
Hayallerinizi gerçeğe dönüştürüp kendi işinizin patronu olma yolunda atılacak ilk adımlar, çoğu zaman en kritik olanlardır. Şirket kurma süreci, dışarıdan bakıldığında karmaşık bir labirent gibi görünebilir. Ancak doğru adımları izlediğinizde ve yanınıza iyi bir mali müşavir aldığınızda, bu süreç düşündüğünüzden çok daha basit bir hal alabilir.
Bir firma kurmak, en temelde seçeceğiniz şirket türüne karar vermek, gerekli evrakları toparlamak ve Ticaret Sicili’ne kaydınızı yaptırmaktan ibarettir. Eğer tek başınıza yola çıkıyorsanız, bir şahıs şirketi sadece birkaç gün içinde faaliyete geçebilir. Ancak ortaklı bir yapı veya daha kurumsal bir hedefiniz varsa, limited veya anonim şirket kuruluşu genellikle 1-2 hafta kadar sürebilir.
Kendi işinizin patronu olma fikri ne kadar heyecan verici olsa da bu yola çıkmadan önce en kritik adımı atmalısınız: İş fikrinizi sağlam bir iş modeline oturtmak. Bu ilk aşama, gelecekteki başarınızın ve işinizin ayakta kalmasının adeta temelini oluşturur.

Her büyük şirket, parlak bir fikirle yola çıkar. Ama fikir tek başına faturaları ödemez. İşte bu yüzden fikrinizi somut bir iş modeline dönüştürmelisiniz. Bu, “nasıl para kazanacağım?”, “müşterim kim?” ve “onlara ne gibi bir değer sunacağım?” gibi soruların net cevaplarını bulmak demektir.
Mesela, el yapımı takılar satmak harika bir fikir. Ama iş modeliniz, bu takıları Instagram’dan mı, kendi e-ticaret sitenizden mi yoksa yerel butiklerle anlaşarak mı satacağınızı belirler. Vereceğiniz bu karar, pazarlama bütçenizden operasyonel maliyetlerinize kadar her şeyi kökünden etkileyecektir.
İş modeliniz netleştiğinde, sırada belki de en önemli karar var: Şirketinizin yasal yapısını seçmek. Türkiye’de en çok tercih edilen üç şirket türü bulunuyor ve her birinin kendine has avantajları ve sorumlulukları var:
Doğru şirket türünü seçmek, sadece bir formaliteden ibaret değildir. Bu karar, ödeyeceğiniz vergiden yasal sorumluluklarınıza, hatta işinizin gelecekteki büyüme potansiyeline kadar her şeyi doğrudan şekillendirir. Bu yüzden acele etmeyin; hedeflerinizi ve risk toleransınızı masaya yatırıp öyle karar verin.
Şirket türü seçimi, girişimcilik yolculuğunuzun en önemli kavşaklarından biridir. Her bir yapının kendine özgü mali, hukuki ve operasyonel sonuçları vardır. Aşağıdaki tablo, bu üç yaygın şirket türünü temel özellikleriyle karşılaştırarak karar verme sürecinize yardımcı olmayı amaçlıyor.
| Özellik | Şahıs Şirketi | Limited Şirket (LTD) | Anonim Şirket (AŞ) |
|---|---|---|---|
| Kuruluş Maliyeti | Düşük | Orta | Yüksek |
| Kuruluş Hızı | Çok Hızlı (1-2 gün) | Hızlı (3-5 gün) | Orta (1-2 hafta) |
| Ortak Sayısı | Tek kişi | En az 1, en fazla 50 ortak | En az 1 ortak, üst sınır yok |
| Sermaye Gerekliliği | Zorunlu değil | En az 50.000 TL | En az 250.000 TL |
| Sorumluluk | Sınırsız (Tüm mal varlığı) | Sınırlı (Sermaye payı kadar) | Sınırlı (Sermaye payı kadar) |
| Vergilendirme | Gelir Vergisi (Artan oranlı) | Kurumlar Vergisi (Sabit oranlı) | Kurumlar Vergisi (Sabit oranlı) |
| İdeal Olduğu Durumlar | Freelancer’lar, küçük esnaf | KOBİ’ler, aile şirketleri | Büyük ölçekli işletmeler, startup’lar |
Bu tablo, her şirket türünün genel bir çerçevesini sunmaktadır. Seçim yaparken kendi iş modelinizi, gelecek planlarınızı ve finansal durumunuzu göz önünde bulundurarak bir mali müşavire danışmanız, en sağlıklı sonucu almanızı sağlayacaktır.
