
Kendi işinizi kurma yolunda atılacak ilk ve belki de en önemli adımlardan biri, iş modelinize en uygun şirket türünü seçmektir. Eğer kendi başınıza bir yola çıkıyorsanız, özellikle de freelancer, danışman veya küçük ölçekli bir e-ticaret girişimcisiyseniz, şahıs şirketi kurmak genellikle en mantıklı başlangıçtır.
Süreç, limited şirket gibi karmaşık prosedürler veya yüksek sermaye şartları gerektirmediği için oldukça pratik. Gerekli belgeleri toplayıp İnteraktif Vergi Dairesi üzerinden başvurunuzu yaptığınızda, genellikle birkaç gün içinde ticari faaliyetlerinize resmi olarak başlayabilirsiniz.
Kendi işinin patronu olma hayali kuranlar için bu yolculukta verilecek ilk kritik karar, doğru şirket yapısını belirlemektir. Bireysel hizmet sunanlar, dijital göçebeler ve küçük ölçekli ticarete atılanlar için şahıs şirketi, pratikliğiyle bir adım öne çıkıyor.
Bu yapı, tek bir kurucu ile hızlıca hayata geçirilebilen, kurucusunun ticari kimliği ile kişisel kimliğinin hukuki olarak bir bütün olduğu bir modeldir. Bu durum, hem yönetimde büyük bir esneklik sağlar hem de sorumluluk anlamında kendine has dinamikler barındırır.
Şahıs şirketinin bu kadar popüler olmasının arkasında, özellikle başlangıç aşamasındaki girişimcilere sunduğu somut avantajlar yatıyor.
Sermaye şirketleriyle kıyaslandığında, şahıs şirketi kurmak hem daha az bürokratik işlemle uğraşmak hem de daha düşük bir başlangıç maliyetiyle yola çıkmak anlamına geliyor. Limited veya anonim şirketlerde olduğu gibi binlerce liralık sermayeyi bankaya bloke etme gibi bir zorunluluğunuz yok.
Bu yapının öne çıkan avantajlarını şöyle özetleyebiliriz:
Örneğin, freelance bir metin yazarı veya dijital pazarlama danışmanı olduğunuzu düşünelim. Müşterilerinize düzenli fatura kesmek ve çalışmalarınızı yasal bir zemine oturtmak istiyorsunuz. Bu senaryoda, yüksek maliyetli ve karmaşık süreçleri olan bir limited şirket kurmak yerine, bir şahıs şirketi ile çok daha hızlı bir şekilde ticari faaliyetlerinize başlayabilirsiniz.
Girişimcilikte ilk adımı atarken hız ve maliyet kontrolü hayati önem taşır. Şahıs şirketi, bu iki ihtiyaca aynı anda cevap vererek, fikrinizi hızla hayata geçirmenize olanak tanır. Özellikle büyük yatırımlar gerektirmeyen, bireysel yetenek ve hizmete dayalı işler için en akıllıca başlangıç noktasıdır.
Peki bu iki yapı arasındaki temel farklar neler? Aşağıdaki görsel bu farkları net bir şekilde özetliyor.

Görselde de gördüğünüz gibi, şahıs şirketi tek başına yola çıkan girişimciler için çeviklik ve maliyet avantajı sunarken, limited şirket daha çok ortaklı ve sermaye gerektiren, daha büyük ölçekli yapılar için uygun bir modeldir.
Girişimcilerin karar verme sürecini kolaylaştırmak için şahıs şirketi ile limited şirketin temel farklarını özetleyen bir karşılaştırma tablosu hazırladık. Bu tablo, hangi yapının sizin iş modelinize ve gelecek hedeflerinize daha uygun olduğunu anlamanıza yardımcı olacaktır.
