
Türkiyede marka tescili yapmak isteyenler için süreç çok zor değil. Markanızı resmen kaydetmek için Türk Patent ve Marka Kurumu’na başvurmalısınız. Önce gerekli belgeleri toplarsın. Sonra doğru ürün ya da hizmet sınıfını seçersin. Başvuruyu internetten yaparsın ya da kendin gidip tamamlarsın. Sonrasında ise kurumun inceleme ve yayın süreçleri başlıyor.
Marka tescili sadece bir yasal işlem gibi görünse de bu doğru olmaz. Bu adım, işinizin adını ve güvenini korur. Tescilli marka, yasal koruma sağlar. Tescilli marka, markanızı pazarda öne çıkarır.
Bir iş yerinin geleceği için önce iş yerinin kimliğini korumak gerekir. Tescil, başka birinin logonuzu, isminizi ya da sloganınızı izinsiz almasını engeller. Rekabetin çok olduğu sektörlerde bu, markanızın kopyalanmasını ve başkalarının haksız para kazanmasını önler. Müşteriler de markanızı hemen fark eder.
Bu süreci üç basit adımda anlatmak mümkün: koruma, değer kazanma ve rekabet üstünlüğü. Aşağıda yer alan infografik bu yolculuğu net bir şekilde gösteriyor.

Resimde de görüldüğü gibi, her adım bir sonraki adımı destekliyor. Bu şekilde marka pazarda daha sağlam kalıyor ve zamanla başarıya ulaşmak daha kolay oluyor.
Tescilli bir marka sadece yasal koruma vermez. Başka yararlar da vardır. İşletmenizin finansal değerini de doğrudan etkiliyor. Tescilli marka, şirketin bilançosunda yer alır. Marka başkasına devredilebilir veya başkası kullanabilir. Tescilli marka somut bir değer kazanır. Bu da potansiyel yatırımcılar ve iş ortakları nezdinde şirketinize duyulan güveni artırır.
Marka tescili bir masraf değildir, markanın geleceği için en iyi yatırımlardan biridir. İşletmenin adı müşteride güven duygusu oluşturur. Müşteriler güvenince, işletmeden tekrar hizmet alır. Böylece işletme daha fazla görünür. Güven, işletmenin adını öne çıkarır.
Türkiye’de marka tescili, işletmelerin markalarını yasal koruma altına almak için izlediği resmi bir yol ve son dönemde başvurularda adeta bir patlama yaşanıyor. Bu artış, markalaşmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Şimdi bu adımı atmazsan, geride kalırsın.
Unutmayın ki marka tescili, kapsamlı markalaşma stratejileri ile birleştiğinde gerçek gücünü ortaya koyar. Türkiye’de marka tescili, işletmelerin markalarını yasal koruma altına almak için izlediği resmi bir yol ve son dönemde başvurularda adeta bir patlama yaşanıyor. Bu artış, markalaşmanın ne kadar önemli olduğunu gösteriyor. Şimdi bu adımı atmazsan, geride kalırsın.
Yeni başlayan bir işte ya da küçük bir şirkette marka tescili yapmak zorunlu hale geldi. Şöyle bir şey düşünün. Uzun süre uğraştınız, bir isim ve bir logo buldunuz. Sonra başka biri geldi ve bu ismi kendi adına tescil ettirdi. Böyle bir durumda, tüm pazarlama çalışmaları boşa gidebilir. Hatta o ismi kullanmanız yasal olarak engellenebilir.
İşte bu yüzden, işin en başında tescil işlemini tamamlamak, gelecekte başınızı ağrıtacak büyük sorunları ve maliyetleri en başından engeller. Bu rehber, süreci tek tek anlatarak konunun daha iyi anlaşılmasına yardımcı olur.
Marka tescili almak isteyenler, başvuru öncesinde hazırlık yapmalı. Pek çok kişi bu hazırlığı atlıyor. Bu adımı geçmemek lazım. Yoksa insan, nereye gideceği belli olmayan bir gemiyle denize açılmış gibi olur. Aylar sonra alınan bir “benzer marka zaten varmış” cevabı, zamanınızı ve paranızı boşa harcar.
Bu yüzden işe, iyi bir marka araştırması yaparak başlamak gerekir. Aklınızdaki o harika ismin ya da logonun sizden önce başkaları tarafından kapılıp kapılmadığını kontrol etmelisiniz. Bu adım, ilerde çıkabilecek yasal sorunları ve masrafları önlemek için yapabileceğiniz en iyi şey.