Şirket türü seçerken sadece bugünü değil, yarını da düşünmelisiniz. Şahıs şirketi olarak başlamak kolaydır, evet. Ama işler büyüyüp bir ortak alma ihtiyacı doğduğunda, yapıyı limited şirkete dönüştürmek size ek maliyet ve zaman kaybı olarak geri dönecektir.
Örneğin, tek başınıza danışmanlık hizmeti veriyorsanız şahıs şirketi gayet yeterlidir. Fakat hedefiniz zamanla bir ekip kurup ulusal çapta bir danışmanlık firması olmaksa, en başından limited şirket olarak yola çıkmak çok daha stratejik bir hamle olur. Bu ilk adımı doğru atmak, yolculuğunuzun ilerleyen kısımlarında sizi pek çok bürokratik ve finansal dertten kurtaracaktır.

Şirket türüne karar verdikten sonra, girişimcilik yolculuğunuzun en heyecanlı ama bir o kadar da resmi adımlarına geçiyoruz. Burası, fikrinizin artık kâğıt üzerinde yasal bir kimlik kazandığı, bürokrasinin devreye girdiği yer. Gözünüz korkmasın; doğru bir yol haritası ve profesyonel destekle bu süreci sandığınızdan çok daha rahat atlatabilirsiniz.
Şahıs şirketi kurmak, diğerlerine kıyasla en hızlı ve en az maliyetli seçenek. Süreç genellikle interaktif vergi dairesi üzerinden online olarak başlatılıyor. Bir mali müşavirle anlaştıktan sonra, kimlik bilgileriniz ve iş yeri adresinizle başvuruyu birkaç saatte tamamlamak mümkün.
Ancak işin içine limited veya anonim şirket kurmak girdiğinde, süreç biraz daha detaylanıyor. Bu noktada iyi bir mali müşavirle çalışmak bir tercih değil, neredeyse bir zorunluluk haline geliyor. Tüm süreci sizin adınıza yürütecek ve size yol gösterecek en önemli partneriniz o olacak.
Limited ve anonim şirketlerin kuruluş yolculuğu, Ticaret Bakanlığı’nın Merkezi Sicil Kayıt Sistemi (MERSİS) üzerinden başlıyor. MERSİS, şirket ana sözleşmesini hazırladığınız, ortaklık yapısını belirlediğiniz ve tüm resmi başvuruları yaptığınız online bir platform.
Aşağıdaki görsel, MERSİS’in ana başvuru ekranından bir kesit. Bu platformda şirket unvanı sorgulamadan ana sözleşme oluşturmaya, oradan da tescil başvurusuna kadar tüm kritik işlemleri yapacaksınız.

Gördüğünüz gibi, sistem sizi adım adım yönlendiriyor ve gerekli tüm bilgileri doldurmanızı istiyor. Yine de bu aşamada hata yapmamak ve yasalara tam uyumlu bir ana sözleşme hazırlamak için mali müşavirinizin desteği hayati önem taşıyor.
MERSİS üzerinden ana sözleşmeyi hazırlayıp onayladıktan sonra sistem size bir talep numarası verecek. İşte bu numarayla birlikte bağlı olduğunuz ticaret odasına tescil başvurusu yapmanız gerekecek.
