Arama Motoru Optimizasyonu çok kritik. Almanya’da Google Ads ve Arama Motoru Optimizasyonu olmadan hedefe ulaşmak zor. Körfez ülkelerinde, Instagram ve Snapchat gibi görsel platformlar daha iyi sonuç verir. Körfez ülkelerinde Instagram ve Snapchat kullanmak, görsel kampanyalar için etkili. Dolayısıyla, her bölgeye uygun platformları seçmek, kampanyanın başarısını büyük ölçüde artırır.
Lokalizasyon, global dijital pazarlamanın ruhudur. Ürün açıklamalarınızı veya reklam metinlerinizi basit bir çeviri aracıyla hedef dile aktarmak, yapılabilecek en büyük hatalardan biridir. Lokalizasyon; metinleri, görselleri ve hatta renk paletini bile hedef kültürün değerlerine, deyimlerine ve beklentilerine göre uyarlama sanatıdır.
Bu stratejileri daha derinden kavramak ve kendi iş modelinize pratik bir şekilde uyarlamak için, işletmenizin büyümesine ışık tutacak kapsamlı dijital pazarlama stratejileri rehberimize mutlaka göz atın.
Başarılı bir lokalizasyon, müşterinin markanızla “kendi dilinde” konuştuğunu hissetmesini sağlar. Bu da beraberinde güveni, sadakati ve nihayetinde satışları getirir. Unutmayın, e-ihracatta sadece ürün satmazsınız; farklı kültürlerle bir köprü kurarsınız. Bu köprüyü ne kadar sağlam inşa ederseniz, global pazardaki yeriniz de o kadar sarsılmaz olur.
E-ihracat yolculuğuna çıktığınızda aklınıza bir sürü soru takılması çok normal. “E-ihracat nasıl yapılır?” diye soran her girişimci, en çok merak ettiği konuları bu bölümde masaya koyuyor. Bu bölüm, E-ihracat hakkında en önemli sorulara açık ve işe yarar cevaplar veriyor, belirsizlikleri yok ediyor, yani E-ihracat için iyi bir başlangıç noktası sunuyor.
Evet, esneme yok. Elektronik ihracat, zaten ticari bir iş, yani kestiğiniz her ürün için fatura kesmeniz şart. Şöyle ki, vergi mükellefi olmak zorundasınız ve mali süreçler yasal bir zemine oturmalı. Yasal zemine oturmak sadece yasal koruma sağlamakla kalmaz, aynı zamanda Katma Değer Vergisi iadesi gibi ciddi finansal avantajlar da getirir. Vergi mükellefi olmak ve yasal zemine oturmak, hem koruma hem de para kazandırır.
Başlangıçta en mantıklı adım bir şahıs şirketi açmak. Şahıs şirketi kurmak maliyetleri düşük tutar, süreci de daha kolay yönetir. İş hacmi büyüdükçe, limited şirket ya da anonim şirket gibi daha kurumsal yapılara geçmek mantıklı olur. Ben de bu yolu denedim, işe yaradı. Workon gibi platformlar, sanal ofis hizmetiyle bu kuruluş sürecini çok kolaylaştırır, yani zaman kazandırır.
Mikro ihracat, özellikle KOBİ’lerin uluslararası ticarete adım atmasını basitleştiren harika bir model. Bu sistemin bel kemiği, Elektronik Ticaret Gümrük Beyannamesi (ETGB). Bu beyanname, DHL veya UPS gibi yetkilendirilmiş lojistik firmaları tarafından sizin adınıza dijital olarak hazırlanır. Yani, geleneksel ihracattaki gibi bir gümrük müşaviriyle çalışma derdiniz ortadan kalkar.
Bu pratik yöntemin güncel limitleri ise şöyle:
Bu sınırlar içinde kaldığınız sürece, ürünlerinizi KDV’siz faturalandırabilir ve operasyonel yükünüzü ciddi anlamda hafifletebilirsiniz.
Uluslararası ödemeleri sorunsuz ve güvenli bir şekilde almak, e-ihracatın en hassas konularından biri. Müşterilerinize güven telkin etmek için Stripe veya Iyzico (bir PayU şirketi) gibi dünya çapında tanınan ve dolandırıcılığa karşı sağlam koruma mekanizmaları olan ödeme ağ geçitlerini tercih etmelisiniz. Bu platformlar, kredi kartı bilgilerini güvenle işler ve size farklı para birimlerinde ödeme alma esnekliği sunar.
Kendi e-ticaret siteniz varsa, bu sistemleri sitenize entegre etmeniz şart. Eğer Amazon veya Etsy gibi bir pazar yerinde satış yapıyorsanız işiniz daha kolay; bu platformların kendi güvenli ödeme altyapılarından doğrudan yararlanırsınız. Böylece hem sizin hem de müşterinizin içi rahat eder.
Global ödeme sistemlerini sadece birer araç olarak görmeyin. Onlar, aynı zamanda uluslararası pazarda markanızın güvenilirliğini pekiştiren birer damgadır. Müşterinin, aşina olduğu bir ödeme logosunu görmesi, “satın al” butonuna tıklama ihtimalini doğrudan artırır.
E-ihracatta başarılı olmak, doğru ürün seçmekten geçiyor. Tecrübelerimize göre, belirli özellikleri olan ürünler diğer ürünlere göre çok daha hızlı bir başlangıç yapmanıza yardımcı olur.
Avantajlı ürün grupları genellikle şu özelliklere sahip oluyor:
Unutmayın, en iyi ürün, sizin ne hakkında bilgi sahibi olduğunuz ve hedef pazarda gerçek talebi verilerle doğruladığınız bir üründür. Bu yüzden, kolları sıvayın, detaylı bir pazar ve rakip analizi yapın; bu en sağlam adımdır.
E-ihracat yolculuğunuzun ilk ve en önemli adımı olan şirket kuruluşu ve yasal adres gibi konularda Workon her zaman yanınızda. Sanal ofis çözümleriyle işinizi prestijli bir adreste, düşük maliyetlerle kurarak tüm enerjinizi küresel pazarlara açılmaya ayırabilirsiniz. Daha fazla bilgi için hemen Workon adresini ziyaret edin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!