
Yeni bir iş kurmak, o parlak fikri alıp ete kemiğe büründürme sanatıdır aslında. Bu yolculuk pazar araştırması, kılı kırk yaran bir iş planı, finansman bulma ve yasal prosedürleri tamamlama gibi duraklardan geçer. Ama doğru stratejiyle her girişimci için bu hedef kesinlikle ulaşılabilir.

Bugün devleşen her işletme, bir zamanlar sadece bir kişinin zihnindeki bir kıvılcımdı. Fakat bir fikri değerli kılan şey ne kadar parlak olduğu değil, gerçek bir ihtiyaca ne kadar isabetli cevap verdiğidir. “Yeni iş kurmak” dediğimiz serüvenin ilk ve en kritik aşaması da tam olarak budur: Fikrinizin gerçek dünyada bir karşılığı olup olmadığını anlamak. Bu da sezgilere güvenmekten ziyade, veriye dayalı bir doğrulama süreciyle mümkün olur.
Peki, nereden başlamalı? İlk iş, fikrinizi çevreleyen pazarı mercek altına almak. Hedef kitleniz kim? Onların henüz çözülmemiş ne gibi dertleri, karşılanmamış ne tür ihtiyaçları var? Mevcut çözümlerden neden memnun değiller? İşte bu sorulara bulacağınız cevaplar, iş modelinizin temel direkleri olacak.
Teorik varsayımlarla yola çıkmak, belki de girişimcilerin en sık düştüğü tuzaktır. Fikrinizin gerçekten bir alıcısı olup olmadığını anlamanın en sağlam yolu, onu potansiyel müşterilerle yüzleştirmektir. Endişelenmeyin, bu illa ki karmaşık ve pahalı pazar araştırmaları anlamına gelmiyor.
Diyelim ki el yapımı organik cilt bakım ürünleri satmak gibi bir fikriniz var. İşe küçük adımlarla başlayabilirsiniz. Birkaç prototip hazırlayıp çevrenizdeki insanlara denetin, yerel bir semt pazarında küçük bir stant açın ya da sosyal medyada anketler düzenleyin. Bu ilk temaslardan alacağınız geri bildirimler, ürününüzü geliştirmeniz ve pazarlama dilinizi şekillendirmeniz için size paha biçilmez veriler sunacaktır.
Unutmayın, en iyi iş fikirleri, var olan bir soruna daha iyi, daha hızlı veya daha ekonomik bir çözüm getirenlerdir. Müşterilerinizle ne kadar erken konuşmaya başlarsanız, onların “gerçek” sorunlarını o kadar çabuk anlarsınız.
Bu erken aşama doğrulama süreci, yalnızca ürününüzü değil, iş modelinizi de test eder. İnsanlar bu ürün veya hizmet için cüzdanlarını açmaya gerçekten istekli mi? Bu sorunun cevabı, yolculuğun devam edip etmeyeceğini belirleyen en hayati faktördür.
Türkiye’de yeni bir iş kurmanın kendine has dinamikleri ve fırsatları var. Genç ve teknolojiyle barışık nüfusumuz, özellikle dijital tabanlı girişimler için muazzam bir potansiyel taşıyor. Ancak madalyonun diğer yüzünde, rekabetin oldukça yoğun olduğu ve bürokratik süreçlerin bazen sabırları zorlayabildiği bir pazar gerçeği yatıyor.
Bu ekosistemde ayakta kalmak ve büyümek için birkaç temel unsuru aklınızda tutmanızda fayda var:
Bu ilk adım, tüm girişimcilik serüveninizin en sağlam temelidir. Fikrinizi sağlam bir zemine oturttuğunuzda, sonraki aşamalarda karşınıza çıkacak fırtınalara karşı çok daha dirençli olursunuz. Şimdi, bu doğrulanmış fikri nasıl somut bir plana dönüştüreceğimize bakalım.