Unutmayın, ana sözleşme şirketinizin anayasasıdır. Ortakların hak ve sorumluluklarından kâr dağıtımına, şirketin temsilinden fesih şartlarına kadar her detayı içerir. Bu yüzden standart bir metin kullanmak yerine, iş modelinize ve ortaklık yapınıza özel olarak hazırlanması ileride yaşanabilecek anlaşmazlıkları önler.
MERSİS kaydını tamamladıktan sonra, sürecin en somut adımlarından olan noter ve ticaret sicili aşamasına geliyoruz. Burada atmanız gereken temel adımlar şunlar:
Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi oldukça dinamik. TOBB verilerine göre, 2025’in ilk üç ayında kurulan şirket sayısı bir önceki yıla göre %3,6 azalmış olsa da, kurulan gerçek kişi ticari işletme yani şahıs şirketi sayısında %9,6’lık bir artış var. Bu istatistik, bireysel girişimciliğin ve daha esnek yapıların popülerliğini koruduğunu net bir şekilde gösteriyor.
Tescil işleminin tamamlanmasıyla işiniz bitmiyor. Faaliyete geçmeden önce atlamamanız gereken birkaç kritik adım daha var. Örneğin, vergi dairesine işe başlama bildirimi yapmalı ve şirket adına bir vergi levhası oluşturmalısınız.
Ayrıca yevmiye defteri, defter-i kebir gibi yasal defterlerin noter tarafından tasdik edilmesi de bir zorunluluk. Tüm bu süreçte hangi belgelerin gerektiğini önceden bilmek işinizi çok kolaylaştırır. Şirket kuruluşu için gerekli belgelerin tam listesine ve detaylarına göz atarak hazırlıklı olmak, süreci ciddi anlamda hızlandıracaktır.
Tüm bu bürokratik süreç, özellikle ilk kez şirket kuran biri için oldukça yorucu ve karmaşık gelebilir. Her adımın yasalara uygun, eksiksiz ve zamanında atılması şart. Yapılacak küçücük bir hata bile sürecin uzamasına, ek maliyetlere ve hatta ileride idari cezalara neden olabilir. İşte bu yüzden iyi bir mali müşavir, bu yolculuktaki en değerli partneriniz olacaktır.
Bir iş fikrini hayata geçirirken en çok merak edilen ve bazen de endişe veren konuların başında maliyetler geliyor, değil mi? Şirket kurma sürecini finansal olarak doğru planlamak, yolculuğun en başında sağlam bir zemin oluşturmak demek. Masrafları daha en baştan tek seferlik ve düzenli giderler olarak ikiye ayırmak, bütçenizi yönetmenizi inanılmaz kolaylaştıracaktır.

Başlangıçta karşılaşacağınız maliyetler, seçtiğiniz şirket türüne göre ciddi anlamda değişiyor. Şahıs şirketi kurmak, en ekonomik başlangıcı sunarken, limited ve anonim şirketlerde noter masrafları, ticaret odası kayıtları ve sermaye gibi daha büyük kalemler devreye giriyor.
Kuruluş aşamasındaki masraflar, genellikle bir defaya mahsus ödenen ücretlerdir. Bu ücretler, aslında şirketinizin yasal olarak tanınması için atılması zorunlu olan bürokratik adımları kapsıyor.
İşte en temel başlangıç masraflarınızdan bazıları:
Aşağıda, farklı şirket türleri için tahmini başlangıç maliyetlerini karşılaştırabileceğiniz bir tablo hazırladık. Bu rakamların ortalama değerler olduğunu ve şehre, seçtiğiniz hizmetlere göre değişebileceğini unutmayın.