Tabii ideal marka ismini bulmak da başlı başına bir sanat. Bu yol hem yaratıcı hem de planlı düşünmeyi ister. Eğer ilham ararsanız, size hazırladığımız şirket ismi bulma rehberimize bakın. İyi bir isim, markanın en önemli parçasıdır.
Neyse ki bu araştırma için servet harcamanıza gerek yok. TÜRKPATENT, tescilli markaları ve başvurusu yapılan markaları herkese açık bir veritabanında gösteriyor. Bu sisteme girin, aradığınız adı ya da benzeri adları hemen bulun.
Yalnız bir tüyo: Arama yaparken sadece ismin birebir aynısını değil, kulağa benzer gelen (fonetik) veya anlam olarak yakın kelimeleri de mutlaka kontrol edin. Diyelim ki markanın adı “Hızlı Kargo”. “HızKargo” ya da “Jet Kargo” gibi adların da tescilli olup olmadığını kontrol etmek reddedilme riskini düşürür.

Bu araştırma, ortaya çıkabilecek sorunları gösterir ve sektördeki diğer rakiplerin markalaşma konusunda nasıl bir yol izlediği hakkında bilgi verir. Stratejinizi oluşturmak için iyi bir şans.
Ön araştırma yapmak şarttır, bunu atlamayın. Başvuru ücretini ödemeden önce bir saat araştırma yapmak, aylarca bekleyip reddedilmekten ya da boşa para harcamaktan kurtarır.
Araştırmanızdan kesin bir sonuç aldıysanız şimdi en az bunun kadar önemli olan bir sonraki adıma, yani doğru sınıfı seçmeye geçebiliriz.
Marka tescili, her yerde ve her alanda tam koruma sunmaz. Korumanız, yalnızca başvuru yaparken seçtiğiniz belirli mal ve hizmet kategorileri, yani “sınıflar” için geçerlidir. Bu gruplandırma, dünya genelinde kabul edilen Nice Sınıflandırması sistemine göre yapılır.
Bu sistem, tüm mal ve hizmetleri toplam 45 farklı sınıfa ayırır:
Doğru sınıfı seçmek, markanın nerede korunacağını gösterir. Diyelim ki bir giyim markanız var ve sadece 25. sınıf için tescil aldınız. Bu durumda başka bir girişimci, sizinle aynı ismi kullanarak bir restoran (43. sınıf) açabilir ve yasal olarak bu duruma müdahale etme şansınız pek olmayabilir.

Doğru sınıfı seçmek için, bugün ne yaptığınıza bakmak yeterli olmaz. Yarın nerede olmak istediğinizi de düşünmek gerekir. Vizyonunuza daha büyük bir açıdan bakın.
İşte bu süreçte işinizi kolaylaştıracak birkaç taktik:
Örneğin, Workon markasını ele alalım. Ana hizmetimiz paylaşımlı ofis ve sanal ofis sunmak. Bu durumda bizim için en kritik sınıflar şunlar olurdu:
Yanlış sınıf seçimi ya da eksik bir sınıf seçmek, tescilin geçerli olmamasına neden olabilir. Bu yüzden tam olarak emin değilseniz, bir marka vekilinden yardım istemek ileride size en çok fayda sağlar. Bu adımları bitirdikten sonra TÜRKPATENT’e başvuru yapabilirsiniz.
Daha önce markanın size ait olduğundan emin oldunuz ve hangi sınıflarda koruma gerekeceğini belirlediniz. Harika!Şimdi o kadar emeği resmiyete dökme zamanı. Marka tescil başvurunuzu Türk Patent ve Marka Kurumu’na (TÜRKPATENT) yapmanın iki yolu var: eski usul, yani fiziki olarak kuruma evrak teslim etmek ya da her şeyin çok daha pratik ilerlediği çevrimiçi sistemi kullanmak.
Açıkçası günümüzde neredeyse herkes ikinci yolu seçiyor. Zaman kazandırıyor ve başvuru ücretleri de düşük oluyor. Elektronik Başvuru Sistemi sayesinde işlemleri ofisinizde ya da evde rahatça yapabilirsiniz. Posta sıraları, evrak takibi gibi dertler olmadan başvurunuzu birkaç tıkla kuruma anında ulaştırmak varken neden zahmete giresiniz ki?
EPATS başvurusu yaparken karşılaşacağınız şeyleri ve gereken belgeleri size adım adım anlatacağım. Başvuru formunu açınca ne yapacağınızı bilmenizi ve kendinize güvenerek devam etmenizi istiyoruz.