Şahıs Şirketi ve Limited Şirket Karşılaştırması
| Özellik | Şahıs Şirketi | Limited Şirket |
|---|---|---|
| Kurucu Sayısı | Genellikle tek kişi | Minimum 1, maksimum 50 ortak |
| Sermaye Şartı | Yok | Minimum sermaye zorunluluğu var (Örn: 50.000 TL) |
| Kuruluş Hızı | Çok hızlı (1-3 gün) | Daha yavaş (1-2 hafta) |
| Maliyet | Düşük | Daha yüksek (noter, sermaye, harçlar) |
| Sorumluluk | Sınırsız (tüm mal varlığı ile) | Sınırlı (sadece şirkete konulan sermaye ile) |
| Vergilendirme | Gelire göre artan oranlı (%15-%40) | Sabit oranlı kurumlar vergisi |
| Karar Alma | Hızlı ve tek başına | Ortaklar kurulu kararı gerekir |
| Kapatma Süreci | Hızlı ve kolay | Daha uzun ve maliyetli (tasfiye süreci) |
Kısacası, eğer hızlı ve düşük maliyetle başlamak, esnek olmak sizin için öncelikse şahıs şirketi daha mantıklı bir seçimdir. Ancak, işinize ortak almayı planlıyor, yatırımcı arıyor ve kişisel mal varlığınızı ticari risklerden korumak istiyorsanız, limited şirketi değerlendirmeniz daha doğru olacaktır.

Şahıs şirketi kurmanın maliyeti, limited şirketlere göre bariz bir şekilde daha düşüktür. 2024 yılı itibarıyla bir limited şirket kurmak için gereken minimum sermaye 50.000 TL’ye yükseltilmişken, şahıs şirketlerinde böyle bir sermaye gösterme zorunluluğu bulunmuyor. Bu durum, özellikle kısıtlı bir bütçeyle iş kuran girişimciler için büyük bir finansal rahatlık demek. Elbette noter masrafı, mali müşavir vekalet ücreti ve damga vergisi gibi bazı başlangıç giderleriniz olacak, ancak bunlar sermaye şirketlerinin yanında oldukça makul kalıyor.
Ancak bu maliyet avantajının bir de madalyonun diğer yüzü var: Sorumluluk.
Şahıs şirketlerinde, kurucunun sorumluluğu sınırsızdır. Bu ne anlama geliyor? Şirketin borçlarından dolayı sadece şirketin varlıklarıyla değil, tüm kişisel mal varlığınızla sorumlu olursunuz. İşte bu nokta, iki yapı arasındaki en temel ve kritik farklardan biridir. Kararınızı vermeden önce bu dengeyi çok iyi düşünmeniz gerekir.
İş modelinize en uygun yapıyı seçmek için şahıs şirketi ile limited şirket arasındaki detaylı karşılaştırmayı mutlaka inceleyin. Bu rehber, “şahıs şirketi nasıl kurulur?” sorusuna geçmeden önce, neden bu yolu seçmeniz gerektiğini anlamanız için size sağlam bir zemin hazırlayacak.

Şirket kurma fikri ne kadar heyecan verici olsa da, resmi adımları atmadan önce yapacağınız hazırlıklar tüm sürecin kaderini belirler. Aceleyle başlanan işler, ileride karşınıza gereksiz maliyetler, bürokratik engeller ve ciddi zaman kayıpları olarak çıkabilir. Bu yüzden, ilk adımı sağlam atmak en önemlisi.
Aslında bu ön hazırlık aşaması, işinize yaptığınız ilk sigorta poliçesi gibidir. Sadece evrakları bir araya getirmek değil; doğru profesyonellerle yola çıkmak, iş modelinize en uygun adresi bulmak ve olası pürüzleri daha ortaya çıkmadan öngörmektir. Gelin, bu yol haritasının en kritik duraklarına birlikte göz atalım.
Şahıs şirketi kurarken vereceğiniz belki de en kritik karar, birlikte çalışacağınız mali müşaviri seçmektir. Pek çok girişimci bu adımı sadece “beyannameleri gönderecek kişi” olarak basite indirgese de, iyi bir mali müşavir bundan çok daha fazlasıdır. O, sizin finansal yolculuğunuzdaki en önemli stratejik ortağınızdır.