| Masraf Kalemi | Şahıs Şirketi (₺) | Limited Şirket (₺) | Anonim Şirket (₺) |
|---|---|---|---|
| Noter Giderleri | 700 – 1.000 | 2.500 – 4.000 | 3.500 – 5.000 |
| Ticaret Odası Tescil | – | 4.000 – 6.000 | 6.000 – 8.000 |
| Mali Müşavir Kuruluş Ücreti | 1.000 – 2.000 | 2.500 – 4.000 | 4.000 – 6.000 |
| Sermaye Blokesi (Minimum) | – | 12.500 | 12.500 |
| Diğer (Damga Vergisi vb.) | 200 – 400 | 1.000 – 1.500 | 1.500 – 2.500 |
| Tahmini Toplam | 1.900 – 3.400 | 22.500 – 28.000 | 27.500 – 34.000 |
Tablo, şahıs şirketinin ne kadar daha uygun maliyetli bir başlangıç sunduğunu net bir şekilde gösteriyor. Limited ve anonim şirketlerde ise sermaye gereksinimi ve resmi harçlar toplam maliyeti ciddi şekilde artırıyor.
Pek çok girişimci, sadece kuruluş anındaki ücretlere odaklanarak bir bütçe yapıyor. Ancak asıl mesele, şirket faaliyete geçtikten sonra her ay düzenli olarak ödenecek sabit giderleri de hesaba katmak. Bu giderleri öngörmek, nakit akışınızı sağlıklı yönetmenizi sağlar ve işin en başında sizi stresten kurtarır.
Şirketiniz tescil edildikten sonra masraflar bitmiyor; aksine, düzenli bir gider takvimi başlıyor. Bu giderler, iş yapsanız da yapmasanız da ödemeniz gereken sabit maliyetlerdir ve bütçenizin en önemli parçasını oluştururlar.
Aylık ve yıllık olarak karşılaşacağınız temel sabit giderler şunlar:
Türkiye’deki girişimcilik ekosisteminin ne kadar canlı olduğu istatistiklere de yansıyor. Örneğin, 2023 yılının ilk yarısında kurulan toplam şirket ve kooperatif sayısı 53.214 olarak kaydedildi. Bu şirketlerin büyük bir çoğunluğunu limited şirketler oluşturuyor ve bu tür, toplam sermayenin yaklaşık %59’unu temsil ediyor. Bu veriler, doğru finansal planlama ile yola çıkan girişimcilerin ekonomideki yerini nasıl sağlamlaştırdığını gösteriyor.
İyi bir bütçe planlaması, “şirket nasıl kurulur” sorusunun en kritik cevaplarından biri. Hem başlangıç maliyetlerini hem de düzenli giderleri net bir şekilde listelemek, yolda tatsız sürprizlerle karşılaşmadan işinizi güvenle büyütmenizi sağlar.

Şirketinizin ticaret siciline tescil edilmesiyle birlikte, girişimcilik yolculuğunuzun en önemli dönemeçlerinden birini başarıyla geride bıraktınız. Harika bir başlangıç! Ancak bu, sürecin bittiği anlamına gelmiyor; aksine, yasal kimliğinizle birlikte yeni sorumluluklarınız başlıyor. Artık düzenli olarak yerine getirmeniz gereken ve ihmal edildiğinde başınızı ağrıtabilecek yasal yükümlülükleriniz var.
Bu aşamada atılacak adımlar, şirketinizin ticari faaliyetlerini pürüzsüz bir şekilde yürütebilmesi için zemin hazırlar. Gözünüz korkmasın; iyi bir mali müşavirin yönlendirmesiyle tüm bu süreçleri kolayca yönetebilirsiniz.
Şirket tesciliniz onaylandıktan hemen sonra, vakit kaybetmeden tamamlamanız gereken birkaç kritik işlem bulunuyor. Bu adımlar, şirketinizin devlet kurumları nezdinde tam anlamıyla faal hale gelmesini sağlayacak.
Bu ilk adımları eksiksiz tamamlamak, ileride karşınıza çıkabilecek bürokratik engelleri ve olası cezaları en başından önlemenizi sağlar.
Şirketiniz faaliyete geçtiği andan itibaren, düzenli bir vergi ve beyanname takvimi hayatınıza giriyor. Her birinin farklı bir amacı ve son teslim tarihi var. Bu tarihleri kaçırmak ise doğrudan gecikme faizleri ve vergi cezaları anlamına gelir.