Parlak bir fikir, girişimcilik serüveninin sadece başlangıç fişeğidir. O fikri hedefe ulaştıracak yakıt ise A’dan Z’ye düşünülmüş, gerçekçi bir iş planıdır. Bu plan, yalnızca bankadan kredi çekmek ya da yatırımcı bulmak için hazırlanan bir belge olmanın çok ötesinde, sizin kişisel yol haritanızdır. Zor kararlar alırken size rehberlik edecek, potansiyel riskleri önceden görmenizi sağlayacak ve hedeflerinize nasıl ulaşacağınızı adım adım gösterecektir.
Yeni bir iş kurmanın heyecanı baş döndürücü olabilir, ancak süreci sağlam bir plana oturtmak başarı şansınızı katbekat artırır. Unutmayın, en parlak fikirler bile stratejik bir yapıdan yoksunsa yolda kaybolmaya mahkumdur. Planınız, fikrinizin soyut dünyadan çıkıp somut adımlara dönüştüğü ilk andır.

İş planınızı karmaşık finansal tablolar ve uzun paragraflardan oluşan sıkıcı bir doküman olarak görmeyin. Tam tersine, bu plan işletmenizin DNA’sını anlatan, yaşayan bir rehber olmalı. Sağlam bir plan, birkaç temel bileşenden oluşur ve her biri, işinizin farklı bir yönünü aydınlatır.
Mesela, özel tasarım takılar satan bir e-ticaret sitesi kurduğunuzu hayal edelim. Planınızın “Ürün ve Hizmetler” bölümünde sadece takılarınızı listelemek yetmez. Kullandığınız malzemelerin kalitesini, tasarımlarınızın özgünlüğünü ve sizi rakiplerinizden ayıran o eşsiz hikayeyi de burada anlatırsınız.
Bir iş planında mutlaka bulunması gereken bazı kritik başlıklar şunlardır:
Bu yapı, düşüncelerinizi organize etmenize ve her detayı gözden geçirmenize yardımcı olacaktır.
Girişimcilerin en çok zorlandığı kısımlardan biri de genellikle finansal projeksiyonları hazırlamaktır. Geleceği tahmin etmek elbette imkansız, ancak ayakları yere basan tahminler yapmak işinizin sağlığı için hayati önem taşır. İlk yatırım maliyetlerinizi, aylık sabit giderlerinizi ve başabaş noktanızı çok dikkatli hesaplamalısınız.
İş planınızın finansal bölümü, işinizin sadece kârlı olup olmayacağını değil, ne zaman kâra geçeceğini de gösterir. Bu, nakit akışınızı yönetmek ve beklenmedik durumlara karşı hazırlıklı olmak için kritik bir bilgidir.
Bu hesaplamalar, işinizi kurmak için ne kadar sermayeye ihtiyacınız olduğunu da net bir şekilde ortaya koyar. Yatırımcılar veya kredi kurumları, rakamlarınızın ne kadar tutarlı ve araştırmaya dayalı olduğuna özellikle dikkat edecektir.
Türkiye’deki girişimcilik ekosistemi oldukça dinamik. Ekonomik dalgalanmalara rağmen yeni iş kurma motivasyonu her zaman yüksek. Örneğin, 2025 yılının ilk 7 ayında gerçek kişi ticari işletmelerinin sayısında %20,8 gibi dikkat çekici bir artış yaşandı. Bu veri, KOBİ’lerin ülke ekonomisindeki önemini bir kez daha gösteriyor; zira 2022 verilerine göre toplam istihdamın %70,6’sı ve ihracatın %31,6’sı KOBİ’ler tarafından sağlanıyor.
Planınızı daha da güçlendirmek için stratejik analiz araçlarından faydalanmak akıllıca bir hamledir. SWOT analizi, bu araçların en bilinenlerinden ve en etkili olanlarından biridir. İşletmenizin güçlü (Strengths) ve zayıf (Weaknesses) yönlerini, karşınıza çıkabilecek fırsatları (Opportunities) ve tehditleri (Threats) objektif bir şekilde masaya yatırmanızı sağlar.