Başvuru yapmadan önce tüm belgeleri bilgisayarda hazır tutmak, işlemin düzgün ve eksiksiz bitmesine yardım eder.
EPATS sistemini kullanmak basit. Ama sisteme giriş yapıp başvuru bitirmek için bazı kurallar var. Bu kurallar, işlem yaparken güvenliği sağlamak ve kimliği kontrol etmek için var.
İhtiyaç duyacağınız üç temel şey şunlar:
Bu üç temel madde tamamsa, TÜRKPATENT’in resmi sitesinden EPATS portalına rahatlıkla girebilirsiniz.
Başvuru formunu doldurmaya başladığınızda sistem sizden bazı bilgileri girmenizi ve belgeleri yüklemenizi isteyecek. Bunları daha önce hazırlamak, son anda panik yapmanızı önler. İster kendi adınıza ister şirketiniz için başvurun, genel olarak ihtiyacınız olacaklar aşağı yukarı aynı.
Başvurunuzu tamamlarsanız, inceleme daha hızlı başlar. Eksik bir belge bile başvurunun reddedilmesine ya da sürecin çok uzamasına yol açabilir. Bu yüzden belge hazırlığını çok dikkatli yapmak çok önemli.
İşte elinizin altında hazır olması gerekenler:
Şirket başvurusu sırasında, temsilci olduğunu göstermek için imza sirküleri gibi bazı belgeler istenebilir. Başvurudan önce, şirket kurarken hazırlanan belgeleri tekrar kontrol etmek işleri kolaylaştırır. Hatta bu konuda daha fazla bilgi için Şirket kuruluşu için gerekli belgeler yazımıza da bir göz atabilirsiniz.
Genelde ana adımlar değişmez. Ama başvuruyu kendin için yaparsan ya da şirket adına yaparsan bazı küçük ve önemli farklar olur.
Tüm belgeleri tam ve doğru şekilde hazırladıktan sonra, EPATS sistemi ile başvuru formunu doldurabilirsiniz. Endişelenmeyin, sistem size her adımda ne yapacağınızı gösterecek. Gerekli bilgileri yazmanız için alanlar açıkça görünecek.
Başvuru dosyanızı TÜRKPATENT’e başarıyla gönderdiniz. Harika!Sürecin en kritik adımlarından birini geride bıraktınız ama yolculuk burada bitmiyor. Şimdi en çok merak edilen ve biraz beklemeyi gerektiren kısım başlıyor: inceleme ve değerlendirme süreci. Bu adımda markanızın tescil edilip edilmeyeceği belli olur. Markanın geleceği burada şekillenir.
Başvurunuz kuruma ulaştığı andan itibaren bir uzman tarafından mercek altına alınır. Bu inceleme temelde iki aşamalıdır: şekli inceleme ve esasa ilişkin inceleme. Evraklarınızın tam olup olmadığına bakarlar ama asıl önemli olan esasa göre yapılan değerlendirmedir. Uzmanlar, markanızın tesciline engel olabilecek herhangi bir pürüz var mı diye titiz bir araştırma yapar.

Bu değerlendirme etabını hasarsız atlatmak, markanız için yasal korumayı kapmak anlamına geliyor. Gelin, bu sürecin katmanlarına birlikte daha yakından bakalım.
TÜRKPATENT uzmanları, başvurunuzu Sınai Mülkiyet Kanunu’nda net bir şekilde belirtilen “mutlak ret nedenleri” süzgecinden geçirir. Bir marka, tescil almak için önce bu ana engelleri geçmeli. Marka bu kurallardan birine uymazsa, en başta elenebilir.
Peki, mutlak ret nedenleri nedir?En çok görülenler şunlardır:
Uzman, marka için bu ölçütlere bakar ve dikkatlice inceler. Başvurunuzda bir problem olmazsa, başvurunuz sonraki aşamaya geçer.
Uzman incelemesinden alnının akıyla çıkan markanız, hemen tescil edilmiyor. Bunun yerine, her ay yayımlanan Resmi Marka Bülteni’nde kamuoyunun dikkatine sunuluyor. Bu adım işleri netleştiriyor ve başka markaların haklarını koruyor.
Markanız bu bültende tam 2 ay boyunca yayında kalır. Bu süre zarfında, başka kişiler daha önce aynı ya da benzer bir markayı tescil ettirdiği için, markanızın kendi markalarıyla karışabileceğini ya da haklarını ihlal edebileceğini söyleyerek başvurunuza itiraz edebilir.