Tavsiye: Mali takvimi bir ajandaya işlemek veya mali müşavirinizle düzenli iletişimde kalarak hatırlatmalar almak, en yoğun zamanlarda bile bu önemli tarihleri atlamamanızı sağlar. Unutmayın, yasalara uyum, işletmenizin sürdürülebilirliği için temel bir güvencedir.
Karşılaşacağınız temel vergi beyannameleri şunlar:
Bu düzenli yükümlülükler, Türkiye’de ticari hayatın temelini oluşturur. Sektördeki canlılık da bunu destekler nitelikte. Örneğin, 2025 Temmuz ayında Türkiye’de kurulan 9.946 şirket ve kooperatifin %87,3’ü limited şirket olarak tescil edildi. Bu rakamlar, özellikle limited şirket yapısının girişimciler için ne kadar popüler olduğunu gösteriyor. Detaylı istatistiklere göz atarak Türkiye’deki şirket kurma eğilimleri hakkında daha fazla bilgi edinebilirsiniz.
Vergi beyannamelerinin yanı sıra, sosyal güvenlik alanında da önemli sorumluluklarınız var. Bu sorumluluklar hem kendiniz hem de (varsa) çalışanlarınız için geçerli.
Eğer bir limited veya anonim şirket ortağıysanız ya da şahıs şirketi sahibiyseniz, kendi sosyal güvenceniz için düzenli olarak BAĞ-KUR primi ödemekle yükümlüsünüz. Bu, emeklilik ve sağlık hizmetlerinden yararlanabilmeniz için zorunlu bir adım.
Personel istihdam ediyorsanız işler biraz daha detaylanıyor. Her ay çalışanlarınız adına SGK primlerini hesaplayıp ödemeniz, ayrıca işe başlayan veya işten ayrılan personelin bildirimlerini yasal süreler içinde SGK’ya yapmanız şart. Bu bildirimlerdeki gecikmelerin yüksek idari para cezalarına yol açabildiğini unutmayın.
Kısacası, kuruluş sonrası süreci doğru yönetmek, en az kuruluş aşaması kadar kritik. Yasal yükümlülüklerinizi zamanında ve eksiksiz yerine getirmek, işinize odaklanmanız için size huzurlu ve güvenli bir zemin sunar.
Teori bir yere kadar. Yasal prosedürler, evrak işleri… Bunlar işin alfabesi. Ama asıl dersler, bu yollardan daha önce geçmiş, tökezlemiş, düşmüş ama kalkıp sonunda başarmış girişimcilerin tecrübelerinde gizli. Çünkü bir şirket kurmak, sadece kağıt üzerinde bir imza atmaktan ibaret değil. Bu, strateji, öngörü ve olası mayınlardan ustaca kaçınmayı gerektiren uzun bir maraton.

Başarılı girişimcilerin hikayelerine baktığımızda, hepsinin ortak bir paydası var: Hatalarından ders çıkarmak. Neyse ki sizin, onların yaptığı hataları tekrarlamak gibi bir zorunluluğunuz yok.
Girişimcilik yolculuğunun başında, heyecanla ya da bazen sadece bilgisizlikle atılan bazı adımlar var ki, sonradan baş ağrıtabiliyor. Bu hatalar küçük gibi görünse de, sonuçları işinizin geleceği için oldukça maliyetli olabilir.
1. Sadece “açılış” masrafıyla yola çıkmak
En klasik hata budur. Sadece dükkanı tutacak, ilk malzemeleri alacak parayı hesaplayıp “tamamdır” demek. Oysa bir işletme, özellikle ilk 6 ay, hatta bazen 1 yıl boyunca cepten yiyebilir. Kâra geçmesi zaman alır ve bu süreçte giderler asla durmaz.