Doğru bir uzman, yalnızca yasal zorunlulukları yerine getirmekle kalmaz. Size vergi planlaması hakkında yol gösterir, hangi harcamaları gider olarak gösterebileceğinizi anlatır ve işiniz büyüdükçe karşılaşabileceğiniz finansal fırsatları ve riskleri öngörür. Bu yüzden seçim yaparken sadece fiyata odaklanmayın; iletişim kurma kolaylığına ve proaktif yaklaşımına da mutlaka dikkat edin.
Unutmayın, en ucuz mali müşavir her zaman en iyi seçenek değildir. Size zaman ve para kazandıracak, işinizi sizin kadar sahiplenecek bir profesyonel, yapacağınız en kârlı yatırımlardan biri olacaktır.
Mali müşavirinizle anlaştıktan sonra, işlemleri sizin adınıza yürütebilmesi için noterden bir vekaletname çıkarmanız gerekecek. Bu, sürecin en temel adımlarından biridir.
Resmi başvuruya geçtiğinizde sürecin su gibi akıp gitmesi için tüm evraklarınızın hazır ve güncel olması hayati önem taşır. Belgelerdeki küçücük bir eksiklik veya hata, kuruluş sürecini haftalarca uzatabilir. Genellikle ihtiyaç duyacağınız temel belgeler şunlar:
Bu belgeleri bir dosya içinde hazır tutmak, hem mali müşavirinizin işini kolaylaştırır hem de başvuru anında size müthiş bir zaman kazandırır.
Şirket adresi, vergi dairesi yoklaması ve resmi tebligatlar için olmazsa olmazdır. Bu noktada karşınıza birkaç farklı seçenek çıkar ve her birinin kendine özgü avantaj ve dezavantajları bulunur.
İşinizi evden yürütecekseniz, yani home office çalışacaksanız, oturduğunuz evi şirket adresi olarak gösterebilirsiniz. Ev size aitse tapu fotokopisi, kiracıysanız kira kontratı yeterli olur. Fakat kiracıysanız, kira kontratınızda “iş yeri olarak kullanılamaz” gibi bir maddenin olup olmadığını mutlaka kontrol edin. Ayrıca, bu durumda ev kiranız üzerinden bir stopaj vergisi ödeme yükümlülüğü doğacağını unutmayın. Mali müşaviriniz bu konuda size en doğru hesaplamayı yapacaktır.
Fiziksel bir ofise ihtiyacınız yoksa ama profesyonel bir iş adresi göstermek istiyorsanız, sanal ofis çözümleri tam size göre. Workon gibi sağlayıcılar, size prestijli bir yasal adres sunarken posta ve kargo takibi gibi ek hizmetlerle de hayatınızı kolaylaştırır. Bu seçenek, stopaj maliyetini ortadan kaldırdığı ve home office karmaşasını önlediği için son yıllarda oldukça popüler.

Tebrikler! Hazırlık aşamasını başarıyla tamamladınız ve tüm belgeleriniz artık elinizin altında. Şimdi en heyecanlı kısma, yani hayalinizi resmiyete döküp ticari hayata ilk adımı atmaya geldik.
Neyse ki artık bu süreç, eskisi gibi vergi dairesi koridorlarında saatler geçirmeyi gerektirmiyor. Dijitalleşen dünya sayesinde şahıs şirketi kurma işlemlerinin büyük bir kısmını oturduğunuz yerden, online olarak halledebilirsiniz. Gelin, bu sürecin kritik adımlarına, dikkat etmeniz gereken püf noktalarına ve sonrasında sizi nelerin beklediğine birlikte bakalım.
Günümüzde şahıs şirketi kurmanın en pratik yolu, şüphesiz Gelir İdaresi Başkanlığı’nın İnteraktif Vergi Dairesi (İVD) platformunu kullanmak. Bu süreci mali müşaviriniz sizin adınıza yürütebilir ama yine de adımlara hakim olmanızda büyük fayda var.
e-Devlet şifrenizle İVD sistemine girdikten sonra “İşlem Başlat” menüsünden “Sicil Bildirimleri” ve oradan da “İşe Başlama Bildirimi” seçeneğine tıklayarak başvuru formuna ulaşıyorsunuz. Formda, daha önce hazırladığınız bilgileri (iş yeri adresi, faaliyet türü vb.) dikkatlice doldurmanız gerekecek. Belgelerinizi önceden hazırlamanın bu aşamada ne kadar hayat kurtardığını görmek için şirket kuruluşu için gerekli belgeler listemize tekrar bir göz atabilirsiniz.