İşte bu 2 aylık bekleme süresi, sürecin en heyecanlı ama bir o kadar da stresli kısmıdır. Kimse karşı çıkmazsa, tescile bir adım daha yaklaşırsınız. Ama bir itiraz gelirse de hemen karaları bağlamamak gerek.
İki aylık süre itiraz gelmeden sona ererse, marka için tescil kararı aşamasına geçerler. Peki ya birisi markanıza itiraz ederse ne olacak?
Bültende yayımlanan markanıza bir itiraz gelmesi moralinizi bozmasın. Bu durum genelde olur ve markanızı anlatmak için bir şans sunar. TÜRKPATENT, size yapılan itirazı ve nedenlerini resmi bir yazıda bildirir.
Bu bildirimi aldıktan sonra, karşı taraf ne dedi ise siz de kendi fikrinizi söylemek için bir süre alırsınız. Şu aşamada, markanızın itiraz edilen markadan neden farklı olduğunu, tüketiciler için bir karışıklık oluşturmadığını ve özgün olduğunu anlatan bir karşı görüş dilekçesi yazmanız gerekir.
Dilekçe yazarken bu konulara dikkat edebilirsiniz:
Hazırlanan bu savunmayı kurumun Yeniden İnceleme ve Değerlendirme Kurulu inceler. Kurul, itiraz edenin savunmasını da sizin savunmanızı da inceleyip sonunda bir karar verir. Bu karar başvurunuzu kabul edebilir ya da reddedebilir. Burada bazı teknik şeyler var. Bir marka vekilinden yardım almak, başarı şansını artırır.

Marka tescili alırken en çok sorulan noktaya geldik. Marka tescil ücreti bütçenize nasıl yansır? Marka tescil koruması ne kadar sürer?Sürecin maliyeti, sadece bir sayıya bakmaz. Birkaç şey maliyeti etkiler. Markanızı hangi ve kaç farklı alanda korumak istediğiniz, toplam maliyeti belirler.
Bu yatırım markanızı bir sigorta gibi korur ve ileride markanıza destek olur. İlk olarak, hesap doğru olursa kötü bir sürpriz yaşanmaz. Şimdi bu maliyetleri ve tescil sonrası olacakları açıkça konuşalım.
Marka tescili için cebinizden çıkacak toplam ücret genellikle üç ana bölümden oluşur. Bu kalemleri bilmek, bütçeyi en baştan doğru yapmak için size yol gösterir.
Güncel marka tescil ücretleri, tek sınıf başvuru ücreti, ek sınıf ücretleri ve 10 yılın sonundaki yenileme maliyetleri gibi kalemlerden oluşur. Bu ücretler her yıl TÜRKPATENT tarafından belirlenir ve markanızı korumanın önemli bir parçasıdır. Marka tesciliyle ilgili yeni düzenlemeler hakkında daha fazla bilgiye buradan ulaşabilirsiniz.
Aşağıda, bu maliyetlerin farklı senaryolarda nasıl görünebileceğine dair pratik bir tablo hazırladım. Bu rakamlar, bütçenizi planlarken size yol gösterecektir.
| Maliyet Kalemi | Tek Sınıflı Başvuru (Tahmini) | Üç Sınıflı Başvuru (Tahmini) |
|---|---|---|
| Başvuru Ücreti (1 Sınıf) | 1.498,39 TL | 1.498,39 TL |
| Ek Sınıf Ücreti | – | 3.297,76 TL (2 x 1.648,88 TL) |
| Tescil Belgesi Ücreti | 3.868,88 TL | 3.868,88 TL |
| Toplam Tahmini Maliyet | 5.367,27 TL | 8.665,03 TL |
Not: Yukarıdaki ücretler, TÜRKPATENT’in 2024 yılı için belirlediği resmi rakamlardır ve her yıl güncellenmektedir. Bu tablo, vekil veya danışmanlık ücretlerini içermez.
Gördüğünüz gibi, koruma alanınızı genişletmek maliyeti artırsa da, markanızın geleceği için stratejik bir yatırım olabilir.
Peki markanız tescil edilince bu koruma her zaman devam eder mi?Hayır. Türkiye’de marka tescili, başvuru tarihinden sonra tam 10 yıl geçerli olur. Bu süre zarfında, tescil belgenizde belirtilen sınıflar dahilinde markanız yasal olarak tamamen sizin kontrolünüzdedir. Başkası kullanamaz, taklit edemez.