Mesela, bir kafe açmak için sadece demirbaş ve kira depozitosunu hesaplayan bir girişimci düşünelim. İlk birkaç ay beklediği müşteri sayısına ulaşamadığında, personel maaşlarını ve faturaları nasıl ödeyecek? İşte bu senaryo, onu ya borçlanmaya ya da kepenkleri erkenden indirmeye sürükler.
Usta Tavsiyesi: Bütçenizi yaparken, kuruluş maliyetlerinin üzerine en az 6 aylık sabit giderlerinizi ekleyin. Kira, maaşlar, faturalar, vergiler… Hepsi dahil. Bu size, işler rayına oturana kadar hayati bir nefes alma alanı yaratır.
2. Ortaklık sözleşmesini “laf arasında” halletmek
Can ciğer arkadaşlarla veya aile üyeleriyle iş kurarken “aramızda lafı mı olur” demek, en sık düşülen tuzaklardan biri. Ne yazık ki işin içine para ve sorumluluk girdiğinde, en sağlam görünen ilişkiler bile sarsılabilir.
İki yazılımcı düşünün, yazılı bir ortaklık sözleşmesi olmadan yola çıkmışlar. Biri ayrılmak istediğinde hissesinin değeri ne olacak? Yeni bir yatırımcı araya katılırsa kimin ne kadar söz hakkı olacak? Bu sorular en başta cevaplanmadığında, kaçınılmaz olarak kriz çıkar.
3. “Hele bir para kazanalım, vergisini sonra düşünürüz” demek
Bu yaklaşım, gelecekte sizi devasa bir vergi borcuyla karşı karşıya bırakabilecek tehlikeli bir kumardır. Şirket türünüzün vergi oranları ne? Hangi muafiyetlerden yararlanabilirsiniz? Neleri gider gösterebilirsiniz? Bu soruların cevaplarını işin en başında bilmelisiniz.
Şirket kurma maliyetleri ve ilk aylardaki finansal yük gözünüzü korkutmasın. Devletin, özellikle taze girişimcileri ayağa kaldırmak için sunduğu harika teşvikler ve hibe programları var.
Bu konuda çalacağınız ilk kapı kesinlikle KOSGEB (Küçük ve Orta Ölçekli İşletmeleri Geliştirme ve Destekleme İdaresi Başkanlığı) olmalı. KOSGEB, girişimcilik eğitimlerinden tutun da hibe ve faizsiz kredi desteklerine kadar çok geniş bir yelpazede imkan sunuyor.
Destekler hakkında en güncel ve doğru bilgiye ulaşabileceğiniz ilk adresiniz burası olmalı.
Kendi web sitelerindeki “Destekler” bölümünü kurcalayarak iş modelinize uygun programları rahatlıkla bulabilir, başvuru şartlarını öğrenebilirsiniz.
Peki, başka neler var?
Bu tavsiyeler, yasal süreçlerin ötesinde, işinizi ayakta tutacak ve büyütecek stratejik hamlelerdir. Başarılı olmuş insanların tecrübelerinden faydalanmak, sizi hedeflerinize çok daha sağlam adımlarla ulaştıracaktır. Türkiye’deki ünlü girişimcilerin ilham veren başarı hikayelerini okuyarak bu yolculukta yalnız olmadığınızı görebilir ve motivasyonunuzu tazeleyebilirsiniz.
Şirket kurma macerası, özellikle yolun başındayken akla bir sürü soru getirir. Sürecin her adımı, yeni bir merakı tetikler. Bizim amacımız ise bu yolda size güven vermek; en çok kafa karıştıran noktaları net, anlaşılır ve tamamen pratik yanıtlarla aydınlatmak.
Bu bölümde, girişimcilerin en çok sorduğu soruları ve yılların deneyimiyle harmanlanmış cevapları bir araya getirdik.
Bu, özellikle maliyetleri minimumda tutmak isteyen taze girişimcilerin dilindeki ilk sorulardan biri. Şunu netleştirelim: Yasal olarak, bir şahıs şirketi kurarken mali müşavirle anlaşmak zorunda değilsiniz. Teoride, kendi beyannamelerinizi hazırlayıp gönderme hakkınız var.