Başvuru formunun belki de en stratejik bölümü NACE kodu alanıdır. Bu altı haneli kod, işletmenizin ana faaliyet alanını tanımlar ve basit bir formaliteden çok daha fazlasıdır.
NACE (Avrupa Topluluğu’nda Ekonomik Faaliyetlerin İstatistiki Sınıflaması), alacağınız devlet teşviklerinden yararlanacağınız vergi avantajlarına kadar birçok konuyu doğrudan etkiler.
Unutmayın, yanlış veya eksik bir NACE kodu seçimi başınızı ağrıtabilir. İleride KOSGEB gibi kurumlardan destek almak istediğinizde başvurunuzun reddedilmesine veya beklenmedik vergi incelemeleriyle karşılaşmanıza neden olabilir. Bu adımı dikkatle atlayın.
Online başvurunuzu gönderdikten sonraki birkaç iş günü içinde, vergi dairesinden bir yoklama memuru bildirdiğiniz iş yeri adresinize bir ziyaret gerçekleştirecek. Bu ziyaretin amacı, beyan ettiğiniz adresin ve faaliyetin doğruluğunu teyit etmektir.
Memur geldiğinde sizden şu belgeleri görmek isteyecektir:
Bu kısa kontrolün ardından bir yoklama tutanağı düzenlenir. Tutanak onaylandıktan sonra şirketiniz resmen kurulmuş sayılır ve vergi levhanız İVD sistemi üzerinden indirilebilir hale gelir.
Aslında attığınız bu adım, bireysel girişimciliğe artan ilginin de bir yansıması. Nisan 2025 verilerine göre, bir önceki yılın aynı ayına kıyasla kurulan gerçek kişi ticari işletmelerinin sayısı %58,5 gibi dikkat çekici bir oranda artmış. Ticaret, inşaat ve imalat sektörlerinin başı çektiği bu istatistikler, şahıs şirketlerinin esnek yapısının ne kadar tercih edildiğini kanıtlıyor.

Artık resmi olarak bir işletme sahibisiniz! Sırada dijital çağın gereklilikleri var. e-İmza veya mali mühür alımı ve e-Fatura sistemine geçiş gibi dijital zorunluluklar, artık işinizin ayrılmaz bir parçası. Merak etmeyin, mali müşaviriniz bu konularda da size yol göstererek süreci sorunsuz bir şekilde tamamlamanıza yardımcı olacaktır.

Şirketiniz artık resmi olarak faal durumda, tebrikler! Bu harika bir başlangıç. Ancak girişimcilik yolculuğunun belki de en kritik etaplarından biri şimdi başlıyor: Mali sorumluluklarınızı doğru ve zamanında yönetmek. Bu aşama, ilk bakışta biraz karmaşık ve göz korkutucu gelebilir. Fakat temel mantığı kavradığınızda, işinizin finansal sağlığını güvenceye almanın en sağlam yoludur.
Elbette mali müşaviriniz bu süreçte en büyük destekçiniz olacak. Yine de bir işletme sahibi olarak sizin de temel vergi ve sigorta yükümlülüklerine hâkim olmanız, gelecekte can sıkıcı sürprizlerle ve cezalarla karşılaşmanızın önüne geçer. Amacımız, bu süreci sizin için basitleştirerek enerjinizi tamamen işinize odaklamanızı sağlamak.
Şahıs şirketi sahibi olarak düzenli aralıklarla yerine getirmeniz gereken bazı temel vergi sorumluluklarınız var. Bunlar, işletmenizin finansal ritmini oluşturur ve kesinlikle aksatılmaması gerekir.