Bu analiz, pazarlama stratejinizi oluştururken veya olası risklere karşı önlem alırken size somut veriler sunar. Örneğin, rakiplerinizin zayıf olduğu bir alanda sizin güçlü bir yönünüz varsa, bu sizin için önemli bir pazar fırsatı olabilir. Kendi işiniz için bu analizi nasıl etkili bir şekilde yapacağınızı öğrenmek isterseniz, SWOT analizi nedir ve nasıl yapılır konulu rehberimize göz atabilirsiniz.
Sonuç olarak, iyi hazırlanmış bir iş planı, sizi belirsizliklerden koruyan bir zırh ve hedeflerinize ulaştıran bir pusula görevi görür.
Harika bir iş planı hazırladınız, pazarınızı analiz ettiniz ve artık fikrinizi hayata geçirmeye hazırsınız. İşte bu noktada, “yeni iş kurmak” serüveninin belki de en somut ve göz korkutucu iki adımıyla karşılaşırsınız: Gerekli sermayeyi bulmak ve bürokratik labirentlerde kaybolmadan yasal süreçleri tamamlamak.
Bu aşamalar, hayallerinizin gerçekliğe dönüştüğü o kritik kavşaklardır. İşletmenizin ihtiyaç duyduğu finansmanı sağlamak, motoru çalıştırmak için gereken ilk yakıtı bulmak gibidir. Neyse ki Türkiye’de girişimciler için tek bir kapı yok; KOSGEB hibelerinden melek yatırımcı ağlarına, geleneksel banka kredilerinden kitle fonlaması gibi yenilikçi modellere kadar birçok farklı seçenek mevcut. Önemli olan, kendi iş modelinize ve büyüme hedeflerinize en uygun olanı seçmektir.
Her finansman modelinin kendine özgü avantajları ve beklentileri var. Örneğin, bir teknoloji girişimi için melek yatırımcı veya risk sermayesi fonu (VC) aramak mantıklıyken, yerel bir kafe açmak için banka kredisi veya KOSGEB desteği çok daha uygun olabilir. Yanlış finansman türünü seçmek, gelecekte işinizin kontrolünü kaybetmenize veya altından kalkamayacağınız borç yükleriyle boğuşmanıza neden olabilir.
Sermaye arayışı, sadece para bulmak değil, aynı zamanda doğru stratejik ortakları bulma sürecidir. Bir melek yatırımcı size sadece finansal destek değil, aynı zamanda değerli bir network ve paha biçilmez bir mentorluk da sunabilir.
İşte en yaygın finansman kaynakları ve kimler için daha uygun oldukları:
Bu süreçte iş planınızın ne kadar hayati olduğunu bir kez daha göreceksiniz. Aşağıdaki infografik, plan hazırlama sürecinin temel adımlarını görselleştirerek bu adımların finansman arayışınızdaki rolünü anlamanıza yardımcı olur.

Bu görseldeki adımlar, potansiyel yatırımcılara veya kredi kurumlarına sunacağınız hikayenin temelini oluşturur. Hedeflerinizin netliği, mali öngörülerinizin gerçekçiliği ve risklere karşı hazırlıklı olmanız, size olan güveni kesinlikle artıracaktır.
Sermayeyi bulduktan veya en azından bir yol haritası çizdikten sonra, işletmenizi yasal bir kimliğe kavuşturma zamanı gelir. Türkiye’de şirket kurma süreci ilk bakışta karmaşık görünebilir, ancak adımları doğru takip ettiğinizde oldukça yönetilebilir bir hal alır. Unutmayın, bu süreç işinizin gelecekteki vergi yükümlülüklerinden yasal sorumluluklarına kadar her şeyi etkileyecek.

İlk ve en önemli karar, şirket türünü seçmektir. Tek başınıza başlıyorsanız şahıs şirketi en pratik ve düşük maliyetli seçenek olabilir. Ortaklı bir yapı veya daha büyük hedefler için ise limited (LTD) ya da anonim (AŞ) şirket kurmak daha mantıklıdır. Bu karar, tamamen iş modelinizin ölçeğine ve gelecek planlarınıza bağlı.