Ancak iş limited ve anonim şirketlere gelince durum tamamen değişiyor. Bu şirketler, vergi beyannamelerini Gelir İdaresi Başkanlığı’na gönderebilmek için bir mali müşavirle “e-beyanname aracılık sözleşmesi” imzalamak zorundalar. Yani, bu yapılar için mali müşavirle çalışmak fiili bir zorunluluk haline geliyor.
Tecrübeden bir not: Şirket türünüz ne olursa olsun, mali müşaviri bir masraf kalemi olarak değil, stratejik bir yatırım olarak görün. Bir müşavir sadece beyanname göndermez; vergi planlaması yapar, sizi devlet teşviklerinden haberdar eder ve farkında olmadan yapabileceğiniz yasal hatalardan korur. Bu, uzun vadede size hem zaman hem de ciddi paralar kazandırır.
Evet, kesinlikle! Ev adresinizi şirketinizin resmi adresi olarak kullanabilirsiniz. Özellikle hizmet sektöründeki freelancer’lar, danışmanlar veya tamamen evden çalışanlar için bu, “home office” modeliyle oldukça yaygın ve maliyetleri düşüren akıllıca bir çözüm. Sizi en baştan ofis kirası gibi büyük bir yükten kurtarır.
Yalnız, bu kararı vermeden önce dikkat etmeniz gereken birkaç kritik nokta var:
İşte bu gibi durumlarda sanal ofisler devreye giriyor. Size prestijli bir yasal adres sunarken, sizi fiziksel bir ofisin getireceği maliyetlerden tamamen kurtarır.
Evet, bu konu oldukça net. Şirketiniz ticaret siciline tescil edildiği veya vergi dairesine kaydınız yapıldığı anda BAĞ-KUR (4B) sigortalılığınız da otomatik olarak başlar. Henüz tek bir fatura bile kesmemiş veya hiç gelir elde etmemiş olsanız dahi, bu primleri düzenli ödemekle yükümlüsünüz.
Neyse ki burada harika bir istisna var: Genç Girişimci Desteği.
Eğer 29 yaşını doldurmadıysanız ve bu kurduğunuz ilk şahıs şirketinizse, bu destekten faydalanabilirsiniz. Bu teşvik sayesinde devlet, tam 1 yıl boyunca BAĞ-KUR primlerinizi sizin yerinize ödüyor. Bu, yeni bir iş için müthiş bir finansal nefes demektir.
Hiç şüphesiz, evet! Mevcut bir iş yerinde SGK’lı (4A) olarak çalışırken, aynı anda kendi adınıza bir şahıs şirketi açabilir veya bir limited/anonim şirkete ortak olabilirsiniz. Bu, ek gelir elde etmek ya da kendi işini kurma hayalini adım adım gerçeğe dönüştürmek isteyenler için çok popüler bir yol.
Peki, bu senaryoda BAĞ-KUR durumu ne oluyor?
Mevcut işinizdeki SSK sigortalılığınız sürdüğü müddetçe, yeni kurduğunuz şirket için ayrıca bir BAĞ-KUR primi ödemenize gerek kalmaz. SGK, öncelikli sigorta olarak SSK’yı kabul eder. Ancak mevcut işinizden ayrıldığınız anda, şirketiniz üzerinden BAĞ-KUR sigortalılığınız otomatik olarak devreye girer.
Hayalinizdeki işi kurarken ofis maliyetlerinin sizi yavaşlatmasına izin vermeyin. Workon, size İstanbul’un en prestijli lokasyonlarında yasal bir iş adresi sunan sanal ofis çözümleriyle yanınızda. Profesyonel imajınızı güçlendirirken sabit giderlerinizi minimumda tutmak için https://www.workon.com.tr adresini ziyaret edin ve size en uygun paketi seçin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!