Bir girişimcinin yapabileceği en maliyetli hatalardan biri, mali takvimi gözden kaçırmaktır. Beyanname son tarihlerini ajandanıza büyük harflerle not alın ve mali müşavirinizle sürekli iletişimde kalın. Bu basit alışkanlık, sizi gereksiz yere ödenecek gecikme zamlarından ve cezalardan koruyacak en etkili kalkandır.
Bir şahıs şirketinin en temel vergi yükümlülüğü, bir takvim yılı sonunda elde ettiği toplam kâr üzerinden hesaplanan Yıllık Gelir Vergisi‘dir. Şahıs şirketleri, limited veya anonim şirketler gibi sabit bir oranda vergi ödemezler. Bunun yerine, kazançları arttıkça vergi oranının da kademeli olarak yükseldiği artan oranlı bir vergi sistemine tabidirler.
Bu sistem, kazancınızı farklı vergi dilimlerine ayırır. Örneğin, 2025 yılı verilerine göre kazancınızın ilk 110.000 TL’lik bölümü için %15 vergi öderken, bu tutarı aşan kazancınız için vergi oranı %20, %27 gibi daha yüksek dilimlere geçer. Bu yüzden yıl içinde ne kadar gelir elde ettiğinizi takip etmek ve hangi vergi dilimine yaklaştığınızı bilmek, nakit akışınızı doğru planlamanız açısından hayati önem taşır. Konuyla ilgili çok daha kapsamlı bilgi için hazırladığımız yıllık gelir vergisi rehberi yazımıza göz atmanızı tavsiye ederiz.
Vergilerin yanı sıra, bir şahıs şirketi sahibi olarak sosyal güvenlik sistemine karşı da sorumluluklarınız bulunur. Bu sorumluluk, BAĞ-KUR (4B) prim ödemeleriyle yerine getirilir. Her ay düzenli olarak ödemeniz gereken bu primler, hem emekliliğiniz hem de sağlık hizmetlerinden faydalanabilmeniz için bir güvencedir.
Neyse ki devlet, yeni girişimcileri bu yolda yalnız bırakmıyor ve çeşitli teşviklerle destekliyor. Bu fırsatları bilmek, başlangıç aşamasındaki maliyetlerinizi ciddi anlamda düşürebilir.
Şahıs şirketinizi kurdunuz, tebrikler! Ama unutmayın, asıl maraton şimdi başlıyor. Resmi adımları tamamlamak, yolculuğun sadece ilk etabıdır. Girişimciliği sürdürülebilir kılmak, teorik bilgiden çok, sahada kazanılmış tecrübelerle, yani deneme yanılma ile öğrenilen pratiklerle mümkündür.
Yeni girişimcilerin sıkça düştüğü bazı temel tuzaklar var. Bu hataları en başından bilmek ve bunlardan kaçınmak, işinizin ömrünü uzatmanın ve gereksiz baş ağrılarından kurtulmanın en kesin yolu. Gelin, sizi kağıt üzerindeki bilgilerden alıp, işinizi ayakta tutacak gerçek hayat ipuçlarına götürelim.
İşte yeni girişimcilerin en sık yaptığı ve sonradan en çok pişman olduğu hata: şirket parasıyla kişisel parayı aynı cepte, yani aynı hesapta tutmak. Başlangıçta “Ne olacak canım, idare ederim” demek kolaydır, ancak bu kolaylık kısa sürede içinden çıkılmaz bir muhasebe karmaşasına dönüşür.
Düşünsenize, bir yanda market alışverişiniz, diğer yanda iş için aldığınız bir yazılım aboneliği. Hepsi aynı ekstrede. Bu durum, sadece mali müşavirinizin kabusu olmakla kalmaz, aynı zamanda hata yapma riskini de tavan yaptırır. En kritik nokta ise, olası bir vergi denetiminde kişisel harcamalarınızın da mercek altına alınmasıdır. O yüzden kural basit: Şirketiniz kurulur kurulmaz ilk işiniz, şirket adına ayrı bir banka hesabı açmak ve tüm ticari para akışını istisnasız bu hesaptan yönetmek olmalı.