Şirket türünüze karar verdikten sonra izlemeniz gereken temel adımlar şunlar:
Bu adımlar kulağa teknik gelse de, iyi bir mali müşavir süreci sizin için büyük ölçüde basitleştirecektir. Ayrıca, yeni iş kurmak için gereken tüm belgeleri önceden hazırlamak size ciddi zaman kazandırır.
Bu konuda daha fazla bilgi edinmek için şirket kuruluşu için gerekli belgeler hakkındaki detaylı yazımıza göz atabilirsiniz. Bu aşamaları eksiksiz tamamlamak, ileride karşılaşabileceğiniz yasal ve mali sorunları en başından engellemenizi sağlar.
Harika bir fikir ve sağlam bir finansal plan, iş kurma yolculuğunun sadece başlangıcı. Asıl büyü, o fikri hayata geçirecek, zorluklar karşısında sizinle omuz omuza direnecek ve başarıları birlikte kutlayacak doğru insanları bir araya getirmekte yatıyor. Girişiminizin ilk çalışanları yalnızca görevleri yerine getiren kişiler değildir; onlar şirket kültürünüzün temel taşları ve gelecekteki büyümenizin mimarlarıdır.
Ancak Türkiye pazarında doğru yeteneği bulmak, hele de sınırlı bir bütçeyle yola çıkan bir girişim için, oldukça çetin bir görev olabiliyor. EY tarafından yayınlanan 2025 Girişimcilik Barometresi’ne göre, Türkiye’deki girişimcilerin %53’ü aradıkları becerilere sahip aday bulmakta, %49’u ise deneyimli adaylara ulaşmakta zorlanıyor. Araştırmaya katılanların yalnızca %7’si işe alımda herhangi bir sorun yaşamadığını söylüyor. Bu rakamlar, yetenekli insan kaynağına erişimin ne kadar kritik olduğunu gözler önüne seriyor. Konuyla ilgili Türkiye girişimcilik ekosisteminin zorluklarını inceleyen raporun tamamına göz atabilirsiniz.
İlk işe alımlarınızda sadece parlak bir öz geçmişe veya teknik becerilere odaklanmak sizi yanıltabilir. Bir girişimin dinamik ve çoğu zaman belirsiz ortamında, adayın karakteri, uyum sağlama yeteneği ve tutkusu, teknik bilgisi kadar, hatta bazen ondan bile önemlidir.
Maaş bütçeniz büyük şirketlerle yarışamayabilir, bu bir gerçek. Ama sunabileceğiniz çok daha değerli şeyler var. Adaylara işinizin vizyonunu, onlara sunacağınız öğrenme ve büyüme fırsatını ve şirketin geleceğinde nasıl kilit bir rol oynayabileceklerini anlatın. Bu, maaştan daha fazlasını arayan tutkulu yetenekleri çekmek için en güçlü kozunuzdur.
İşe alım sürecinde şu temel noktaları mutlaka gözden geçirin:
Bir girişimin ilk ekibi, şirketin DNA’sını oluşturur. Sadece işi yapacak birini değil, vizyonunuza ortak olacak ve bu yolculukta size yoldaşlık edecek birini arayın.
Unutmayın, bu ilk işe alımlar gelecekteki işe alım süreçleriniz için de bir emsal teşkil edecek. Doğru insanlarla başlamak, kartopu etkisi yaratarak benzer kalitede yetenekleri şirketinize çekmenizi kolaylaştırır.
Ekibinizi kurduktan sonraki en önemli adım, potansiyel müşterilere ulaşmak ve sürdürülebilir bir büyüme yakalamaktır. Neyse ki dijital dünya, düşük bütçelerle bile dev markalarla rekabet etmenize olanak tanıyan güçlü araçlar sunuyor. Akıllıca kurgulanmış bir dijital pazarlama stratejisi, sınırlı kaynaklarınızı en verimli şekilde kullanmanızı sağlar.