Bu 10 yıl, markayı duyurmak, müşteriyi elde tutmak ve markanın değerini yükseltmek için iyi bir zaman sunar. Ama süre bitmeye yaklaşınca, korumanın devam etmesi için sizin bir şey yapmanız gerekir.
Tescil belgenizi aldığınızda takviminize bir not düşün: 10 yıl sonra markanızı yenilemeniz gerekecek. Bugünü atlarsan, bütün çaba ve para boşa gidebilir.
On yıllık koruma süresi bitmeden markanızı korumak için markanızı yenilemeniz gerekir. Aksi halde marka hakkınızı kaybedersiniz. Yenileme başvurusunu, koruma süresi dolmadan önceki altı ay içinde yapabilirsin.
Bu süreyi kaçırırsanız telaş etmeyin. TÜRKPATENT size bir hak daha veriyor. Koruma süresinin bitiminden sonraki altı ay içinde, bir miktar gecikme cezası (ek bir ücret) ödeyerek de yenileme yapabilirsiniz. Ama bu son fırsatı da kaçırırsanız, markanız üzerindeki bütün haklarınızı kaybedersiniz ve marka yeniden başvurulara açılır. Bu da bir başkasının markanızı alabileceği anlamına gelir.
Tescil belgesi almak her şeyi çözmez. Marka işin asıl kısmı yönetimle başlar. Bu belge size bazı önemli haklar verir fakat aynı zamanda bazı sorumluluklar da yükler.
İşte sahip olduğunuz haklar:
Unutmamanız gereken en kritik sorumluluk ise şudur:
Marka tescil süreci bitmek üzereyken kafanıza yeni sorular takılabilir. Sürecin adımlarını açıkça anlattık ama uygulama sırasında küçük detaylarda insan bazen kararsız oluyor. Bu bölümde, girişimciler ve küçük işletme sahipleri en çok akıllarına takılan soruları ve bu soruların kolay cevaplarını bulabilir.
İşlerin yolunda gittiği, herhangi bir itirazla karşılaşılmadığı ideal bir senaryodan bahsediyorsak, Türkiye’de marka tescil süreci başvuru tarihinden itibaren ortalama 6 ila 8 ay kadar sürer. Tabii bu süre, TÜRKPATENT’in o dönemdeki iş yoğunluğuna ve başvurunuzun incelenme detaylarına göre biraz esneyebilir.
Bu soruya net bir cevabım var: Hayır, tescil tamamlandıktan sonra markanızın logosu veya ismi üzerinde köklü bir değişiklik yapamazsınız. Çünkü koruma, başvuruyu yaptığınız andaki orijinal hali kapsar.
Eğer logoda markanın ana figürünü ya da renklerini tümüyle değiştirirseniz, bu yeni logo için yeni bir marka tescil başvurusu gerekir. Ama ayırt ediciliği etkilemeyen, minik kozmetik güncellemeler genellikle sorun yaratmaz.
Hayır, yasal olarak bir marka vekiliyle çalışmak zorunda değilsiniz. Başvurunuzu EPATS sistemi üzerinden bizzat kendiniz de yürütebilirsiniz, sistem bu konuda bireysel kullanıcılar için oldukça erişilebilir.
Ama şunu da ekleyeyim, marka hukuku kendi içinde ayrı detaylar ve kurallar bulundurur. Başvuru yapmadan önce konu hakkında bilgi toplamak, uygun sınıfı bulmak ve bir uzmandan yardım alıp savunmaya hazırlanmak başvurunun reddedilme ihtimalini düşürür. Bu destek sayesinde ileride zaman ve para kazanırsınız.
Evet, kesinlikle yapabilirsiniz ve bu oldukça yaygın bir yöntemdir. TÜRKPATENT’te en önemli şey, yasal bildirimlerin doğru ve resmi bir adrese gitmesidir.
Sanal ofisler yasal tebligat adresi olduğu için, marka başvurularında iletişim adresi olarak da geçer. Bu durum, yeni iş kuranlar ve esnek çalışma sistemiyle çalışan şirketler için büyük bir kolaylık sağlar.
İşinizi yasal olarak korumak ve iyi bir başlangıç yapmak için gereken desteği Workon sağlar. Marka başvurusu için sanal ofislerimizi tercih edebilirsiniz. Sanal ofis size yasal adres sağlar. Posta ve kargo işlemlerini de sanal ofis ekibi takip eder. Bu şekilde işleriniz biraz daha kolay olur. İşletmeniz için en iyi çözümü bulmak için bugün workon.com.tr adresini ziyaret edin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!