Şahıs şirketinin en güzel yanlarından biri, işle ilgili pek çok harcamayı vergiden düşülebilir gider olarak gösterebilmektir. Fakat bu konuda da “her şeyi gider yazarım” yanılgısına düşmemek gerek. Kural nettir: Bir harcamanın gider sayılabilmesi için doğrudan işinizle ilgili olması ve mutlaka belgelendirilmesi gerekir.
Peki, neleri gönül rahatlığıyla gider gösterebilirsiniz?
Kritik Tavsiye: Bir harcamanın gider olup olmadığından emin değilseniz, varsayımlarla hareket etmeyin. “Bu da gider sayılır herhalde” demek, gelecekte sizi zor durumda bırakabilir. Hemen mali müşavirinize danışın. Unutmayın: İşle ilgili ve belgeli.
Bu noktada, hangi sektörlerde daha çok şahıs şirketi kurulduğunu bilmek de size bir perspektif sunabilir. Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği (TOBB) verilerine göre, 2025’in ilk yarısında kurulan 53.214 şirket ve kooperatif arasında şahıs şirketlerinin özellikle ticaret, imalat ve inşaat gibi alanlarda yoğunlaştığını görüyoruz. Sadece Haziran 2025’te inşaat sektöründe 546 şahıs şirketi kurulmuş. Bu veriler, bireysel girişimciliğin nabzının hangi sektörlerde attığını gösteriyor. Daha fazla detayı TOBB’un ilgili raporunda bulabilirsiniz.
İş adresi, sadece yasal bir formalite değildir; maliyetlerinizi, verimliliğinizi ve profesyonel imajınızı doğrudan etkileyen stratejik bir karardır. Peki, sizin için doğru seçim hangisi: Home office mi, yoksa sanal ofis mi? Bu sorunun cevabı, iş modelinize ve önceliklerinize bağlı.
| Özellik | Home Office | Sanal Ofis |
|---|---|---|
| Maliyet | Kira ve faturaların bir kısmını gider gösterirsiniz. Ev kiralıksa stopaj vergisi ortaya çıkar. | Düşük ve sabit aylık ücretle prestijli bir adresiniz olur. Stopaj vergisi yoktur. |
| Profesyonellik | Müşteri görüşmeleri ve resmi tebligatlar için pek uygun olmayabilir. | Prestijli bir iş adresi sunar, toplantı odası kiralama imkanı verir. |
| Operasyonel Kolaylık | Ev ve iş hayatı iç içe geçebilir. Odaklanma sorunları yaşanabilir. | Posta/kargo yönetimi gibi hizmetler sunarak operasyonel yükünüzü hafifletir. |
| Gizlilik | Kişisel ev adresiniz tüm resmi kayıtlarda ve faturalarınızda yer alır. | Kişisel adresiniz tamamen gizli kalır, şirketiniz için profesyonel bir adres kullanılır. |
Eğer işiniz %100 dijitalse ve hiç müşteri ağırlamıyorsanız, home office başlangıç için bir seçenek olabilir. Ancak, profesyonel bir imaj çizmek, stopaj gibi ek maliyetlerden kaçınmak ve posta, kargo, yasal tebligat gibi operasyonel dertlerle uğraşmak istemiyorsanız, Workon gibi sanal ofis çözümleri hem maliyet hem de prestij açısından size büyük avantaj sağlayacaktır.
Şahıs şirketi kurma yolculuğunda kafanızda onlarca sorunun belirmesi çok doğal. “Memur olarak şirket kurabilir miyim?”, “SSK’lı çalışırken ne olacak?” veya “Ofis tutmak şart mı?” gibi sorular en sık karşılaştıklarımız.
Bu bölümde, en çok merak edilen bu soruları, yılların tecrübesiyle edindiğimiz pratik bilgilerle, olabildiğince net ve anlaşılır bir şekilde yanıtlayacağız.
Bu soru, belki de en sık duyduğumuz sorulardan biri. Cevabı net bir şekilde verelim: 657 sayılı Devlet Memurları Kanunu‘na göre, devlet memurlarının tacir veya esnaf sayılacak ticari faaliyetlerde bulunması yasak. Bu nedenle bir devlet memuru, kendi adına aktif bir şahıs şirketi kurup işletemez.