Pahalı reklam kampanyaları yerine organik büyümeye odaklanmak, başlangıç için en mantıklı yoldur. İşte hemen uygulamaya başlayabileceğiniz birkaç düşük maliyetli ama yüksek etkili pazarlama taktiği:
Bu stratejiler elbette zaman ve emek ister. Ama uzun vadede markanız için kaya gibi sağlam bir temel oluşturur. Paylaştığınız her bir içerik parçası veya sosyal medya gönderisi, dijital dünyadaki ayak izlerinizi büyüten bir yatırımdır. Bu sayede, büyük pazarlama bütçelerine ihtiyaç duymadan doğru kitleye ulaşabilir ve işinizi istikrarlı bir şekilde büyütebilirsiniz.

Yeni iş kurmak yolculuğunda belki de en kritik kararlardan biri, operasyon merkezinizi nerede ve nasıl kuracağınızdır. Geleneksel bir ofis kiralamak, özellikle yolun başındaki bir girişimci için devasa bir mali yük anlamına gelebilir. Kira, depozito, emlakçı komisyonu, bitmek bilmeyen faturalar, mobilya ve ofis ekipmanları derken, işinize yatırmanız gereken o değerli sermaye gözünüzün önünde eriyip gidebilir.
Bu ağır maliyetler, ne yazık ki pek çok parlak fikrin daha filizlenmeden solmasına neden oluyor. Neyse ki artık bu finansal engelleri aşmak için akıllı ve esnek alternatifler var. Gelin, geleneksel ofis modelinin katı kurallarından ve yüksek maliyetlerinden sıyrılarak işinize ve bütçenize tam uyum sağlayan çözümlerle tanışalım.
Geleneksel bir ofis kurmanın getirdiği sorumluluklar sadece cüzdanınızı yormakla kalmaz. Ofis yönetimi, temizlik, güvenlik, internet altyapısı gibi operasyonel detaylar en değerli varlığınız olan zamanınızı çalar. Bu da sizi asıl odaklanmanız gereken yerden, yani işinizi büyütmekten alıkoyar.
İşte tam bu noktada modern ofis çözümleri imdadınıza yetişiyor. Sanal ofis, hazır ofis ve paylaşımlı ofis (coworking) gibi modeller, girişimcilere ihtiyaç duydukları profesyonel imajı ve altyapıyı, geleneksel ofis maliyetlerinin çok küçük bir kısmına sunuyor. Bu esneklik, özellikle nakit akışının hayati olduğu ilk aylarda size paha biçilmez bir hareket alanı sağlıyor.
Sanal ofis gibi esnek çözümler, bir girişimin sermayesini koruyarak ona nefes aldırır. İşinize odaklanmanızı sağlarken, sabit giderleri ortadan kaldırarak finansal bir can simidi görevi görür.
Bu modeller sadece bir maliyet avantajı değil, aynı zamanda iş yapış şeklinizi dönüştürecek stratejik bir esneklik de sunar. Büyüdükçe ofis alanınızı genişletmek veya işler yavaşladığında küçülmek, geleneksel bir kira sözleşmesiyle neredeyse imkansızken, esnek çözümlerle bu sadece birkaç tık uzağınızdadır.
Sanal ofis, fiziksel bir mekana ihtiyaç duymadan, şirketinize prestijli bir iş merkezinde yasal bir adres sağlayan harika bir model. Özellikle uzaktan çalışan, sürekli sahada olan veya işlerini evden yürüten girişimciler için biçilmiş kaftan. Profesyonel bir iş adresi, posta ve kargo takibi ve hatta telefonlarınıza cevap veren bir sekreterlik hizmeti alırsınız.
Böylece müşterileriniz ve resmi kurumlar nezdinde kurumsal bir kimlik oluştururken, binlerce liralık ofis kirası ve fatura derdinden tamamen kurtulursunuz. İhtiyaç duyduğunuzda ise saatlik veya günlük toplantı odalarını kiralayarak müşterilerinizi profesyonel bir ortamda ağırlayabilirsiniz. Bu modelin detaylarını ve işinize nasıl katkı sağlayacağını merak ediyorsanız, sanal ofis nedir ve ne işe yarar başlıklı yazımızı mutlaka inceleyin.