Fakat burada küçük bir nüans var. Memurun eşi veya reşit çocukları pekâlâ kendi adlarına bir şahıs şirketi kurabilir. Bu durum, memurun doğrudan ticari bir faaliyette bulunmaması nedeniyle yasal bir sorun yaratmaz.
Kesinlikle evet! Özel sektörde SSK’lı (4A) olarak çalışırken kendi adınıza bir şahıs şirketi kurmanızın önünde hiçbir yasal engel yok. Hatta bu, günümüzde maaşlı işinin yanında kendi hayalini kovalamak isteyen veya ek gelir yaratmak isteyen birçok profesyonelin tercih ettiği popüler bir yöntem.
Burada dikkat etmeniz gereken iki kritik nokta var:
Hayır, fiziksel bir ofis kiralamak veya satın almak zorunda değilsiniz. Ancak vergi dairesine yasal bir iş adresi bildirmeniz zorunludur. Neyse ki bu konuda maliyetleri düşüren harika ve esnek çözümler mevcut.
Eğer işinizi evden yürütebiliyorsanız, ikamet ettiğiniz adresi home office olarak gösterebilirsiniz. Bu seçenek, özellikle freelancerlar, danışmanlar ve dijital hizmet sunanlar için neredeyse sıfır maliyetle harika bir başlangıç noktasıdır.
Diğer popüler ve profesyonel çözüm ise sanal ofis kiralamaktır. Sanal ofisler, size prestijli bir yasal adres, posta-kargo takibi gibi hizmetler sunarak profesyonel bir imaj çizmenizi sağlar. Üstelik sizi ev adresinizi kullanmanın getirebileceği stopaj vergisi gibi ek maliyetlerden de kurtarır.
Şirket adresi sadece bir formalite değil, işinizin profesyonel kimliğinin bir parçasıdır. Sanal ofisler, düşük maliyetle yüksek prestij elde etmenin ve kişisel adres gizliliğinizi korumanın en akıllıca yollarından biridir.
Elbette! Bu, iş dünyasında oldukça yaygın bir adımdır. İşleriniz büyüdükçe, cironuz arttıkça, yeni ortaklar almayı planladığınızda veya daha kurumsal bir kimliğe bürünmek istediğinizde şahıs şirketinizi limited şirkete dönüştürebilirsiniz.
Bu işleme “tür değişikliği” denir ve Ticaret Sicili Müdürlüğü’ne başvuruyla gerçekleştirilir. Şirketi kapatıp yeniden açmaktan çok daha avantajlıdır, çünkü ticari geçmişiniz, vergi numaranız ve diğer tüm kazanılmış haklarınız kesintisiz olarak yeni şirkete aktarılır. Bu süreçte mali müşaviriniz size en doğru yol haritasını çizecektir.
Doğrudan bir başkası adına şirket kurma işlemi yapamazsınız. Çünkü şirket kuracak kişinin bizzat kendisinin başvuru yapması ve imza beyannamesi gibi resmi belgeleri şahsen vermesi gerekir.
Ancak eşiniz, elbette kendi adına bir şahıs şirketi kurabilir ve siz de işlerin yürütülmesinde ona destek olabilirsiniz. Eğer eşiniz çalışmıyorsa (örneğin ev hanımı ise), bu durum onun ticari hayata atılması için harika bir fırsat olabilir. Hatta Genç Girişimci Desteği şartlarını taşıyorsa, vergi ve BAĞ-KUR prim avantajlarından yararlanarak aile bütçesine ciddi bir katkı sağlayabilir.
İşletmeniz için prestijli bir yasal adres arayışındaysanız veya ofis maliyetlerinizi düşürmek istiyorsanız, Workon‘un sunduğu sanal ofis, hazır ofis ve paylaşımlı ofis çözümlerini keşfedin. Workon ile işinizi kurarken hem profesyonel bir başlangıç yapın hem de maliyetlerinizi kontrol altında tutun.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!