İşiniz biraz büyüyüp de fiziksel bir çalışma alanına ihtiyaç duyduğunuzda ise hazır ofisler devreye giriyor. Hazır ofisler, mobilyasından internetine, mutfağından temizliğine kadar her detayın düşünüldüğü, kelimenin tam anlamıyla “anahtar teslim” çalışma alanlarıdır. Size sadece bilgisayarınızı alıp gelmek ve anında çalışmaya başlamak kalır.
Bu model, sizi aylarca sürebilecek ofis kurma ve eşya yerleştirme dertlerinden kurtararak doğrudan işinize odaklanma lüksü tanır. Paylaşımlı ofisler (coworking) ise farklı sektörlerden profesyonellerle aynı dinamik ortamda çalışarak hem yaratıcılığınızı tetikler hem de iş ağınızı genişletmeniz için doğal bir fırsat sunar. Belki de bir sonraki büyük iş fırsatınız, kahve molasında tanışacağınız birinden gelecektir, kim bilir?
Yeni bir yola çıkarken hangi ofis çözümünün sizin için en doğrusu olduğunu görmek, en kritik adımlardan biridir. Aşağıdaki tablo, geleneksel bir ofis ile Workon’un sunduğu modern çözümlerin maliyet ve esneklik açısından ne kadar farklı olduğunu net bir şekilde ortaya koyuyor.
| Özellik | Geleneksel Ofis | Workon Hazır Ofis | Workon Sanal Ofis |
|---|---|---|---|
| Başlangıç Maliyeti | Çok Yüksek | Düşük | Çok Düşük |
| Aylık Giderler | Yüksek ve Değişken | Sabit ve Öngörülebilir | Sabit ve Çok Düşük |
| Esneklik | Çok Düşük | Yüksek | Çok Yüksek |
| Operasyonel Yük | Yüksek | Sıfır | Sıfır |
Bu karşılaştırma, yeni iş kurmak isteyen bir girişimci için Workon gibi esnek çözümlerin ne kadar büyük bir avantaj sağladığını açıkça gösteriyor. Sermayenizi ve zamanınızı ofis yönetimine değil, doğrudan işinizi büyütmeye ayırmanızı sağlayarak size rekabette önemli bir üstünlük kazandırır.
Girişimcilik yolculuğuna ilk adımı atarken aklınızda onlarca sorunun dönüp durması kadar doğal bir şey yok. “Acaba doğru zamanda mıyım?”, “Ne kadar sermaye gerçekten yeterli?” ya da “Başarısız olursam ne olur?” gibi endişeler, bu yola çıkan hemen herkesin ortak kaygısı.
Bu bölümde, yeni iş kurmak isteyenlerin aklına en çok takılan soruları bir araya getirdik. Amacımız, bu sorulara net ve pratik yanıtlar vererek belirsizlikleri ortadan kaldırmak ve adımlarınızı çok daha güvenli atmanıza yardımcı olmak.
Şunu en baştan söylemek gerek: “En kârlı” iş fikri diye tek bir reçete yok. Bu, sizin yeteneklerinize, tutkunuza, bütçenize ve hedeflediğiniz pazarın gerçek ihtiyaçlarına bağlı, oldukça kişisel bir denklem. Ancak piyasadaki genel rüzgarın ne yöne estiğine bakarak bazı alanların öne çıktığını rahatlıkla görebiliriz.
Örneğin, 2025 yılında Türkiye’de yeni bir iş kurmayı düşünenler için popüler ve potansiyeli yüksek seçenekler sürekli değişiyor. Dijitalleşmenin etkisiyle, düşük sermayeli ve evden yürütülebilen işler her zamankinden daha revaçta. Bir odanızı stüdyoya çevirerek evden pilates ya da yoga eğitmenliği yapmak buna harika bir örnek. Son dönemde hem ürün hem de hizmeti bir arada sunan kitap kafeler gibi konsept mekanlar da özellikle genç kitle arasında hızla popülerleşiyor. Daha farklı fikirler için güncel iş fikirleri hakkındaki bu kaynağa bir göz atmanızı öneririm.
Sıfır sermayeyle iş kurma düşüncesi kulağa ne kadar hoş gelse de, gerçekte her işin az da olsa bir maliyeti vardır. Bu maliyet her zaman para olmak zorunda değil; bazen sadece zamanınız ve emeğinizdir. Ama evet, “düşük sermaye” ile yola çıkmak kesinlikle mümkün.
İşte size ilham verecek birkaç model:
Unutmayın, en değerli sermayeniz fikriniz, bilginiz ve çalışma azminizdir. Finansal sermaye, bu temel üzerine inşa edilen bir yapının sadece bir parçasıdır.
Bu modeller, iş fikrinizi piyasada test etmek ve ilk gelirinizi elde etmeye başlamak için harika birer başlangıç noktasıdır. Kazandığınızı tekrar işinize yatırarak zamanla büyümeyi hedefleyebilirsiniz.
İşte girişimcilerin en çok kafa yorduğu konulardan biri. Bu sorunun cevabı tamamen sizin iş modelinize, hedeflerinize ve işin ölçeğine bağlı. İki şirket türü arasında temel farklar var ve vereceğiniz karar, gelecekteki vergi yükünüzden yasal sorumluluklarınıza kadar her şeyi doğrudan etkileyecek.
Şahıs Şirketi: Genellikle tek başına yola çıkanlar, freelance çalışanlar veya küçük ölçekli hizmet sunanlar için idealdir. Kuruluşu hem daha hızlı hem de daha az masraflıdır. Ancak en kritik nokta, şirketin borçlarından tüm kişisel mal varlığınızla sorumlu olmanızdır.
Limited Şirket (LTD): Ortaklı yapılar veya daha büyük hedefleri olan, büyümeyi planlayan girişimler için daha uygundur. En büyük avantajı, borç sorumluluğunuzun sadece şirkete koyduğunuz sermaye ile sınırlı olmasıdır. Kuruluş süreci biraz daha detaylı ve maliyetlidir.
Aralarındaki temel farkları daha net görmek için aşağıdaki tabloya bir bakalım.
| Özellik | Şahıs Şirketi | Limited Şirket (LTD) |
|---|---|---|
| Sorumluluk | Sınırsız (Kişisel mal varlığı dahil) | Sınırlı (Sermaye payı ile) |
| Kuruluş Maliyeti | Düşük | Orta Seviye |
| Vergilendirme | Gelir Vergisi (Artan oranlı) | Kurumlar Vergisi (Sabit oranlı) |
| İtibar | Daha düşük | Daha yüksek |
Eğer işinizin hızla büyümesini, gelecekte yatırım almayı veya büyük firmalarla çalışmayı planlıyorsanız, limited şirket kurmak genellikle daha stratejik ve ileriye dönük bir adım olacaktır.
Girişimcilik, deneme ve yanılmalarla dolu bir maraton. Yine de başkalarının tecrübelerinden ders çıkararak bazı bilinen tuzaklardan ustaca kaçınabilirsiniz.
İşte en sık karşılaşılan hatalardan birkaçı:
Bu hatalardan kaçınmak, yeni iş kurma sürecinde başarı şansınızı ciddi anlamda artıracaktır. Unutmayın, bu yolculuktaki en büyük gücünüz, her adımda öğrenmeye ve kendinizi geliştirmeye açık olmaktır.
İşinizi kurarken ofis maliyetlerini dert etmeden, prestijli bir başlangıç yapmak ister misiniz? Workon‘un sunduğu sanal ofis, hazır ofis ve paylaşımlı ofis çözümleriyle tanışın. Sermayenizi işinize ayırın, ofis yönetimiyle biz ilgilenelim. Daha fazla bilgi almak ve size özel çözümleri keşfetmek için https://www.workon.com.tr adresini ziyaret edin.
Herhangi bir sorunuz varsa, bizimle iletişime geçebilirsiniz.




ya da
Formu doldurun, işinizi birlikte büyütelim!